ÇÖPE ATILAN MASAYA KONULAN

O ne diyeceksiniz? AB İlerleme Raporu.. Gerçi Avrupa Birliği ilişkilerinde bir ilerleme yok.. Olduğumuz yerde sayıyoruz ama âdetten olsa gerek her yıl hakkımızda geniş rapor çıkıyor..
Bazen beğenmiyoruz; çöpe atıyoruz.. Bazen hoşumuza gidiyor; masanın üzerine koyuyoruz..
*
2012 raporunu beğenmemiştik.. Burhan Kuzu; ‘bu kadar çalışkan bir talebeye böyle not, böyle karne verilmez’ dedi, raporu canlı yayında masanın altına fırlattı..
Çöp kutusu olsaydı, içine atacaktı..
AB Bakanı, Başmüzakereci Bağış verip veriştirmişti.. Ekonomik kriz nedeniyle AB’nin bunalımda olduğunu belirtip; ‘AB talep ederse, biz de onlarla ilgili ilerleme raporu yayınlayıp sorunlarına ayna tutabiliriz’ bile demişti..
*
Bu yıl da benzer bir raporun çıkması bekleniyordu.. İktidar son dakika atağı yaptı.. Demokratikleşme paketi açtı..
Türklerin büyük bölümü yetersiz buldu, demokratikleşme adına fazla bir şey bulmadı ama Avrupalılar tatmin olmuş olmalı ki; övgü dolu sözler ettiler..
Tabii, Ankara’nın hoşuna gitti..
Başmüzakereci, raporun Türkiye’nin reform kararlığının tescil belgesi olduğunu ilan etti..
Yani rapor çöpe atılmadı, masanın üzerine konuldu.. Manşetlere taşındı..
*
Demek ki; övgü kadar eleştirileri de kabul etmek gerekiyor.. Çöpe atınca sorunlar çözülmüyor..
2013 raporunun masanın üstüne konulması, Gezi eylemleri için yazılanların da kabul edildiği anlamına geliyor..
AB Gezi eylemlerini çapulcu hareketi olarak görmemiş..
Hükümeti devirmeye yönelik eylem saymamış..
‘Aktif ve canlı vatandaşlık olgusunun ortaya çıktığının’ göstergesi demiş.. ‘Türkiye’de büyüyen aktif sivil toplum var’ tespiti yapmış..
Ankara raporu beğendiğine göre; bu tespiti de kabul etmiştir herhalde..
Gezicilere yaklaşımını değiştirir herhalde!..

Farklı ses mi?
Çatlak ses mi?

Yazdıklarına çizdiklerine göre; Türkiye’de bugün olduğu kadar geniş bir düşünce özgürlüğü ortamı yaşanmamış..
Herkes çok sesliliğin, özgürlüğün lezzetini tadıyormuş.. Her konu çok rahat tartışılıyormuş..
Başbakan’ın Başdanışmanı ocak ayında kaleme aldığı bir yazıda müzakereci demokrasi dönemine geçildiğini ilan etmişti..
Amaç, farklı görüşleri de öğrenmek, o görüşler doğrultusunda fikirleri şekillendirmekmiş.. Bu sebeple iktidar meselelerin farklı boyutlarını görmek için tartışılmasını istiyormuş..
*
İktidara yakın duran yazarlar zaman zaman merkez medyaya öğüt vermeye çalışır.. Yelpazenizi genişletin, bizim gibi düşünen yazarlara da yer açın.. Televizyonlarınıza çıkartın derler..
Gerçi bunu parmak sallayarak yaparlar, o da ayrı..
Zaten merkezde böyle bir sorun yoktur..
*
Çok seslilik, farklı fikirler sözü dillerinden düşmez ama kendi yönettikleri yayın organlarında farklı tek ses bulamazsınız..
İktidara yönelik en küçük bir eleştiri yapana bile izin vermezler.. Açın kanallarına bakın.. Tartışma programlarını izleyin..
Tek sestir.. Ekranda üç dört kişi vardır ama farklı ses yoktur.. Adı tartışma programıdır ama aslında birinin söylediğini ötekinin onayladığı programıdır..
Birbirlerine karşı çıkmazlar, sürekli katkı yaparlar.. Eksiklerini tamamlarlar..
*
Hep sorarım ama cevap alamam.. Başkalarına öğüt vereceğinize, siz öncülük etseniz.. O muazzam özgürlük ortamını kendi gazetelerinize de televizyonlarınıza da taşısanız..
Taşımazlar..
Söylediklerine bakmayın, işin gerçeği şudur.. Farklı ses onlar için çatlak sestir..
Hoşlanmazlar..

ODTÜ’ye baskın..
Aklımıza hakaret!

Eskiden gece yarısı veya sabaha karşı hücre evi basılırdı..
Belediye ekipleri polis eşliğinde gecekondu yıkmaya giderdi.. Artık işler değişti.. Taksim’den sonra ODTÜ’de de gördük..
Belediye polis eşliğinde gece yarısı ağaç kesmeye gidiyor..
ODTÜ’ye gece yarısı düzenlenen ağaç kesme baskını birkaç açıdan önemli..
BİR: Belediye ekipleri ODTÜ arazisine izinsiz girmişse, yasadışı girmişse polis ekipleri nasıl eşlik ediyor?
İKİ: ODTÜ Mezunlar Derneği nöbetçi savcıya suç duyurusunda bulunmak istemiş.. Savcı evine gittiği için bulunamamış.. Belli ki; savcının haberi vardı..
ÜÇ: ODTÜ Rektörlüğü polis merkezine şikâyet etmiş, dinlememişler.. Yazılı başvuruyu kabul etmemişler..
DÖRT: Rektörlük Ankara Valiliği’ne de haber vermiş, sonuç alamamış..
Çıkan sonuç şu; bayram operasyonundan valiliğin de emniyetin de savcının da haberi vardı..
Ne oldu hukuk devleti?
Benzer bir uygulamaya maruz kalan vatandaş kime gidecek? Söyler misiniz kime?
*
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, ‘arkadaşlar sürpriz yapmışlar. Bir gece de yolu açmışlar’ demiş..
Kendisinin haberi yok muymuş?..
Allah’ım aklımızı koru!..