Seren Serengil’in üç günlük cezaevi macerasının başlangıcını hatırlıyor musunuz? Onlarca  kamera ve canlı yayın araçlarının takibiyle girmişti Bakırköy Kadın Cezaevi’nden içeri.

Üç günün ardından dışarı çıkar çıkmaz da, televizyon stüdyosuna koşmuştu.

Dünyanın en haksızlığa uğramış kişisi, sanki üç gün değil de 33 yıl hapis yatmış gibi bir hali vardı.

Ceza mı ödül mü


Önceki gün de Serengil’in şikayeti üzerine boşanma aşamasında olduğu Yaşar İpek üç gün için cezaevine girdi.

Ceza mı ödül mü


Peşinde kameralar yoktu, çıkışında da olmayacak ama sosyal medyadan yazarsa, herkes alıp haberini yapacak. Türkiye’de uzaklaştırma kararına uymamak, cezadan çok ödül gibi bir grup insana...

Böyle yasa maddesi olmaz.

Ceza dediğimiz şey caydırıcı olur, üç günlük hapis cezası, kimseyi caydırmıyor; aksine bir grup insan için kariyerde basamak gibi duruyor.
İcralık olup da, mal beyanında bulunma-yanın bile bir hafta hapis yattığını düşününce, bu yasa maddesini düzeltmek, gerçekten caydırıcı hale getirmek gerekiyor.

Ceza mı ödül mü


BİZİM YÜZÜMÜZDEN GÜVENDE DEĞİLSİNİZ...

Balıkesir’de hastane polisine kafa tutan ve bitirimlik yapan, iki  maganda tutuklandı. Olay esnasında değil, çekilen bir video sayesinde kamuoyu gündemine geldiği için, bulundular ve alındılar.

Medya, ‘Yaşasın alındılar’ havasında yazdı haberleri. Biz böyle olduğumuz sürece,  sokakta ne şiddet biter ne de bu tür suç makinelerinin varlığı...

Daha 20’li yaşlarında 54 ayrı sabıkası olan, bu tarz insanlar  nasıl dışarıda dolaşabiliyor sormadık nedense...
Mahkemelerde, tahliye kararlarında, tekrar suç işlemeyeceği gibi bir kanaat kullanılabiliyor sanığın lehine.

Peki aksi neden kullanılmıyor?

54 suç işleyen bir insanı sokağa saldığınızda, 55 ve sonrasını işleyeceğini görmek için alim olmaya gerek yok.

Hanımefendiler, bu ülkenin masum insanları, sizi suçlulara karşı korumayı beceremiyoruz...

Biz ‘Alındılar’ diye sevinip, ‘Neden dışarıdaydılar?’ diye sormadıkça, güvende olamayacaksınız...

HADİSE İNSAN DEĞİL Mİ?

Siz kardeşleriyle ortak iş yapmaya başlayıp da arası bozulmamış kaç kişi gördünüz ömrünüzde?

Zamanında ‘Elti kavgaları şirketleri batırıyor’ diye haberler yapılmış bir ülke burası.

Babalarından kalan iş ya da servetin tek sahibi olmaya çalışan ya da kalan mirasa tek başına konmaya çalışan, erkek çocuklar ve onların kız kardeşleri kaç yüz kere mahkemelik oldular, bir hatırlayın lütfen haberleri...

Ceza mı ödül mü

Uzunca bir süredir Hadise’nin ablası ve kız kardeşiyle yaşadığı tartışmaları ve kavgaları konuşuyoruz.

Hadise hatalı mı hatalı, zira kendi gücüyle kardeşlerinin de çok para kazanmasını arzu etti, uzman olmadıkları alanlarda onlara iş yarattı, o işlerin de iyi gitmesini istedi. Evdeki hesap çarşıya uymayınca da kavgalar ve küslükler başladı...

Türkiye’de birlikte iş yapan kardeşler, aile üyeleri ne kadar kavga ediyor, küslük yaşıyorsa, Hadise’nin durumu da aynı...

Ünlü diye, bizden daha farklı davranmasını beklemek, büyük haksızlık...

SKANDALI OLMAYAN AYDİLGE!

Adı müzik listelerinin tepelerinde değil...

Her yaptığı, her giydiği olay olmuyor, bir alışveriş  merkezine gittiğinde kameralar peşine takılmıyor.

Ceza mı ödül mü

Ancak konserleri ağzına kadar dolu bu genç kadının. Üstelik adını ve yüzünü bilmeyenler de onun şarkılarını ezbere biliyor.

‘Kiralık Aşk’ dizisi için yaptığı parça, onlarca ödül aldı, ‘Kiraz Mevsimi’ dizisinden tutun da, bir sürü reklam filminin aklımızda kalan şarkısı ona ait.
TRT Ankara Radyosu Çocuk Korosu ile başlamış müzik serüveni. Amerikan Dili ve Edebiyatı mezunu, yüksek lisansı radyo-TV-sinema bölümünden.
‘Blumia Sokağı’ başta olmak üzere, iki roman, bir öykü kitabı var. TRT’de ekrana gelmeye başlayan ‘Benim Adım Melek’ dizisi için yaptığı parça da kısa süre sonra herkes tarafından ezberlenecek gibi... Arkasında keman çalan eşi, ayarında tevazusu ve şarkılarıyla halkın dikkatini çekmeyi başarmış
biri Aydilge. Skandalı olmayacağı için belki çok haber olamayacak ama neredeyse tüm üniversitelerden aldığı ödüller ve tıklım tıklım konser alanları, yeterli zaten onun için...

KÖPEĞİNİZLE YATMAYIN...


İnsan sağlığı açısından değil; Hollanda Hayvan İşleri Konseyi’nden gelen bu önerinin sebebi. Sınırsız sevgi ve aşırı şımartmanın hayvanların refahını olumsuz etkilediğine karar vermiş konsey.

Ceza mı ödül mü


Söyledikleri özetle şu:

“Beslediği hayvanlarını insanlaştıran, insanların, aslında çok sevdikleri o canlıların doğalarını bozuyor ve ister istemez zarar veren hale geliyorlar.”
Hollanda Tarım Bakanlığı’nın isteği üzerine hazırlanmış çok kapsamlı bir raporun en dikkat çekici bölümü bu yazdığım. İnsan bencilliği üzerinde etkisi olur mu derseniz,  hiç zannetmiyorum...