Bir bedende üç kuşak...

Bir bedende üç kuşak...


       Bir tarihte "Bu insanlarla aynı takvim yapraklarını paylaştığımız için, aynı zaman dilimi içinde yaşadığımız için, aynı ülkenin vatandaşı olduğumuz için onur duyuyoruz" demiş ve birkaç örnek vermiştik. Mesela, ünlü matematikçi Cahit Arf, tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter, futbolcu Lefter gibi...
     "Hep Aşk Vardı" oyununda Yıldız Kenter'i seyrederken, kendisiyle aynı zamanda yaşamanın onurunu bir kere daha anladık.
       * * *
     "Hep Aşk Vardı" Yıldız Kenter'in hayat hikayesi...
       Yazan kendisi, üç saat boyunca tek başına oynayan da kendisi...
       Hayır, sadece kendisini oynamıyor, hem annesini, hem de kızını; yani üç kişiyi, üç kuşağı...
     Yıldız Kenter'in annesi İngiliz, bir Türk'le evlenerek Türkiye'ye geliyor, beş çocuk, yokluk, yoksulluk var, ama hep aşk da var... Kadıncağız Türkçe öğrenir, lakin, nasıl konuşur bilir misiniz? İngiliz aksanı ve Boşnak ağzı Türkçesiyle... Çünkü oturdukları mahallede komşuları Boşnak göçmenleridir.
       * * *
       YILDIZ Kenter, 72 yıllık hayat hikayesini anlatırken, yakın tarihimizden görüntülerin, bazı olayların ve insanların ipuçlarını da verir.
       * * *
     "KENT Oyuncuları" Hidayet Sayın'ın "Pembe Kadın"ını oynayacaklardır, bir gazete yazarının da onlara verilmiş oyunu vardır; yazar kendi oyununu değil de "Pembe Kadın"ı oynayacaklarını duyunca "Babıali"de gizli bir karara varılır, "Pembe Kadın"dan hiç söz edilmeyecek, bir satır dahi yazılmayacaktır.
       Bir karikatürcü, durumu bir başka yazara anlatır, keskin kalemli bu yazar, öyle bir yazı yazar ki, oyun bozulur...
       Kimdir, kimlerdir bunlar?
     Yıldız Kenter, açık açık söylüyor, gidin, seyredin, öğrenin!
       * * *
     "KENT Oyuncuları"nın bir şirkete 360 bin lira borçları vardır, 500 bin lira ödedikleri halde, faiz yüzünden hala 300 bin lira borçlu gözükmektedirler. Şirket el değiştirir, yeni sahipleri borcu hemen isterler. Holdingin sahibi onları kabul bile etmez, kardeşi ayaküstü dinler:
     "Hayır, erteleyemeyiz, hemen ödeyeceksiniz!"
       Tiyatro elden gitmek üzeredir, Ankara'ya koşarlar, Başbakan onları kırk yıllık dostlarıymış gibi karşılar:
     "Siz otelinize gidin, telefonumu bekleyin!"
       Birkaç saat sonra telefon gelir, arayan Başbakan değil, holdingin sahibidir, onları İstanbul'da beklemektedir, borçları hemen takside bağlanacaktır.
       Kimdir, kimlerdir bunlar?
     Yıldız Kenter, açık açık söylüyor, gidin, seyredin, öğrenin!
       * * *
       ANKARA turnesinde Yıldız Kenter konservatuvardan hocası olan ünlü bir şairi görür "Hocam!" diye koşar, Hoca'nın karşılığı serttir, onları Osmanlılıkla suçlar...
       Kimdir bu şair?
     Yıldız Kenter, açık açık söylüyor, gidin, seyredin, öğrenin!
       * * *
       VE Yıldız Kenter oyunu şöyle özetliyor:
     "Yaşam - ölüm arasındaki bir çizgide, 1920'de annemin Türkiye'ye gelmesinden 2000'e kadar, Türkiye'nin sislice bir panoraması önünde üç kadın... Tek gövdede üç kuşak... Olga Cynthia, Ayşe Yıldız, Fatma Leyla... Üç yaşam, üç kavga, üç aşk...
       İyi ki hep aşk vardı."
       * * *
       OYUNU seyrettikten sonra, siz de buna tek cümle ekleyebilirsiniz:
     "İyi ki Yıldız Kenter vardı."



Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr