Döngüsel ekonominin en şahane örneği: Eskişehir

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ile birlikte Eskişehir’e gittiğimizden beri gündemim değişti. Son birkaç gündür girdiğim her ortamda Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in kıt kaynaklarla yarattığı mucizeleri anlatıyorum.
CHP’li belediyelere Ankara’nın ne kadar cimri davrandığı malum; ancak Yılmaz Hoca için paranın olmaması, işin yapılmayacağı anlamına gelmiyor. Askeriyenin ve diğer kurumların ıskartaya çıkarttığı araç ve gereçler, belediyenin atölyelerinde eritilerek ya da onarılarak tekrar kullanıma sokuluyor. Çöplerden ve atıklardan harikalar yaratılıyor...

Adını doğru koyalım!
Önceki akşam bir dost evinde yine ben hararetle bunları anlatıyordum ki sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışan Sustineo İstanbul’un kurucularından, KAGİDER eski Başkanı Dilek Bil, şu önemli saptamayı yaptı:
“Sayın Büyükerşen, -mecburiyetten de olsa- hiç atık olmaması üzerine kurulmaya çalışılan, döngüsel (circular) ekonomi dediğimiz bir modeli uyguluyor aslında. Sürdürülebilir kalkınma açısından da hayati olan bu ekonomik model, herhangi bir malın bütün girdilerinin, o malın ekonomik ömrü dolduktan sonra yeni alanlarda hammadde olarak kullanılması ve bu suretle ekonomiye yeni ürünler katılması üzerine kurulu.”

Bir hafta sonu gidin
Valla Yılmaz Hoca bize ne Masal Şatosu’nu gezdirirken, ne bataklığı gölete çevirdiklerini anlatırken ne de denizi olmayan bir şehirde tersane kurup, ürettikleri botları ihraç ettiklerini söylerken bir kez bile DÖNGÜSEL EKONOMİ ya da SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK falan demedi; ama yapılan tam da Dilek Bil’in adını koyduğu gibi...
Yine son birkaç gündür karşılaştığım herkese, bir hafta sonunu çoluk-çocuk Eskişehir’de geçirmelerini salık veriyorum. Benim kızım 35 yaşına geldi, ama biz de maaile gideceğiz; çünkü Eskişehir, çocukların da büyüklerin de her yaştan insanın fazlasıyla ilgisini çekebilecek ve çok güzel saatler geçirebilecekleri bir kent. Siz Milliyet okurlarının çok hoşuna gideceğine eminim.
İstanbul’dan trenle artık 2.5, Ankara’dan 1.5 saat. Biz özel uçakla gittik. Havaalanına indiğiniz anda ağaçları ve 3-4 katlı temiz-pak binalarıyla karşınızda zarif ve bakımlı bir Avrupa kenti buluyorsunuz. Ve akşam Eskişehir’den bu duygunuz daha da artmış, gördüğünüz güzellikler karşısında ruhunuz dinlenmiş olarak mutluluk içinde ayrılıyorsunuz.

Android Keloğlan...
Bilim, Kültür ve Sanat Parkı’ndaki Uzay Evi’yle, İlk İngilizleri Amerika’ya taşıyan ünlü Mayflower gemisiyle, Venedik gondollarıyla, Masal Şatosu’nda bizlere gözlerini kırpa kırpa, ellerini sallaya sallaya masallar anlatan android Nasrettin Hocası, Keloğlanı ve Dede Korkutu’yla, insanların güneşlenip yüzdükleri plajlı (yapay göl) parkıyla, Walt Disney karakterleriyle ve Mumyalar Müzesi’yle tam bir masal-hayal kent.
Çalışanların çoğunluğunun asgari ücret aldığı ülkemizde, dünyayı Eskişehir ve çevre illerde yaşayan dar gelirlilerin ayağına kadar getirmiş Yılmaz Hoca.
Ve bütün bunları devletin verdiği yıllık 300 milyon liralık resmi bütçeye hayallerini, sevgisini ve onu seven Eskişehirlilerin çabalarını ekleyerek ve atık malzemeyi dönüştürerek gerçekleştiriyor.