YAZ AMA BENİM ADIMI VERME!

Eklenme Tarihi24.12.2017 - 1:30-Güncellenme Tarihi23.12.2017 - 22:44

Bugün Pazar.. İzin verin bugün kendimizden bahsedeyim.. Benim gibi günlük siyasi yorum yapanların halinden..

Okura yazı beğendirmek zordur..

Kimi fikrinize katılır, kimi şiddetle karşı çıkar..

Kimi üslubunuzu yumuşak bulur, kimi sert..

Kimi şunu yaz der..

Kimi şunu neden yazmıyorsun diye hesap sorar..

---

Biri yanınıza gelir..

Abi iyi güzel de biraz daha sert yazsana..

Öteki çak abi çak korkma diye lafa karışıyor.. Kime çakayım?

İktidara çak, yerden yere vur.. Sert ol sert..

CHP’ye çaksana abi, böyle muhalefet partisi olur mu?

MHP’ye vursana abi, ne yaptıkları belli değil!.

---

Bu muhabbet yüz yüze yumuşak geçiyor ama mailler daha sert oluyor..

Mesela şunu yaz diye konu veriyor, tamam yazayım diyorsun..

Hemen ekliyor; Yaz ama benim adımı verme..

Niye?

Kamuda çalışıyorum da.. Sonra!..

---

Biri diyor ki..

Televizyona çıkıyorsun vur yumruğunu masaya..

İyi vurayım de ne diyeyim..

Böyle adaletsizlik olmaz de, bu ne biçim yargı de, haksızlık hukuksuzluk diz boyu de, benim gibi mağdurların hakkını ara..

Peki diyorum, senin hikayeni anlatayım senin adını vereyim..

Aman abi adımı verme; Ne olur ne olmaz!.

---

Ünlü hukukçularla konuşuyorum.. Bilgi veriyorlar, gözden kaçan bazı yasal düzenlemelere dikkat çekiyorlar.. Ama lafın sonunda mutlaka aynı cümleyi ekliyorlar..

Yaz ama benim adımı verme..

---

Liseye giriş sınavı da, üniversiteye giriş sınavı da deneme tahtası oldu.. Yaz boz tahtasına döndü..

Gençler perişan, aileler şikayetçi..

Yaz diyorlar, yazıyoruz..

Gel sen de bi ses ver diyorsun yine aynı söz..

Ya beni karıştırma, sakın adımı verme..

---

Bu hal siyaset dünyası için de geçerli.. İktidar partisinin milletvekili, hükümetin bazı uygulamalarını eleştiriyor..

Yazayım diyorsun, yaz ama benim adımı verme diyor..

Veya muhalefet partisi milletvekili, partisini beğenmiyor, anlattıkça anlatıyor son cümlede talebi aynı: Bunları yaz ama benim adımı geçirme..

---

İş adamları da böyle.. İstiyorlar ki birileri bir şeylere itiraz etsin ama kendileri bulaşmasın.. İsimleri geçmesin..

Şikayeti olan her kesimin, doktorun, mühendisin, öğretmenin, esnafın, taksicinin tavrı aynı.. Sorunumuzu yaz ama adımı geçirme..

Ben bu duruma köşe yazarlığının dayanılmaz ağırlığı diyorum..

İyi pazarlar!.

Tazelenme üniversitesi

Posta kutuma düşen mail şöyleydi..

‘70 yaşında 68 sene Levent/İstanbul’da yaşamış ve 2 yıldır artık Antalya’da yaşayan, emeklilik döneminde (15 yıl) Almanca ve İngilizceden Türkçeye teknik çevirmenlik yapan emekli bir makine mühendisiyim. Geçen sene Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji bölümünün bir sosyal sorumluluk projesi olan ‘60+ Tazelenme Üniversitesi’nin açıldığını duydum ve eşim Nuray’la birlikte hemen kaydolduk. Bu sene 2. sınıf öğrencisiyiz. Ben, basın ve medyadan sorumlu öğrenci temsilcisi olduğum için, sizlere bu projeyi tanıtma görevini üzerime aldım.’

---

Ne yalan söyleyeyim.. Erdal Tükel mailine kadar 60+ tazeleme üniversitesi adını duymamıştım..

Sitelerine girdim inceledim..

Antalya, Alanya, Muğla ve İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde var..

Biyoloji, nöroloji, arkeoloji, miras hukuku, ortopedi, beslenme ve diyabetik, İngilizce gibi temel derslerin yanında..

Aşçılık, kazak örme, tamirat, işaret dili, karakalem resim, müzik gibi günlük hayata hitap eden dersler de var.. Duyurulur..