İlk cümlenin önemi...

İlk cümlenin önemi...

Hasan PULUR

OTURDUK yazı yazacağız, zırr telefon:
"Yahu Hasan abi, bu maç rezaleti nedir? Televizyonda, maç yerine kavga seyrediyoruz!"
Bildiğimiz kadar, dilimizin döndüğü kadar bir şeyler anlattık, baktık anlayacak gibi değil, zaten biz de pek anlamış sayılmayız ya, atlattık...
* * *
TAM yazıya başlayacağız, bir telefon daha:
"Geçen gün Nedim'in bir beytini yanlış yazdınız!"
"Ne yazmışız?"
"Mukassi görünür, meyhane taşradan amma... yazacağınıza, meyhane mukassi görünür taşradan amma, diye yazmışsınız... "
Acaba?
Okurun telefonunu aldık, araştırdık, doğrusunu yazmışız, açıp telefonu anlattık...
* * *
AKLIMIZA Yağmur Adsız'ın bir yazısı geliyor.... (x)
"Alman gazetecileri, en zor cümle ilk cümledir; yaz da kurtul!" derlermiş... O da ilk cümleyi yazınca rahatlamış, fakat tam o anda zırr telefon.
Gerisini Yağmur Adsız'dan okuyun:
"Ve bizim Elvan... Hani şu Sivaslı bağlamacı Elvan. Kölün Vilayeti'ndeki sanat güneşimiz...
Son zamanlarda bir malumat - füruşluk ki sormayın!
- Yağmur ağbi, be?
- Söööle...
- Raşit Huri'nin Eskişehir Muhallebicisi adlı piyesi kuvvetli bir eser midir?
- Benim hayvan evladım, bir kere Raşit Huri değil, Reşat Nuri. İkincisi Eskişehir Muhallebicisi değil, Balıkesir Muhasebecisi. Üçüncüsü piyes değil roman... Şimdi rahat bırak da yazımı bitireyim! Çaaattt"
Yağmur Adsız ne güzel, anlatıp, yazıyor değil mi?
Onun bir de, geçen pazartesi günkü Yeni Yüzyıl'daki yazısını okusaydınız, tavsiye edilir...
* * *
ŞU Alman gazetecilerin dediği gibi, ilk cümleyi bir yazabilsek, mümkün mü?
Bu okur da, Sayın Cumhurbaşkanı'nın, taa yedi yıl önce söylediklerini yakalamış, neredeyse, hesabını bizden soracak...
Bugünlerde paralı eğitimin yanında olan Demirel, 1990'da bakın neler diyormuş:
"Şimdi bir de paralı eğitim çıkardılar. Türkiye'nin büyük çoğunluğu 350 dolar gelir düzeyindedir. Kim ki bu ülkede paralı eğitim diye bu çocuklara eğitim yolunu kapatırsa, ben onu ihanetle itham ederim. Bundan daha büyük ayıp olmaz. 5 milyon ücretin yarısını bu insanlar nasıl verecek? Çoğu okula gidecek otobüs parasını bulamıyor. Hem cahillikten şikayet ediyorlar, hem de her yıl üniversite kapısına gelen 600 bin genci geri çeviriyorlar. " (Cumhuriyet, 16.6.1990)
İşte bu haksızlık!
Siyasi felsefesini "Dün dündür, bugün bugündür" ilkesine dayandıran Sayın Demirel'i, eski söyledikleriyle eleştirmek yakışık alır mı?
Eğer, böyle örnekler vermek marifet olsaydı, bizim köhne arşive paha biçilmezdi.
* * *

(x) Bir Nal Kolleksiyocusu Türkiye - Leya Yayıncılık.

AÇIKLAMA

SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu, Okmeydanı Hastanesi'ne alınan anjiyografi cihazıyla ilgili olarak şu açıklamayı gönderdi:
"SSK Okmeydanı hastanesine alınan Anjiyografi cihazının gümrükten çekiliş tarihi 4.9.1997'dir. Cihaz 5.9.1997 tarihinde Okmeydanı hastanemize teslim edilmiştir.
Cihazın montajı için 2 milyar lira Genel Müdürlükten istenmiş ve gerekli para İstanbul'a gönderilmiştir. Önümüzdeki günlerde montaj işlemi tamamlanacaktır.
Cihazın garanti süresi iki yıl olup, montaj tarihinden sonra başlamaktadır. Dolayısıyla garanti süresinin dolması gibi bir olumsuzluk sözkonusu değildir.
Konu, siz üstadımızın köşesine taşındığı için, Genel Müdür olarak olayı yakından izleyeceğimi belirtmek isterim.
Sağlıklı günler dileğiyle saygılar sunarım."



Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr