SEPET SEPET YUMURTA SAKIN

Eskiden tehlikeli değildi

Eskiden tehlikeli değildi.. Kasabadan kente inen, köyden kente gelen yumurtayı ihmal etmezdi..
En ucuz, en hoş hediyeydi..
Doktora mı gittin, bir sepet yumurta..
Avukatın kapısını mı çalman lazım, bir sepet yumurta..
Akrabanı, arkadaşını mı ziyaret edeceksin, bir sepet yumurta..
Köylü toplumuyduk.. Çoğu evde kümes vardı.. Kümesten alırsın, saman dolu sepete koyarsın, taze taze götürüsün..
İster sucuğun üstüne kır, ister menemen yap, ister omlet.. Sevmeyen yok gibidir..
Sucuklu yumurta milli yemektir..
*
O zaman mektupların sonuna mani yazmak âdetti.. Yumurtasız olur mu? Hiç düşünmeden döşenirdik..
Sepet sepet yumurta
Sakın beni unutma
Unutursan küserim
Mektubumu keserim
*
Gel zaman git zaman, evler apartman oldu.. Tavuk besleyecek yer kalmadı, haliyle kümesler de yıkıldı..
Civcivler makinelerde büyümeye başladı, yumurtalar saman dolu sepetlerden çıkıp karton kutulara girdi..
Ne eski tadı kaldı, ne kokusu, ne rengi.. Mektup âdeti de bittiği için manisi de unutuldu..
Kimse artık,
Sepet sepet yumurta
Sakın beni unutma,
demez oldu..
*
Daha da ötesi kimse yanında taşıyamaz hale geldi.. Çünkü silah muamelesi, bıçak muamelesi suç aleti muamelesi yapılmaya başlandı.. Bomba kadar tehlikeli sayıldı..
Üzerinde yakalandın mı yandın.. Hele havaya kaldırdın mı, ayvayı yedin..
*
Dokuz, on ay oluyor.. Ankara’da bir öğrenci Tarım Bakanı’nın katılma ihtimali olan etkinlikte yumurtayı havya kaldırdı diye, altını çiziyorum..
Attı diye değil havaya kaldırdı diye..
Hem yurttan atıldı hem de devletten aldığı burs kesildi..
Neden mi?
Milli birlik ve beraberlik duygusunu zedelemişti!..
*
O gün ne oluyor falan demiştik, meğer ucuz atlatmış.. Şanslıymış..
Hapis cezası falan istenmemiş.. İstanbul’da istendi..
Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaret edeceği gün çantasında üç yumurtayla okula gelen hukuk öğrencisini polis içeri almadı..
Tartışma, itiş kakış arbede derken mahkemelik oldular..
Sonuç; yumurta taşıyan öğrencinin 11 yıla kadar hapsi istendi..
*
Yumurta deyip geçmeyin..

2015 Ermeni yılı hazırlıklı olalım
‘İnkâr Yasası’nı Fransız Senatosu da kabul etti.. Bekleniyordu, sürpriz olmadı..
Ama bu kez farklı karşıladık..
Bir ay önce Meclis’te kabul edilince Ankara çok sinirlenmişti.. Büyükelçi geri çağrıldı, yaptırımlar listesi hazırlandı.. Köprüleri atmayı ramak kalmıştı..
Ankara bu kez sakin karşıladı..
Kabul edilen yasanın ifade özgürlüğüyle, düşünce özgürlüğüyle ilgisi yoktu; ama bu aynı zamanda Fransızların da sorunuydu.. Zincir kendilerine vuruluyordu..
Ankara bu kez bekleme kararı aldı..
(Çünkü daha Anayasa Mahkemesi aşaması var.)
İyi de yaptı..
Keskin sirke küpüne zararı verir durumu ortaya çıkmadı.. Ne de olsa 11 milyar dolarlık ticaret hacmi var, 6 milyar dolarlık ihracatımız var..
Tabii ki her şey para değil ama!..
Vergi denetçileriyle de Fransa’yı yola getirecek halimiz yok.. Oylama öncesi Fransa yasalarına tabi olan Ankara’daki Charles De Gaulle Lisesi’ne vergi denetçilerinin gönderilmesi komikti..
Yakışık almadı..
*
Öyle veya böyle bu iş Fransa ile sınırlı kalmayacak.. 2015 Ermeni tehcirinin 100. yılı..
Bütün dünyada benzer yasalar çıkacak..
Soykırım rüzgârı esecek..
Bağırıp çağırmakla, köprüleri atarız demekle başa çıkamayız..
Oyun planımızın olması lazım.. Fazla vaktimiz yok..
Ne yapacaksak iki ,üç yıl içinde yapmalıyız..
Yapmazsak kavga etmediğimiz ülke kalmaz..