NOEL AKŞAMI NİŞANTAŞI..

Mutlaka görmen lazım dediler.. Harika olmuş.. Sarıgül, gelin gibi süslemiş.. Abdi İpekçi, Şanzelize olmuş..
Gittim gördüm..
Ben de size görmeniz lazım diyorum..
İstanbul’daysanız hiç üşenmeyin.. Bir akşam Nişantaşı’na gidin, turlayın, Abdi İpekçi’yi boydan boya yürüyün..
O güzellik anlatılmaz, yaşanır..
Yaşayın.. İstanbul’un keyfini çıkarın.. Ben öyle yaptım, bir taşla iki kuş vurdum.. Noel akşamı soluğu Teşvikiye’de aldım..
Maçka, Teşvikiye, Nişantaşı benim eski muhit.. 1970’li yıllarda Maçka Teknik Lisesi’nde dört yıl okudum.. Yanımız Nişantaşı Kız Lisesi..
O kaldırımları çok turlamışımdır, çok!..
Aslında Nişantaşı ile ilişkim daha da eskiye dayanır.. Dedem Nişantaşı karakolunun komiseriymiş.. Annemin çocukluğu orada geçmiş..
Demem o ki, Nişantaşı ile bir kan bağım var..
*
Noel akşamı tura Reasürans çarşısından başladık.. Full çekmiş tabii.. İğne atsan yere düşmez derler ya, aynen öyle..
Boydan boya kırmızı halı serilen caddeye çıktık, ağır ağır yürüdük.. Biber formdaydı, Kırıntı tıka basaydı, Beymen Brasserie patlamıştı..
Abdi İpekçi’nin üzerinde masalar, masalar.. Yüzlerce insan yemek yiyor, içkisini yudumluyor, yüzlerce insan kaldırımlarda turluyor..
Her taraf cıvıl cıvıl.. Muhteşem..
Fiyatlar nedir diye sorarsanız biraz yüksektir derim.. Gerçi oturacak sandalye bulamadık ama daha önce çok gitmişliğim vardır, fiyatları bilirim..
*
Lise yıllarından sonra yolum Nişantaşı’na pek düşmemişti.. 2000 yılıydı.. Sabah gazetesi Nişantaşı’na taşınacak, kiralanan bina onarılıyor.. Bir grup arkadaş, yeni yerimizi görmek için İkitelli’den kalktık, Nişantaşı’na geldik..
Artık oralı olacağız ya, orada yaşayacağız ya, muhitimiz olacak ya.. Keşif yapmak lazım..
Ben biliyorum bilmesine de.. Ben yaşadım yaşamasına da aradan 26 yıl geçmiş..
Reasürans çarşısına girdik.. Galiba Zanzibar’a oturduk.. O zaman moda yemek, ızgarada patlıcan, biber, kabak..
Nişantaşılı olacağız ya.. Izgara sebze tabağı istedik, yanında da bir kadeh kırmızı şarap..
Racon böyleymiş!..
Hesap gelince içimizden biri en alçak sesiyle..
Oha demişti..
10 yıl oluyor o ses hâlâ kulağımdadır..
*
Ağaçların süsü süperdi, ‘time back’ tankı süperdi, sokak avizeleri süperdi..
Ne diyelim..
Teşekkürler Sarıgül..
*
Oradan doğru Beyoğlu.. Ana baba günü demesem az kalır.. Ana, baba, dede, nine günü!..
Sanki bütün İstanbul orada.. Yok yok, İstanbul yetmemiş Ankara, Adana, İzmir de gelmiş!..
(İstiklal Caddesi gibi bir cadde dünyada var mıdır? Gün boyu on binlerce insanın bir aşağı bir yukarı yürüdüğü cadde.. Gece yarısı bile miting alanı gibi olan cadde.. Ne duydum ne gördüm.. Örneği yok..)
*
St. Antuan Kilisesi’ne geldik.. Mahşeri kalabalık.. Güç bela içeri girdik, Noel ayini sürüyordu.. Mum yakma kuyruğu ise alıp başını gitmişti..
Asmalı Mescit’e doğru kararlı bir şekilde ilerledik, Tünel Geçidi’ni aşıp, Sofyalı Sokağa nasıl ulaştık, Şehbender Sokağı’nın sonuna nasıl vardık ne siz sorun ne ben anlatayım..
O bölgeyi bilen bilir.. Onlarca mekân vardır.. Bütün masalar dışarıdadır, hava ne kadar soğuk olursa olsun, havadan ısıtıldığı için o sokaklar sıcaktır!..
Kalabalıktan nefes almak bile bazen güçtür..
Sofyalı sokağına girmek, iş saati Eminönü’nden kalkan Yedikule otobüsüne binmekten daha zordur desem yeridir!..
Yaş ortalaması desen 25-30.. Bilemedin 35.. Biraz fazla kaçtık tabii.. Bu sebeple oturmadık, oturmaya teşebbüs dahi etmedik.. Kazık gibi iki adam ne işimiz var duygusu ağır bastı..
Soluğu bildik mekân, Yakup’ta aldık.. Valla evimize gelmiş gibi olduk..
Yorgunluk atmak için bir kadeh aslan sütü şart olmuştu!..
*
Bitmedi, son ayların en gözde mekânlarından Off Pera’ya da göz atmak lazım..
Hemen orada, Gönül Sokak’ta.. Gittik gitmesine de içeri giremedik tabii.. Kimse giremedi.. Herkes sokağa yayılmış, hayatından memnun..
Biz de kaldırıma oturduk, elimize birer bira tutuşturdular..
Âdet böyle dediler.. Kendini müziğe ve atmosfere bırak!..
*
Hayır bırakmadık.. Amacımız gözlem yapmak, gördüklerimizi aktarmaktı..
Görev başı hali.. Mesai vaziyeti..

NOEL AKŞAMI NİŞANTAŞI..