Bir zamanlar cumhurbaşkanlığı...

Bir zamanlar cumhurbaşkanlığı...

     "DEMEK bir zamanlar cumhurbaşkanları böyle işlerle de uğraşır, böyle konularla da ilgilenirlermiş..."
       Şefik Kahraman Kaptan'ın kitabını okurken, kendi kendimize böyle dedik...
       * * *
       YIL 1940, savaş başlamış, İsmet İnönü Türkiye'yi savaşın dışında tutmak için büyük çaba gösteriyor. O günlerde Ankara'ya Alman orkestra şefi Hermann Scherchen geliyor, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Beethoven'ın bütün senfonilerini icra edecek...
       Konserler izahlı yapılıyor. Büyük besteci ve eserleri hakkında konser öncesi on dakika bilgi veriliyor, Almancadan tercüme işini felsefeci Nusret Hızır yapıyor.
       * * *
       SEKİZ senfoni ikişerden dört konserde tamamlanır, sonra 9. Senfoni'yle dizi noktalanır.
       Cumhurbaşkanı İsmet İnönü konserlerin hiçbirini kaçırmaz. Bir konser sonrası sohbet sırasında Beethoven'ın kökeni tartışılır, bazıları Beethoven için "Almandır, Almanya'nın malıdır!" deyince İsmet Paşa müdahale eder:
     "Beethoven bütün dünyanın malıdır. Ben onu Alman olarak kabul etmiyorum. Tanrı onu, bütün insanlığa hizmet etsin diye yaratmış. Dolayısıyla aynı zamanda bizim malımızdır."
       * * *
       ANKARA'daki dedikodulardan, karalamalardan, gammazlardan, kuyu kazanlardan bunalan Adnan Saygun, İstanbul'a kaçar, bu arada Yunus Emre Oratoryosu'nu bitirir, fakat çalacak orkestra yoktur. Daha doğrusu vardır da yoktur! Durum Behçet Kemal Çağlar tarafından İnönü'ye duyurulur. İnönü, Saygun'u, hiçbir şey bilmiyormuş gibi Çankaya'ya davet eder ve sorar:
     "Eee Saygun, son zamanlarda hiç sesin çıkmıyor, yoksa çalışmıyor musun?"
       Saygun durumu saygılı bir biçimde anlatınca, İnönü "Eserini merak ediyorum!" der.
       Ve ertesi hafta İsmet İnönü eşiyle birlikte Saygun'un evine gider, eseri dinler. Bir süre sonra da oratoryo sahneye çıkar.
       Rahmetli Mükerrem Berk, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'na 18 yaşında katılır. Bir cumartesi konserinden sonra, İsmet Paşa, genç müzisyene sorar:
     "Sen niye bu kadar zayıfsın, yüzün sarı, yoksa ekmeği mi az yiyorsun?"
       "Verildiği kadar yiyorum!"
       Savaş yılları ekmek karneyle aile reisine yarım ekmek, diğerlerine çeyrek ekmek... O günden sonra orkestra üyelerine de aile reisi olsun olmasın yarım ekmek verilir.
       * * *
       YILLAR sonra Mükerrem Berk orkestranın müdürüdür. İsmet Paşa Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılmıştır ama, onun opera ve müzik alışkanlığı devam etmektedir. İsmet Paşa'nın operada özel bir koltuğu vardır. Kulakları ağır işittiği için koltuğa hoparlör koymuşlardır. Yeni iktidarın ilk işlerinden biri bu koltuğu ve hoparlörü kaldırmak olur. Yine bir konser sırasında devrin bakanı, Mükerrem Berk'e aklınca emir verir:
     "İsmet Paşa'yı en önde değil, ikinci sırada oturtacaksın!"
       "Bunu yapamam efendim!"
       "O zaman ben de seni azlederim!"
       Onlar konuşurlarken, ikisi de omuzlarına değen bir elle irkilirler, gelen İsmet Paşa'dır, bakan şaşırır, ne yapacağını bilemez. "Hoş geldiniz paşam!" diyebilir.
       Kim midir bu bakan?
       Adı çok mu önemli?
       Hem söylense bile hatırlayacak mısınız?
       Ama İnönü'yü hatırlamayan var mı?
       * * *
       EVET, bir zamanlar bu memlekette böyle işlerle, bu konularla uğraşan cumhurbaşkanları vardı.
       Onlar ne gösteriş olsun diye, Klasik Batı Müziği konserlerine koşup, "İşte laik Türkiye!" diye bağırır, ne de "topatan tüccarın malları" gibi devlet sanatçılığı dağıtırlardı.
       Onlar, ellerini sürdükleri her şeyi ucuzlatmazlardı...
       Onlar da cumhurbaşkanıydı...

       DİP NOTU: Cümlenin yeni yılını okurumuz Hatunoğlu Nadir Şener'in bir dörtlüğü ile kutluyoruz.
     "Siyaset sahnesinde her role cevaz vardır
       Bugün soytarı isen yarın asil olursun
       Dümbelekten zurnaya binbir çeşit saz vardır
       Ustan çalsın, sen oyna sanma rezil olursun."

       --------------
       (x) İsmet İnönü ve Harika Çocuklar / Ümit Yayıncılık.




Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr