BÜLENT ECEVİT’İN MEKKE’DEKİ ARAZİSİ

Gazeteci Mehmet Çetingüleç Bülent Ecevit’le üç yıl boyunca bir dizi söyleşi yapmış..

Hemen her konuya girmişler..

Çetingüleç 12 yıl sonra ‘Ecevit’in Anıları’nı yayımladı..

Aslında Ecevit’in penceresinden Türkiye’nin yakın tarihinin kısa özeti..

***

Kitapta bir bölüm dikkatimi çekti.. Ecevit’e ve 47 kişiye Suudi Arabistan’da büyük bir arazi ve külliye miras kalır..

Peki Ecevit bu araziyi ne yapmış!.

Öyküsünü Çetingüleç’in kaleminden okuyalım.. (Mecburen biraz kısalttım..)

***

Osmanlı döneminde Suudi Arabistan’da kutsal toprakların koruyucusu olarak görev yapan Mekke Şeyhülislamı Hacı Emin Paşa Bülent Ecevit’in anne tarafından büyük dedesiydi.

Görev yaptığı sürede 5 vakıf, 2 medrese ve çok sayıda kütüphaneden oluşan büyük bir külliye kuran Hacı emin Paşa’nın koruması altındaki bölge, Hicaz’da ihrama girilen yerden Kâbe’ye kadar uzanıyordu.

Toplam 110 bin metrekarelik alana yayılan külliye için Bülent Ecevit ve yakınları İstanbul Şişli Sulh Hukuk Hâkimliği’nde 1992 yılında açılan davayı 2005 yılında kazandı. (Ecevit tek mirasçı olduğu için diğerlerine göre yüksek pay almış.)

Ecevit kararı öğrenince dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret ederek mirastan kendi payına düşen kısmını devlete bağışlamak istediğini söyler. Tek şartı vardı; arazi Türk hacılarının hizmetinde kullanılacaktı.

Sezer, dönemin Diyanet işleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nu arayarak konuyu iletti. Bardakoğlu, Ecevit’le görüşmesi için yardımcısı Mehmet Görmez’i görevlendirir. Görmez Ecevit ile görüşür. Yol haritası oluşturulur. Buna göre Suudi yetkililerle görüşülecek ve arazi Türk hacılarının konaklayacağı yer haline getirilecekti.

Bağışın üzerinden 12 yıl geçti. Görmez Diyanet İşleri Başkanı oldu. Ama ne Diyanet ne Dışişleri adım atmadı. Görmez’e telefonda arazinin akıbetini sordum, Riyad’daki bürokratların Suudi yetkililerle görüştüğünü ama bir ilerleme sağlanmadığını söyledi.

Oysa hukuken elde edilmiş, değeri 2 milyar dolar olarak ifade edilen büyük bir arazi ve külliye var. Bağış yapıldığı için burası artık devletin malı sayılır. Ama kutsal miras adeta unutulmuş durumda. Anlaşılan, hâlâ ‘sol’u dinsizlik gibi göstermeye çalışanlar, bir sol parti liderinin dindar kesimde sıcak duygular uyandıracak bağışını sümen altı etmeyi tercih ediyorlar. (sayfa 50/51)

***

Mehmet Çetingüleç haklı mı?

İnsan sormadan edemiyor..

O araziyi Ecevit bağışladığı için mi gereken çaba gösterilmedi..

O arazi sol değil de sağ bir siyasetçinin olsaydı.. Mesela Erbakan bağışlasaydı, Özal bağışlasaydı, Gül bağışlasaydı.. Veya bu iktidara yakın olan, bu iktidarın sevdiği biri bağışlasaydı, acaba ne olurdu?

Üstüne ismi yazılarak Türk hacıların hizmetine sunulur muydu?

Kuşkusuz!.

İyi pazarlar..