Kurtuluş ateşini İzmir yaktı

9 Eylül 2011

İzmir; Akdeniz’in incisi, batının en doğusu, doğunun en batısı...
İzmirli büyük ozan Homeros’un “Gökkubbenin altındaki en güzel şehir” olarak betimlediği, Aristo’nun İskender’e “Görmezsen eksik kalırsın” diyerek önemini vurguladığı, büyük yazar Victor Hugo’nun onu hiç görmeden adına şiir yazıp bir “Prenses”e benzettiği; farklı kültürlerin, yaşam tarzlarının, inançların binlerce yıldır birlikte barış içinde yaşadığı kavimler kapısı.
Doğu Akdeniz’in merkezi, Ege’nin gerdanlığı İzmir... Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’nı yenik kapamasıyla birlikte tüm emperyalist güçlerin gözünü üzerine çevirdiği kent oldu.
İmparatorluğun, 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros Mütarekenamesi Anadolu’yu emperyalist devletlerin işgaline açık bir alan haline getirirken, I. Dünya Savaşı’nda emperyalistler arasında yapılan gizli anlaşmalarda aslında İzmir ve çevresi İtalya’ya bırakılmıştı.
Ancak savaş sonrasında İngiltere, Ortadoğu’daki petrol bölgelerini İngiliz çıkarları doğrultusunda koruyacak bir taşeron güç arıyordu. Bunun için Yunanistan biçilmiş kaftandı. Bu gelişmelerle birlikte İtilaf Devletleri 19 Ocak 1919’da toplanan Paris Barış Konferansı’nda Yunanistan’ın İzmir ve çevresini işgal etmesi kararlaştırdı. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan Ordusu tarafından işgal edilmesi tüm Anadolu’da milli bilinci harekete geçirdi.
Bunun üzerine Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nın nihai hedefini İzmir’in düşman işgalinden kurtulması olarak belirledi.
İzmir; işgaliyle birlikte modern Türk ulus- devletinin kuruluşunun temel harcı oldu. 15 Mayıs 1919’da Gazeteci Hasan Tahsin’in Yunan ordusuna karşı sıktığı ilk kurşun; üç yıl dört ay sürecek Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın da ilk kıvılcımıydı.

Yazının devamı...