İMKÂNSIZIN ŞARKILARI

Batı öylesine bir iktidar sistemi getirip dünyaya dayatmış ki...

Kendi iktidarını koruyabilmek uğruna bireyleri karaktersizleş-tirmenin ve sisteme kayıtlı bir ağaç misali haline getirebilmenin her türlü formülünü bulmuş...

Karakteri yücelten bir yükleme yapmak yerine kontrollü bireyler yetiştirmeye odaklanmış...

Ve yönetebilmenin her ayrıntısını düşünmüş...

Modern çağda yaşadığımızı sanıyoruz sadece...

Oysa çağın vahşi yanlarını değiştiremiyoruz...

Savaşları durduramıyoruz...

Kin ve nefretin sonu gelmiyor bir türlü...

Kısacası, modern çağın modern sistemleri içerisinde kaybolup giden bireyler imkânsızın şarkılarını söylüyor...

***

Kendini öne çıkaran iktidar, bireyin oluşmasını engellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak, yani egemen olmak demektir.” Diyen Michel Foucault’un sözlerindeki gerçekliği bugün savaşları izledikçe daha iyi anlayabiliyoruz...

Ve devam ediyor;

- Böylece modern iktidar, çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kayıt altına almış, sayısal hale getirmiş, böylece egemen olmuştur.

- Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır.

***

“Modern iktidar büyük gözaltıdır.” Diyerek yaşadığı çağı özetleyen Foucault, telefon ve bilgisayarları, sosyal medyayı, vatandaşlık numaralarını, muhtarlık kayıtlarını eklemeyi unutmuş...

Çünkü 1984 yılında ölmüştü...

Ve aklını telefona yükleyerek gezen, yaşayan o büyük kalabalığı görmemişti...

Kim bilir bugünleri görseydi daha neler söylerdi...

***

İnsan büyüdükçe yaşadığı çağın vahşi yanlarına şahit oldukça geleceğe dair umutları, hayalleri de azalıyor...

Ve yüreğinde geriye dönüş yolculukları başlıyor...

Dün gibi hatırlıyor yaşadıklarını...

Ve çocuk gözleriyle hayata bakmanın sevimli yanları insanın aklına geldikçe çoğu zaman keşke büyümeyip küçük bir çocuk kalabilseydik diyenlerle artık o kadar çok karşılaşıyoruz ki...

Büyüdükçe, kavgalara, savaşlara bulaştırılıyor kıyısından olsa da...

***

Sıradanlaştırıyoruz...

Olayları, insanları, yaşadıklarımızı...

Bir kenarda oturup durunca...

Kimsenin yoluna çıkmayınca...

Uçurumların eşiklerinde kimselerin elinden tutmayınca...

Ve kimsenin derdine çare olmayınca suçlu ilan edilmiyorsunuz...

Kötü biri de olmuyorsunuz...

***

Şartların eşit olmadığı her ortamdan kaçmak gerektiğini hemen herkes yeni anlamaya başlıyor.

Yazıya dökülmeyen, imzalanmayan her söz bir gün yalan olup çıkıyor...

Ve unutuluyor...

Evrensel yasalar, kanunlar bu yüzden var ama modern çağın küresel iktidarları hiç birini dinlemiyor dahi...

Milyarlarca insana imkânsızın şarkılarını söyletiyorlar...