Saçma sapan işler bizim karakterimizdir

Saçma sapan işler bizim karakterimizdir

Hasan PULUR

HAYIR, kimse boşuna uğraşmasın, bu işler hep böyle gidecek, çünkü biz bu işleri seviyoruz.
Hangi işleri diyeceksiniz?
Saçma sapan işleri...
İlkokul çocuklarına bilgisayar öğretmeye hevesleniyor da, sayım yapacağız diye, insanları eve hapsetmekten vazgeçemiyoruz.
Niye? Seviyoruz da ondan...
Bu işleri, bu acayiplikleri seviyoruz, onlarla yatıp, onlarla kalkıyoruz, onlarla günümüzü gün ediyoruz, vakit geçiriyoruz.
* * *
MESELA, önce sayım günü insanları evlerine hapsediyoruz, sonra buna bağlantılı olarak, "Her ilin, her ilçenin nüfusu ne kadarsa, İller Bankası'ndan o kadar devlet yardımı alır!" diyoruz. Buna bağlantılı olarak da, belediye başkanlarını devreye sokuyoruz, adamlar tehdit ediyor:
"Evinizde oturun, evinizde sayılın, yoksa fena yaparız!"
Ne mi yaparlar?
Ankara Belediye Başkanı Refah Partili Melih Gökçek yapacaklarını sıralıyor:
"Her kim ki sayım günü evinde oturmaz, su parasını altı kat zamlı alacağım, doğal gazı yüzde yüz zamlı vereceğim, çevre vergisini en üst kademeden alırım. Hele gecekonducular, onları yakarım, evinin tapusunu elinden alırım. Kim sayım günü evinde değilse, bana ihbar edin!"
Breh, breh, breh!
Mübarek Belediye Başkanı değil, çağdaş 4. Murat!
Yapar mı, yapamaz mı?
İşte size yeni bir tartışma, kavga, vakit geçirme bahanesi...
* * *
BİZ bu işlerden vazgeçer miyiz?
Geçenlerde Ankara'da polis gazetecileri, televizyoncuları bir güzel dövdü, hem gizli kapaklı değil, aleni, tekme, tokat, sille, sopa ve copla...
Gazetecilerin günahı bir gösteriyi ve gösteriye müdahale eden polisin davranışını görüntülemek idi. Dayak, televizyonlarda günlerce gösterildi, yerde sürüklenen, kafasında sopalar, coplar patlayan gazeteciler, kameramanlar...
Gazeteciler şikayetçi oldular, bizi, şu polisler dövdü dediler, şahitleri de arkadaşlarının çektiği ve televizyonlarda gösterilen filmlerdi...
Polisler hakkında soruşturma açılması için İl İdare Kurulu'nun "lüzum - u muhakeme" kararı vermesi gerekiyordu, yani "yargılanabilirler" demesi...
Hayır, Sağlık Müdürü, Ziraat Müdürü gibi değerli bürokratlardan kurulu İl İdare Kurulu "men'i muhakeme" kararı verdi, yani yargılanmalarının gereği yoktur, dedi, çünkü sopayla, copla vurmamışlar, elleriyle müdahale etmişler.
Peki, bu kararı, neye dayanarak aldı?
1916 yılında çıkarılmış ve "muvakkat" yani geçici kaydı taşıyan Memurin Muhakemat Kanunu'na dayanarak..
Biz bu işleri sevseydik "geçici" kaydıyla 80 yıl önce çıkarılan kanunu hala yürürlükte bırakır mıydık?
* * *
GAZETEDE bir haber:
"Beşiktaş Belediyesi, çevre korumasına, sanatlarıyla katkıda bulunanlara ödül vermiş..."
Ödül töreni nerede yapılmış?
Akatlar Kültür Merekiz'nde...
Keşke törenden sonra ödül alanlar, ödül verenler, 500 metre, bilemediniz 1 kilometre kadar yürüyüp, Etiler Lisesi'nin hemen karşısındaki büyük inşaata gidip, günün 24 saati, kazılan toprağı üstü açık, döke saça kamyonlarla taşıyanlara, buna göz yumanlara, çevreyi pisletenlere ödül verselerdi...
Çevreyi korumak ödüle layıksa, çevreyi onlardan daha bilinçli rezil edenler niçin ödüllendirilmesin?
Dedik ya, biz bu işlerden hoşlanıyoruz..
Bir taraftan çevreyi korudular diye ödül vereceğiz, öbür taraftan çevrenin içine edeceğiz...
* * *
SAÇMA sapan işler bizim karakterimizdir.



Yazara EmailH.Pulur@milliyet.com.tr