PATİNAJ DÖNEMİ

İçişleri Bakanı Atalay sekteye uğrayan ‘Kürt Açılımı’na yeniden ivme kazandırmak için cuma günü basın toplantısı yaptı..
Yapacaklarını sıraladı..
O an anladım ki.. Kürt meselesinde patinaj dönemine girilmiş..
Daha bir adım bile atılmaz!..
Aslına bakarsanız bu hükümetin ‘Kürt açılımı’ yapma diye bir derdi yoktu.. Hiçbir zaman da olmadı..
2002 yılından beri hep gündemimizde diyorlar ama işin aslı astarı öyle değil..
Hasan Cemal geçen gün yazdı.. Özeti şöyle..
ABD Irak’tan çekilmeye hazırlanıyor.. Çekilirken de bu ülkenin istikrar içinde kalmasını önemsiyor (Bizim değil Irak’ın) Bu nedenle PKK’nın başa bela olmasını istemiyor.
Yazıdan küçük bir alıntı:
“Ankara’ya diyorlar ki: PKK’ya karşı seni destekliyoruz ama sen de bir şey yap ki, dağdan iniş yolu açılsın!”
*
İşin aslı astarı bu..
Hükümetin bir anda düğmeye basmasının sebebi de buydu..
Zannettiler ki, ABD PKK’yı ikna edecek.. Onlar da paşa paşa gelecek..
Bu yüzden başından beri açılımın içini soranlara ters ters bakıyorlar..
Savaş lobisi ilan ediyorlar..
Şiddetten nemalanan karanlık odaklar..
Çünkü hakikaten planladıkları bir şey yoktu.. Merak edip sorana da sinirlenmeleri doğaldı..
*
Büyük bir proje başlatıyorlarmış gibi ‘tiyatro’ yaptılar ama beklentileri başkaydı..
ABD ve Barzani’nin itelemesiyle PKK’lılar dağdan inecek, Türkiye’ye dönecekti.. Şöyle 100-150 kişi geldikten sonra 30 yıllık sorunu bitirdik diyeceklerdi..
Erdoğan kahraman olacaktı..
Olmadı..
Kandil’den gelen sekiz kişilik öncü grup yaraya limon sıktı!..
Proje fosladı!..
*
Hükümet buraya kadar diyebilir mi?
Açılıma öyle bir ulvi isim koydular ki vazgeçmeleri mümkün değil..
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nden nasıl vazgeçtik diyebilirler ki..
En iyisi..
Patinaj!

Hem bağımlı olacaksın hem de tarafsız!..
Adalet Bakanı gündeme almadığı için HSYK, Yargıtay’a 34 yeni üyeyi seçemiyor diye haberler çıktı ya..
Hani Bakan kendi adamlarını seçtirmek için pazarlık yapıyor dendi..
O günden sonra yeni bir şeyler pişirilmeye başlandı..
Mesela öyle şeyler yazıyorlar..
“Hangisini tercih edersiniz?
Karşınızda yüzde yüz bağımlı ama kesinlikle tarafsız bir yargıcın olmasını mı?
Yoksa yüzde yüz bağımsız ama kesinlikle taraflı bir yargıcın olmasını mı?”
*
Pişirilen yemeği anladınız değil mi?
Bağımlı olmak iyidir demeye çalışıyorlar.. Yargıçların siyasal iktidarın bağımlı hale getirilmesinin kılıfını dikiyorlar..
Ama..
Yüzde yüz bağımlı ama kesinlikle tarafsız nasıl olunur bunu söylemiyorlar..
Bir örnek diyorsun?
Yok..
Hem bağımlı olacaksın hem tarafsız!
Nasıl bir şey acaba!..
*
Yeni dümenimiz bu: Bağımsızlık kötüdür taraflılığa yol açar, bağımlı olmak iyidir, adamı tarafsız yapar..
Yersen tabii!

Topbaş’a alkış..
Tarihi bir gece yaşadık.. İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti tacını takması hakkıyla kutlandı..
Dangıl dungul değil..
İstanbul’a yakışan biçimde.. Yedi ayrı tepede birbirinden muhteşem organizasyonlarla..
Ses ve ışık gösterileriyle, birbirinden coşkulu konserlerle.. Cumartesi akşamı 303 sanatçı sahneye çıkmış..
Kimi kutlamak lazım?
İstanbul’un patronunu.. Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş’ı.. Bu yıl 182 sanat ve kültür aktivitesi yapılacakmış.. Bu yıl yaşadık desenize..
Başkan’a sıcağı sıcağına uyarı.. Alışırsak her sene isteriz!..