Gelenekçi İspanyacı.. Değişimci İtalyacı..

Yemyeşil bir kentteyim.. Avrupa’nın en yeşil kentinde.. Diğerlerinden çok farklı.. Farkı ne mi? Bakın o farkı nasıl anlatmışlar..
“Çok şehir gördüm içinde park olan, tek şehir gördüm parkın içinde olan..”
Burası Kiev..
Kiev’deyim..
Ortasından nehir geçen tipik bir doğu Avrupa kenti..
Hayrola ne işin var derseniz..
Tarihe tanıklık etmeye geldim.. Bu akşam maç var.. Avrupa’nın en büyüğü belli olacak..
İspanya mı, İtalya mı?
Bir tarafta; İniesta, Xavi, Alonso, Fabregas..
Öte tarafta; Pirlo, Marchisio, Montovilo, Cassano..
Orta sahada yaptıkları muhteşem presle Almanları şaşkına çeviren dörtlü..
Ve tabii Balotelli..
12 yıl aradan sonra İtalya’yı finale taşıyan 1.89’luk Gana asıllı..
2012 denilince kuşkusuz, Balotelli’nin ikinci golden sonra formasını çıkarıp heykel gibi durması hatırlanacak..
Bu şampiyonanın simgesi 21 yaşındaki dev adam oldu..
Heybetli duruşu kadar hayat öyküsü de çarpıcıydı.. Gana’dan Sicilya’ya göçen ailenin çocuğu.. 14 aylıkken İtalyan aile evlatlık almış..
İki annesi var..
İtalya’da değil, İngiltere’de top koşturuyor..
Yetmez mi?
*
Balotelli sadece finalin adını değiştirmedi.. İtalya sempatisi de yarattı.. Herkes İspanya Almanya finali bekliyordu..
Almanların makine gibi futboluna hayran olan da vardı.. İspanyolların Barcelona/Real Madrid karışımı futboluna da.. Topa mola verdirmeden koşturmalarına da..
Ama hesapta İtalya yoktu..
Hem hesapta yoktu hem istenmiyordu.. Defansa dayalı, rakibe top oynatmamaya dayalı futbolu antipati yaratmıştı..
İtalya’yı favori gösterene, bu akşam İtalya’nın maçı var, kaçmaz diyene, İtalya’nın şampiyon olmasını isteyene rastlamadım..
Perşembe gecesine kadar.. Almanya karşısında oynadıkları futbola kadar..
*
Teknik direktör Cesare Prandelli İtalya’nın oyun anlayışını tamamen değiştirdi..
Kendi sahasında katı defans anlayışıyla rakibini bekleyen anlayışı çöpe attı.. Rakip sahada topu kovalayan, topu rakip sahada tutmaya çalışan bir takım yarattı..
İşte o takım bu akşam en büyük sınavını verecek..
Bu kupayı Almanlar alır diyenler kesin İtalyacı oldu.. İspanyacılar bile döndü dönecek..
Bu atak futbol kadar Balotelli sayesinde oldu..
Irkçılığı protesto eden heykel duruşuyla..
*
İtalya’nın adını anmayanlar bu kupa İtalya’nın hakkı demeye başladı..
Yoksa, İspanyol esaretinden kurtulmanın zamanı geldi mi? Hegemonyasından..
Son iki şampiyonayı onlar aldılar..
Alırlarsa bu üç olacak!.. Üçte üç..
Hak ediyorlar mı?
Hayır..
Çok yan pas yapıyorlar, rakibi aptal edene kadar topu gezdiriyorlar ama 18’in içine girince kalıveriyorlar.. Gol vuruşu bir türlü çıkmıyor..
Golcü yok..
Gol krizi Barcelona’dan başladı..
Barcelona-Chelsea maçını hatırlayın.. Bercelona, Chelsea’nin sahasına yıkıldı, top göstermedi de ne oldu?
Sıfır!.. Galibiyet getirmedi..
*
İspanya’ya yeter artık diyenler.. Kafa tutulmasını isteyenler.. İspanyol futboluna alternatif arayanlar.. Yeni kahraman peşinde olanlar..
Bu akşam İtalyacı..
*
Şöyle bir ayrım da yapabiliriz..
Gelenekçiler İspanyacı..
Değişimciler İtalyacı..
Not; konuştuğum Türklerin neredeyse tamamı İtalya diyor.. Balotelli içinmiş..

Sakız ağacının altında altı buçuk keyfi
Geleneksel Gümüşlük günlerindeydim.. Bir arkadaşım aradı; akşamüstü rakısı yapalım, laflarız dedi
Git işine dedim.. Bu sıcakta..
Israr etti, pişman olmayacaksın..
Atladım gittim tabii.. Sürprizi varmış..
Sürprizi sakız.. Hem ağacı, hem reçeli..
*
Torba Sanat Evi’nde buluştuk.. Güzel bi mekan, önü deniz, kendi plajı var..
Deniz kenarındaki masaya oturduk.. Aslında masaya değil sakız ağaçlarının altına oturduk..
İki tane sakız ağacı var..
Tam korumaya alınmalı diyecektim mekanın sahibi korumaya almış zaten!.. Çocuğu gibi gözü gibi bakıyor..
Saate baktım; altı..
Dediler ki; akşamüstü olmasına yarım saat var.. Altı buçuğu bekleyeceğiz..
Yaşayarak görmek en iyisi diye nedenini sormadım.. Denize girdim çıktım altı buçuk olmasını bekledim..
Altı buçuk, şifre gibi!..
*
Altı buçuk oldu, güneş tepenin arkasına gizlendi, sakız ağaçlarına tatlı bir serinlik vurdu..
Tam vakti dediler servis başladı.. Önce sakız reçelli su.. Buz gibi suya minnacık sakız reçeli atıyorlar, insanın içine bir ferahlık veriyor ki sormayın..
Vakti kerahatı öne çektiriyor..
Mekanın sırrı buymuş..
Sakız reçeli bize özgü değil.. Suyun öte tarafından getirtiyorlarmış.. Âdet kahveyle içilmesiymiş.. Biz rakıyla evlendirdik..
*
Yeri gelmişken merak edenler için mekandan da söz edeyim.. Gerçi herkes biliyordur.. Sanatçıların yeri, tiyatrocuların mekanı.. O çam ağacının altı kimleri ağırlamamış ki, kimleri ağırlamıyor ki.. Saymakla bitmez..
İçileni anladık da ne yenilir diyeceksiniz..
Mezeler lezzetli.. Balık yok değil ama ette iddialılar.. Yemek yemek şart değil barı da var.. Geç saatlerde canlı müzik de..
Benim altı buçuk muhabbeti hoşuma gitti..
Tabii yedi buçuk da olur sekiz de..
Sakız ağacının altında, sakızlı suyla bir kadehi yuvarlamak..