İRAN MANZARALARI

Eklenme Tarihi03.01.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi02.01.2018 - 23:02

İran bir haftadır ayakta.. Yumurta fiyatlarına yapılan zam bardağı taşıran son damla olmuş..

İnsanlar sokağa döküldü.. 27 kentte protestolar yapıldı..

Kapalı toplum olduğu için net bilgi yok.. Anladığımız kadarıyla, eyleme devasa kalabalıklar katılmamış..

Yine de polis orantısız güç kullandı..

Şimdilik 30 kişi öldü..

*

Bu tür gösteriler, bu tür protesto eylemleri dünyanın her yerinde oluyor..

Almanya’da da oluyor.. İngiltere’de de..

Orada da bir şeylere karşı çıkanlar sokağa dökülüyor.. Orada da karşılarına güvenlik birimleri dikiliyor..

Ama önemli bir farkla..

Otoriter rejimlerde, totaliter rejimlerde, dikta rejimlerinde bu tür protesto eylemleri 30 ölü, 40 ölü, 50 ölü ile sonlanıyor..

Demokratik ülkelerde iki kişi ölse millet ayağa kalkıyor, iktidar sallanıyor, ilgili bakanlar istifa ediyor..

*

İran rejimi için otoriter bile denmez, resmen totaliter rejim.. İnsanların nasıl giyinmesi, nasıl yaşamasına kadar karışan rejim..

Ülkeyi seçimle gelen cumhurbaşkanı yönetse bile, rejimin başında dini lider var.. Ali Hamaney..

O ne derse o oluyor.. Rejim muhafızları kelle kesiyor..

Bu tür rejimlerin söylemi de demokratik rejimlerden farklı..

Protestolar başladı, Cumhurbaşkanı Ruhani önce yumuşak açıklama yaptı.. Eleştirinin hak olduğunu, vandallıktan kaçınılması gerektiğini söyledi..

Yani anlayışla karşıladı..

Bir gün sonra dili değişti.. ‘Azınlıktaki protestoculara karşı cevabı İran halkının vereceğini‘ söyledi..

Yani halkın karşısına halkı çıkardı..

Bu yaklaşım sadece otoriter rejimlerde olur..

*

Daha bitmedi.. Dini lider Hamaney de devreye girdi.. ‘Düşmanlarımız ülkede isyan çıkarttı. Savaş çıkartmaya çalışıyorlar. İsyan çıkartmak için para, silah ve ajanları kullanıyorlar’ dedi..

Bu da klasik bir dikta rejimi numarasıdır..

O andan itibaren protestocuların ne istediğine bakılmaz.. Eylemciler haklı mı haksız mı diye sorgulanmaz..

Dış güçlerin oyunu kabul edilir, protestocular da ajan olur..

*

Demokratik rejimlerle dikta rejimleri arasındaki en belirgin fark şudur..

- Zamları protesto etmek demokratik ülkelerde haktır..

- Otoriter rejimlerde dış güçlerin ülkeyi karıştırma tezgâhıdır..

Erdoğan olmasa...

Cumhurbaşkanı, anayasa değişikliğiyle AKP Genel Başkanı koltuğuna da oturunca partisinin il kongrelerinden çıkmaz oldu..

Hafta sonları bir orada, bir burada..

Neredeyse partisinin bütün ilk kongrelerine katılıyor.. Yetişemediklerine Başbakan gidiyor..

Hiçbir kongreyi kendi başına bırakmıyorlar..

*

Şöyle yorumlamıştım.. Bu tür platformlar mesaj verme yeridir, hem parti içine hem topluma.. Cumhurbaşkanı da Genel Başkan şapkasıyla bu fırsatı değerlendiriyor..

Meğer böyle değilmiş..

Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat’ın yazısından öğrendik ki mesele daha derinmiş..

Özetle, şöyle yazdı:

*

“Düzcelinin biri... Sanki ‘Gizli, saklı bir  şey’ söyleyecekmiş gibi... Kulağımıza eğildi ve...

Kalabalığı işaret ederek şöyle dedi:

Tayyip Bey olmasaydı bunlar bugün birbirini yerlerdi.

Kongre öncesi il başkanlığı için dört aday vardı.

Erdoğan gelince... Dağınıklık giderildi... Tek aday kaldı... Ve o seçildi.

Erdoğan... Ak Parti’nin lideri... Tutkalı...

Erdoğan olmasaydı... Gerisini biz söyleyelim: Çanak çömlek çoktan patlardı.”