Fıkra gibi...

Fıkra gibi...

Hasan PULUR

FIKRA vardır, fıkra gibi olaylar vardır. Birincisi toplumun tepkisini, neşesini, hicvini, mizahını yaşatan, kimin çıkardığı, kimin kime yakıştırdığı belli olmayanlardır...
Fıkra gibi olanların ise sahipleri bellidir, yaşanmıştır.
* * *
GEÇEN gün çok erken kaybettiğimiz sevgili meslektaşımız Ergin İnanç'ın da içinde olduğu "fıkra gibi" bir olayın tanığıyızdır.
* * *
1980'li yılların başı, Hürriyet'teyiz, rahmetli Tahsin Öztin abi, Nehar Tüblek ve biz aynı odada oturuyoruz. Sabahları bizim oda sohbet mahalli, baş müşterimizde Eşfak Aykaç abi, rahmetli Tahsin abi ile şakalarına, birbirlerine takılmalarına doyum olmuyor, tabii her sefer, Eşfak abi, Mekteb - i Sultani'den kalma nezaketinin kurbanı...
* * *
BİR sabah bizim odanın ilk müşterilerinden biri Yaşı İşleri Müdürü, dün toprağa verdiğimiz Ergin İnanç, kahvesini söylemiş, sigarasını yakmış...
* * *
ODAYA, birden telaş içinde Eşfak Aykaç abi girdi, elinde gazete "Yahu babamın şiirini bile yanlış yazıyorlar!" diye kükredi.
Eşfak abinin babası da ünlü şair ve yazar Fazıl Ahmet Aykaç, yanlış yazılan şiiri de şu:
"Hele var ki bir tablo
Görse şaşar Anibal
Ördeklerden bir filo
Bir de kazdan amiral"
O tarihte Hürriyet'te "Bir günün hikayesi" başlıklı, imzasız, anonim bir köşe var, köşeyi gazetenin genel müdürü, genel yayın müdürü Nezih Demirkent yönetiyor, yazıların çoğunu da o yazıyor, ya da düzenliyor...
Eşfak abi böyle deyince, rahmetli Ergin İnanç, kahvesinden bir yudum aldı bize göz attı ve Eşfak abiye döndü:
"Ama o şiiri Nezih abi yazdı!"
Ergin
böyle der de Eşfak abi durur mu hemen ellerini kaldırdı:
"Aaa, o zaman başka, demek babam yanlış yazmış!"
* * *
NUR içinde yat Ergin İnanç, seni o kadar çok arayacağız ki, her Fenerbahçe - Galatasaray maçından sonra kime takılacağız, kimin damarına basacağız?
Halbuki önümüzdeki aylarda, sana kuracağımız tuzağı bile hazırlamıştık...
Fenerbahçe - Galatasaray maçı, yine alışılmış üzere biterse, seni telefonla arayıp, Levent Yüksel'in o güzel şarkısını dinletecektik:
"Bi daha, bi daha!" diye...
Nur içinde yat!

DİP NOTU: Yağmur Atsız, Araplarla, Acemlerin, Türklere "Etrak - i biidrak" yani idraksız, kafasız Türk demelerini haklı buluyor ve "Bizde zerre kadar kafa olsaydı, yıllardır şu tepemize çöreklenmiş bulunan 2500 kişilik menfaatperestler oligarşisini çoktan defetmiş olmaz mıydık?" diye soruyor ve çözüm öneriyor:
"Bunların topunu bir gemiye doldurup, Güney Pasifik'teki bir adaya sepetlesek Türk toplumunun kaybı ne olur?"
Cevap!
Kaybımızın ne olacağını bilemeyiz ama, bu toplum, her yaştan, her kuşaktan 2500 kişi daha yetiştirir...
İkibinbeşyüzler tükenmez!

Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr