‘BARIŞ DEĞİL SAVAŞ İSTİYORUZ’

Tam da konuşmaya başlamıştık.. Tam da herkesin ağzından ‘barış’ sözcüğü çıkıyordu..
Tam da çözüme yakınız havasını ciğerlerimize çekiyorduk..
Tam da bir önceki sürecin nasıl dinamitlendiğini masaya yatırmıştık..
Tam da Leyla Zana bu işi çözse çözse Başbakan çözer demişti..
Tam da Başbakan Yardımcısı Arınç, Öcalan’a ev hapsinden söz etmişti..
Tam da Karayılan Kandil’den olumlu mesajlar vermişti..
Tam da Karayılan 2011’deki Silvan saldırısının süreci sabote ettiğini kabul etmişti..
Tam da kontrolümüz dışındaydı diye kendini ayrıştırmaya çalışmıştı..
Tam da okullarda Kürtçe dersler seçmeli olsa da başlıyordu..
Tam da.. Tam da.. Tam da..
*
Zaten işler tam da rayına girmeye başladığı için..
PKK Dağlıca’ya dört koldan saldırdı; 8 askerimizi şehit etti..
Bildik senaryoyu, ezberlediğimiz senaryoyu devreye soktu.. Amaç yine aynı..
Çözüme doğru giden yolu tarumar etmek..
Üzerinde çok düşünmeye gerek yok..
Dün Silvan’dı.. Bugün Dağlıca..
Silvan saldırısından sonra Oslo görüşmelerinin tutanakları da sızdırılmıştı.. Dağlıca saldırısından sonra ne sızacak merak ediyorum..
*
Bu işin artık Kürt halkının haklarıyla falan ilgisi kalmadı.. Kabak gibi ortada PKK içinde PKK var.. O PKK savaş istiyor, çatışma istiyor..
Barışa kurşun sıkıyor..
Silvan’da yedik.. İktidar frene dibine kadar bastı..
Artık yemez!..
Demek ki başkalarının kontrolünde olan bir grup PKK’lı barış marış istemiyor..
Süreç müreç dinlemiyor..
Atılan her olumlu adıma çelme takıyor..
Yapılacak olan şu.. Barış isteyenlerle barışmak, masaya oturmak, silah bırakılmasını sağlamak.. Hayata döndürmek..
*
Dağlıca’nın mesajı belli..
Barış değil savaş istiyoruz diyorlar.. Onlarla da savaşmalıyız.. Barışı getirmek için!..

İslamcı kesimin başına gelse!
İslamcı kesim mağdur olma meselesini çok kullandı..
İyi kullandı.. Her fırsatta kullandı..
Söze genelde ‘biz neler çektik neler’ diye başladılar.. Neler çektiklerini soran pek çıkmadı..
Soran olduysa da..
Evelediler gevelediler..
Çünkü bu ülkede gerçekten mağdur olan, acı çeken, işkence gören onlar değildi..
Solculardı..
*
12 Eylül belgeleriyle solcuların üzerinden silindir geçtiği bir kez daha hatırlanıyor..
Şu olaya bakın..
1972’de Elektrik Kurumu (TEK) sınavla memur alıyor.. 12 Eylül darbesinden sonra askerler
o sınava kafayı takıyor..
8 yıl sonra..
Sınavda sol içerikli soruları bildikleri için 70 kişiyi gözaltına alıyor..
Öyle elektrikçi olunmaz..
Böyle olunur diye elektrik vererek işkence yapıyor..
Mahkeme 70 kişiyi de suçsuz buluyor ama kuruma bir daha dönemiyorlar..
*
Mağduriyet dediğin budur işte.. İslamcı kesimin başına gelse her hafta anlatırlar, her hafta gözyaşı dökerlerdi..
Solcular içlerine atmış..

Röntgenci Avlama Timi görev başında
Röntgeni seven milletiz desem olmaz..
Tabii ki bütün millete mal edilemez.. Tabii ki genelleme yapılamaz ama!..
Yazın klasiğidir.. O meşhur kare, röntgene yatma fotoğrafı mutlaka gazete sayfalarında yerini bulur..
Bakar geçeriz, güler geçeriz ama bu iş bayağı ciddi..
Antalya Emniyeti mücadele etmek için RAT’ı kurmuş..
Röntgencileri Avlama Timi..
Dürbünle sahili kesiyorlar röntgene yatanı enseliyorlar.. 30 personel de devriye geziyormuş..
Yüzükoyun yatıp gözlerini kilitledin mi yandın..
RAT’tan kaçış yok..
Röntgenciyi de röntgene alan ekipler var artık.. Yarın Marmaris’te, sonraki gün Şile’de, Bodrum’da da kurulursa şaşırmam..
Çünkü memlekette çok röntgenci var.. RAT’ın önü açık!..