Muhafazakâr medyada kavga

KCK operasyonunda gözaltına alınanları adliyenin önüne ellerine plastik kelepçe takarak dizdiler ya..
Seçilmiş belediye başkanlarını.. Eski milletvekillerini, BDP yöneticilerini..
Radikal açılım hatırası demişti!
Aslında açılıma son noktayı koyan hamleydi.. Beyinlere böyle resmedildi..
Peki, kelepçeyi kim taktı? Fotoğrafı kim dağıttı?
Polis mi?
İçişleri Bakanı’nın koordinatörlüğünde ‘polis koleji’nde başlayan açılım, ‘polis kelepçesi’yle kapanıyordu..
Manzara buydu..
*
Peki fotoğrafı kim çekmişti..
Zaman gazetesi fotoğrafın altına şu notu koydu.. Fırat Haber Ajansı tarafından çekildi daha sonra polis tarafından dağıtıldı..
Yani PKK yandaşları çekti..
İyi de daha sonra polis tarafından dağıtıldı ibaresinin anlamı neydi?
Belli ki gümbürtü kopmuş..
Zaman gazetesi fotoğrafı bir kez daha yayımlarken altındaki imzayı değiştirdi.. Cihan Haber Ajansı’nın mahrecini koydu..
Yani fotoğraf çekme işini CİHAN üstlendi!..
*
Bununla da bitmediler.. Durumu kurtarmak için neden kelepçe takıldığını izah eden bir de haber yaptılar..
Haber özetle şöyle: Polisin aldığı istihbarata göre beş bin kişi bölgede gösteri düzenleyecek, adliye binası basılarak bazı kişiler kaçırılacaktı. Bu sırada polis ile baskın düzenleyenler arasında çatışma yaşanması sağlanacaktı. Polis bu nedenle kelepçe taktı.
*
Bu yayına en büyük tepki Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin’den geldi..
Hem de ne tepki..
Bumin, özetini verdiğim haberden geniş bir alıntı yapıp şöyle diyor:
“Görüyorsunuz Türkiye artık (eskiden daha makbuldü demiyorum tabii ki!) böyle bir ülke. Bir gazete, polisin kulağına fısıldadığı bir ‘sırrı’, üzerinde iki dakika bile düşünmeden okurlarına ‘bilgi’ diye sunabiliyor.”
*
Gelelim ‘haber hiç inandırıcı değil’ diyen Kürşat Bumin’in yazısındaki can alıcı noktaya..
“Hatırlıyorsunuzdur; yakın zamanda bu gazete işi ‘Tasfiye edilen gazete(ci)ler listesi’ yayımlamaya kadar vardırmıştı.
Bana sorarsanız (da) yerinde bir öngörüydü bu. Diğerleri kimler olacak bilmem ama ‘kelepçenin sırrı’ gibi, okurların zekâsına kendince sınır koymaya çalışan haberler yapan gazete(ci)ler ülkedeki düşünce hayatı ‘medeni ölçüler’e yaklaştıkça mutlaka tasfiye sürecine girecektir”
Ben araya girmeyeyim..
Yorum yapmayayım..
Zamancılar bir cevap verir herhalde..

PKK’lılar iyi çocuk!..
KCK’lılar kötü çocuk!..

Aslında işin taaa başında muhafazakâr medyanın tümü Kürt açılımına tam destek veriyordu..
Ufak ufak PKK’nın ne kadar mazlum ve masum olduğunu yazmaya başlamışlardı bile..
Bütün suç bazı askerlerdeydi!..
Ellerinde kalaşnikoflar olsa bile dağdakiler iyi çocuktu..
Silopi’den girip ‘Teslim olmaya değil, Apo’nun talimatıyla elçi olarak’ geldik deseler bile iyi çocuklardı..
Memlekete bu hava pompalanırken rüzgâr birden döndü..
İmralı’dan ortalığı allak bullak etti..
Öcalan ‘önce ben’ dedi..
İstediği özcümle şuydu: Ev hapsine alırsınız, örgütümle temas içinde olurum, yavaş yavaş silah bırakırız..
Siz de yavaş yavaş özerkliği kabul edersiniz..
Öcalan’ın dayatması, taşlı sopalı sokak çata pataları ortalığı gerdikçe gerdi..
*
İşte tam bu ortamda KCK operasyonu yapıldı..
KCK dedikleri, Koma Civaken Kürdistan..(Kürdistan Halklar Konfederasyonu)
PKK’nın sivil kanadı..
Kent örgütlenmesi.. Eli silahsız kısmı..
Bağımsız falan değiller.. Onlar da Kandil’e bağlı, Karayılan’a bağlı..
Emirleri oradan alıyorlar..
PKK’lılar gibi..
*
Gözaltılar, tutuklamalar bunun için yapıldı.. İmralı’dan, Kandil’den talimat alıyorsunuz diye..
Açılıma kayıtsız şartsız destek verenlerin kafası karıştı..
Kimi ‘bu ne biçim iş’ derken kimi ‘bu KCK da zaten..’ diye giydirerek anında pozisyon aldı..
Ortaya şöyle manzara çıktı..
PKK’lılar iyi..
KCK’lılar kötü..
*
Veya şöyle söyleyebiliriz..
Dağdan ‘PKK üyesiyim’ diyerek inen serbest kalıyor..
Dağa çıkmayan PKK üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanıyor..