Darbenin parolası: Mevlana

Darbenin parolası: Mevlana

Hasan PULUR

TAHA Akyol'un son kitabının adı kadar, içeriğini tamamlayan bir başkasına zor rastlanır...
"Hayat yolunda - Gençler İçin Anılar ve Öneriler" (Milliyet Yayınları)
Bunu Andre Maurois'nın bir sözü tamamlıyor:
"Benim işlediğim hatalardan, yararlanmanızı isterim!"
* * *
KİTAP "Bir gence açık mektup"la başlıyor:
"Genç İnsan!
Sağcı mısın, solcu musun? İslamcı mı, laik mi? Şu mu, bu mu? Neysen, neci isen bilmiyorum. Sana mektup yazmamım sebebi, senin ideolojin değil zaten. Sana mektup yazarken ideolojik telkinde bulunmak gibi bir niyetim de kesinlikle yoktur.
Seni bir ideolojiye inandırmaktan daha önemli bir amacım var; hangi fikirde olursan ol, öncelikle kaliteli insan olmanın, başarılı insan, olmanın, güvenilir insan, olmanın ve metodlu düşünme'nin önemini anlatmak istiyorum.
........
Duygularını anlıyorum, senin yaşında ben de öyleydim... İnandığın izm'in tarihteki ya da varsa günümüzdeki büyük isimlerini sayacaksın... Okumasan da, onların yazdığı kitaplardan bahsedeceksin...
Benim izm'im iyidir!
Yanılıyorsun! Senin izm'in senin kafanda hangi düzeydeyse, kafanda ne kadar bilgi ve tecrübe birikimi varsa, bakış açılarını ve yüreğini ne kadar zenginleştirmişsen, senin izm'inin kalitesi de o kadardır!"
* * *
TAHA Akyol da "68 kuşağı"ndan; lakin alışılmışın dışında kuşağın sağcılarından. 1960'lı yılların başında Yozgat'tan İstanbul'a Hukuk Fakültesi'ne gelir, kendi deyimiyle ilerici arkadaşlarının kimi "proletarya devrimi"nden, kimi "ikinci 27 Mayıs'tan" söz etmekte, kimi de "Ordu gençlik el ele, haydi devrime" diye slogan atmaktadırlar.
Ya onlar?
"Bizim soyut milletten başka ne proletaryamız, ne de devrimci ordumuz vardır."
* * *
SÜRGÜNDEN dönen Türkeş'in CKMP'nin lideri seçilmesi "68 kuşağı"nın sağ kanadındaki gençler için dönüm noktası olur. Artık onlar hem Menderesçidirler, hem de Türkeşçi.
* * *
TAHA Akyol, o günleri şöyle vurgular:
"İdeolojisi ve örgütüyle kendini son derece güçlü hisseden solun bu ağır fikri baskısı altında, şimdi anlıyorum ki, biz de kendimizi kudretli hissedeceğimiz doktrinler, liderler arıyorduk.
İhtilalin kudretli Albay'ında bulacaktık bunu."
Sıra örgütlenmeye gelmiştir, MHP'ye giden yolda, CKMP'nin İstanbul Gençlik Kolu'nu Taha Akyol kuracaktır.
Tıbbiyenin emektar öğrencisi "Dr. Cevat" ağabeylerinden parolayı almışlardır:
"Albay (Türkeş) karar verdi, ihtilalin parolası Mevlana'dır! Size Mevlana denildiğinde harekete geçeceksiniz. Haydi Allahaısmarladık".
Gençlik kolunu kuracak olan Taha Akyol ve arkadaşları "Albay"ı ziyarete giderler, o "9 Işık"ı anlatır, ama onların aklında "Mevlana" vardır:
"Albay hiç renk vermiyordu. Dayanamadım:
- Albay'ım, Mevlana'yı biliyoruz!
- Öyel mi, Mesnevi'yi mi okudunuz?
İçimi bastıramadım, üsteledim:
- Yani parola, ihtilalin parolası...
Ve Dr. Cevat'ın söylediklerini anlattım. İhtilali sahibinden gizliyecek değildik ya!
Albay, müthiş sinirlendi, bizi haşladı:
Bu saçmalıkları kim çıkarıyor böyle?.. Ankara'da seçim konuşmasını yaptıktan sonra Radyo Evi'nden çıktım. Baktım ki, bir grup genç, asker nizamında dizilmiş, bana Nazi selamı yapıyorlar! Def'ettim hepsini... Bunları bırakın, köylere gidin, yol yapmak, çeşme yapmak için gönüllü çalışın. Köylülere 9 Işık'ı anlatın. Oy isteyin."
* * *
TAHA Akyol, solculuktan, sağcılıktan daha önemlisinin insanların birbirlerini tanıması olduğunu söyler, Ertuğrul Günay'la 12 Eylül'ün cezaevinde tanışırlar, o komünist, kendisi faşist olduğu için tutuklanmışlardır. Sonra:
"Ama cezaevinde birbirimizi gıyaben, yani önyargılarla, şablonlarla, tasavvurlarla değil, fiilen tanıdık... Şablonlar kalktı, insan olarak tanıştık... Ve çok iyi dost olduk.
Bugün Ertuğrul Günay'ın bilgisini, analiz yeteneğini, sağlam karakterini çok takdir ediyorum."
* * *
TAHA Akyol'un kitabını "Biz yaptık, siz yapmayın" çerçevesine oturtmak mümkün...
Ama bu durumda "Peki onlara da, biz yaptık, siz yapmayın, diyenler çıkmamış mı?" diye soranlar olabilir.
Onları da komşumuza havale ederiz...
Belki bilmezsiniz, Taha Akyol, gazetede, bizim oda komşumuzdur.





Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr