Demokrasi araç olunca...

Demokrasi araç olunca...

Hasan PULUR

MAŞALLAH, bazıları, "Hürriyet"in "El Nino" fırtınasından esinlenerek "El Tayyip" adını taktığı, İstanbul'un Refah Partili Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, galiba yeni tanımaya başladılar...
Tayyip Erdoğan'ın Siirt'te "minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler kışlalarımız" demesini dillerine doladılar...
Ne var bu lafta?
* * *
BİR buçuk yıl önce "Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır!" demesini sineye çekeceksiniz, şimdi minareyi süngüye, kubbeyi miğfere, camileri ise kışlaya benzettiği için kıyameti koparacaksınız...
* * *
İSTERSENİZ, bazılarının hafızalarını tazeleyelim, bazılarını da bu önemli sözden haberdar edelim...
Nilgün Cerrahoğlu "Pazar Sohbeti"nin bir yerinde Recep Tayyip Erdoğan'a soruyor:
"(....) RP şeriatçı bir partidir, diyebilir miyiz?
"Adil düzenci diyebilirsiniz..."
"Şeriatçılığın karşılığı olarak mı?"
"Bakın ne diyorum, adil düzenci parti, diyebilirsiniz. Kula kul olmayacak bu parti. Hakka kul olacak."
"Hakka kul da, demokrasiye bağlılığı ne olacak?"
"Dört dörtlük. Ama demokrasi amaç mı, araç mı? Haa bunda bizim bir ayrılığımız var. Biz diyoruz ki, demokrasi amaç değil, araçtır"
(x)
* * *
GÖRDÜNÜZ işte, demokrasiyi amaç değil, araç olarak gören bir zihniyetten başka ne bekliyordunuz... Demokrasiyi kendi hedefi için araç olarak gören, kalkıp, minareyi süngüye, kubbeyi miğfere, camiyi kışlaya benzetti diye hop oturup, hop kalkmanın gereği var mı?
Tayyip Erdoğan'a asıl sorulacak olan, bu lafın hesabı değil, her yağmurdan sonra İstanbul'un sel felaketine uğramasıdır.
Bu kaçıncısıdır?
* * *
BAKIN, geçtiğimiz Ağustos ayının onbeşinde bu köşede ne yazmışız, okuyun:
"Bu felaket, Taksim'e cami yaparak İstanbul'u ikinci defa fethedeceklerini sananların, aczini ortaya koymuştur.
Recep Tayyip Erdoğan'ın mağlup olduk! demesinin başka bir anlamı var mıdır?
Şimdi, yağmur duasına çıkarak İstanbul'u suya kavuşturduklarını söyleyenlere sormak gerekir:
- Yoksa dua ederken ipin ucunu mu kaçırdınız?
Söylediklerine, çıkardıkları cicili bicili dergilere bakarsanız, sanırsınız ki, onlardan önce İstanbul'da belediye filan yoktu, her şey onlarla başladı.
Tayyip Erdoğan meydan okuyor:
- Sel basan evlerin, fabrikaların hesabını bizden soramazsınız, çünkü onlar bizim dönemimizde yapılmadı. Ama biz, şimdi dere yatağında yapılan evleri kamulaştıracağız.
Tamam, sizin zamanınızda yapılmadı, peki siz ne yaptınız?
Seyrettiniz!"
* * *
ARADAN dört ay geçti, yine yağmur yağdı, üstelik yağan yağmur da öyle afet, tufan cinsinden değil, salı sabahı TRT - 1'de konuşan meteoroloji uzmanına göre, mevsimin normal bir yağışı...
İstanbul'da vatandaşlar, polis botlarıyla kurtarıldı.
* * *
TAYYİP Erdoğan'a minareden süngünün, kubbeden miğferin, camiden kışlanın hesabı sorulacağına, her yağmurdan sonraki sel baskını, Etiler'i, Akmerkez önünde felç eden trafik, yine Akmerkez yakınlarındaki inşaatlar, tıkanıklığı bir ölçüde giderecek olan ek yol için istimlakin niye yapılamadığı sorulmalıdır.
-----
(x) Milliyet, 14.07.1996




Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr