CİNSELLİK İŞ YAPAR DA...

Eklenme Tarihi05.04.2017 - 2:30-Güncellenme Tarihi04.04.2017 - 19:15

Ozan Güven’i, ‘İkinci Bahar’ dizisinden beri seyrederim. ‘Canım Ailem’ den tutun da Cem Yılmaz filmlerine kadar aldığı her rolde başarılı olmuş bir isimdir. Mehmet Günsur, Türkiye’nin en kent kökenli, en iyi oyuncularından birisidir. Ferzan Özpetek ya da Çağan Irmak filmlerindeki performansı, ‘O Şimdi Asker’ filminde alkolik genç rolünü canlandırmadaki başarısı da onun oyun gücünün herkes tarafından kabul edilmesini sağladı.

Bu girişi yaptım zira, iki usta erkek oyuncuyu buluşturan ‘Fi’ dizisinin, sadece yatak sahneleri üzerinden konuşulmasına itirazım var. Tamam roman ve dolayısıyla senaryoda cinsellik var ama sadece o yok. Medya üç haftadır, sadece yatak sahneleri üzerinden konuşuyor ‘

Fi’yi ve bence kadro gücüne haksızlık ediliyor.

Tamam cinsellik ilgi çeker; insanlar döner bakarlar.

Cinsellik üzerinden daha çok haber olunur, eyvallah ama bir sınır olmalı.

Eğer bu bir stratejinin parçasıysa, usta iki isme ne gerek vardı. Yok strateji değil de medya tercihiyse o zaman biraz ayıp etmiş olmuyor muyuz?

Anne Sonay ve baba Özay

Sonay Dikkaya, NTV’den ayrılmasının ardından oğlu için, Orlando’ya gidiş hikayesini anlatmış Sabah Gazetesi’ne. Çok eski arkadaşımdır Sonay, ufak tefek olmasına bakmayın yürekli kadındır aynı zamanda. Bırakın bir semti ya da bir şehri, bir ülkeyi bırakıp gitmek kolay iş değildir. Sonay’ın röportajını okurken aklıma cuma akşamı yaşadığım, bana göre zor başkalarına göre basit bir tercih geldi. Magazinci.com, İnternet Medyası Magazin Oskarları’nda, Radyo Viva’da yaptığım haber programını ‘Yılın Radyo Programı’ seçmiş; onun ödül töreni vardı. Ya törene gidip 
ödülümü alacaktım ya da eşim çalıştığı için eve gidip beş yaşındaki kızımı uyutacaktım. Doğrusunu isterseniz bir saniye bile şüphe etmedim eve gitme kararını alırken, radyodaki yardımcımdan ödülü benim için almasını rica ettim.
Organizasyonu düzenleyen arkadaşlara da hastalık ya da son dakika bahanesi uydurmak yerine gerçeği direkt söyledim. Bu kıymetli ödül için çok teşekkür ederim.

İnsanlığın en büyük buluşu

Dünyanın en değerli ilk üç markası açıklandı. Birinci Google, ikinci Apple, üçüncü de Amazon.com. Düşünsenize 1997’de daha kurulu olmayan Google, şimdi dünyanın en değerli markası ama arkasında asırlık bilgi birikimi olan, dev fabrikaları blunan markalar, internet çağının yarattığı değere yaklaşamıyorlar. Peki insanlığın en büyük buluşu gerçekten internet mi? Yaşı genç arkadaşlarım evet diyeceklerdir bu sorunun cevabına ama değil. İnsanlığın en büyük buluşu hâlâ
ateş aslında. Eğer ateşi bulmasaydık ne beynimiz bu kadar gelişecekti ne de sosyal canlılar olacaktık.Tamam internet önemli ama ateş kadar değil... 

Ölen masumiyetimiz aslında 

Adile Naşit’in kuzucukları diye görürdük kendimizi. Tek kanallı TRT’de masallar okumadan önce saydığı isimler arasında bizim de ismimiz olacak mı diye merakla beklerdik. Sonra Kemal Sunal...



Saf da olsa iyilerin her zaman kazandığını kafamıza çakan adamdı. Tarık Akan’ın deli fişek yanlarını da severdik, romantik komedi filmlerde bile sosyal adaletten dem vuran yanlarını da. Geçtiğimiz hafta Halit Akçatepe de gitti. ‘Hababam Sınıfı’nın gizli kahramanı, her olayın içindeki adam...
 Ölenler sadece sanatçılar değil aslında, ölen en masum zamanlarımızın anıları biraz da. O filmleri seyredip gülerken, ağlarken, hayat bu kadar çok yarışmak değildi zira.

Fazla bin 430 saatiniz var mı? 

Yapılan son araştırmaya göre günde 330 dakikayla dünyada en fazla televizyon seyreden ülke olmuşuz. Cumartesi ve pazar günleri hiç televizyon seyretmediğimizi farz etsek bile, haftada 27.5 saat ekran başında geçiyor demek bu. Yani yılda da tam bin 430 saat televizyon izliyoruz. Ama yürümek için günde 30 dakikamız yok bizim. Kitap okumak için 15 dakika bile zaman ayırmıyoruz. Çocukla birlikte çalışmak mı, canım onun elinde de tablet var nasılsa? Ailenin büyüklerini ziyaret etmek istiyorum ama şimdi trafikte bir saatim gidecek. Tüm bunların hiç önemi olmadığını düşünün. Bırakın 330 dakikayı 33 dakika bile konuşulmuyor artık evlerde. Yazık bize çok yazık...