Özay Şendir

Özay Şendir

ozay.sendir@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

12 yaşında anne olmuş bir kız çocuğu mahkemede ifade verdi.

SÖZÜN BİTTİĞİ YER...
Sanık sandalyesinde, başka bir kadınla evli ve iki çocuğu olan ama kızın annesiyle de beş yıl ilişki yaşayan adam oturuyordu. Bunca rezillik yetmezmiş gibi annesiyle barışma bahanesiyle 12 yaşındaki kıza tecavüz etmişti adam. Ardından o masum bebek doğdu, DNA testi istediler, bebeğin adamdan olduğu yasal olarak da kanıtlandı. Utanmaz sanık, 12 yaşındaki çocuk için “O zorla benimle beraber oldu” da diyebildi , “Kemik testi yapılsın bana yaşım 15 demişti” cümlesini de kurabildi. Tüm bunlar normal değil ama daha acısını henüz okumadınız. 12 yaşında, tecavüze uğrayan ve anne olan küçük kız var ya, dedi ki “Çocuğuna sahip çıksın, kendisinden şikayetçi değilim.”

Haberin Devamı

Uzun zamandır bir habere bu kadar öfkelendiğimi ve üzüldüğümü hatırlamıyorum.

Yaşam şartları ya da çevre, aile baskısı veya her neyse, o küçücük kız bu cümleyi kurmak zorunda kaldı, gerçek bu. Sözün bittiği yer burası, ötesi yok...

Hülya Avşar tuzağa düştü

Geçtiğimiz hafta gazetelerde Zehra Çilingiroğlu’nun bir mekanda sigara içerken çekilmiş fotoğrafları yer aldı. Daha önce de yazmıştım, bu genç kızın attığı her adımı, yaptığı her şeyi haber yapmaya hakkımız yok; o değil, anne ve babası ünlü diye...

Her gün okul üniformasıyla, okul yolunda sigara içen, 15-16 yaşında bir sürü çocuk görüyorum. O çocuklar ya da Zehra’nın anne-babası ünlü olmayan yaşıtları haber olmuyor ama Zehra neredeyse yarım sayfa haber oluyor. İşin kötüsü, anne Hülya Avşar, Zehra’nın sigara içerken çekilen fotoğraflarını soran Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu’na yanıt vermiş, çok üzüldüğünü anlatmış. Tuzağa düşmüş Avşar. Keşke üzüntüsünü anlatmak yerine “Sigara işini biz Zehra ile konuşuruz ama siz neden kızımın attığı her adımı takip ediyorsunuz, ne hakkınız var onu

gittiği her yerde izlemeye” diye sorsaydı. Avşar’ın çekilen fotoğrafa tepki verdiğini gördüler ya, magazin medyası artık hiç huzur vermez Zehra’ya...

Kadir Başkan’a sorular

SÖZÜN BİTTİĞİ YER...

İstanbul’da trafik keşmekeşini çözmenin tek yolu toplu taşımanın yaygınlaşması değil mi?

Haberin Devamı

Deniz yolu, iki yaka arasındaki araç trafiğini azaltmak için en önemli alternatiflerden biri değil mi?

Metrobüs örneğinde olduğu gibi alternatif sunulduğunda insanların otomobillerini bıraktıklarını yaşayarak gördük değil mi?

Tüm bu sorulara “Evet” cevabı verdiyseniz lütfen şu sorulara da yanıt verin Sayın Başkan:

İstinye-Çubuklu arasına normal vapur seferi koymadan, arabalı vapur seferi koymak, toplu taşıma mantığına uygun mu?

İki yaka arasında araç taşımayı kolaylaştırmak, toplu taşımayı kuvvetlendirme felsefesinin tam aksine yol açmıyor mu?

15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde başlayan çalışmalar nedeniyle insanlar arabalı vapura yüklenince, Boğaz hattı trafiğinde yaşanan keşmekeş için şimdi kime kızalım?

Özlem Hanım ekranda

Hayat ne kadar garip ve öğretici aynı zamanda. Bundan birkaç sene önce, hasta yakını olarak bir sağlık hizmeti tartışması sırasında tanışmıştım Özlem Cankurtaran’la. Eve gelince arama motorundan, “Kim bu kadın?” diye bakmıştım.

Türkiye’nin az sayıda akciğer cerrahlarından biri... Geçirdiği zorlu kemik hastalığı nedeniyle koltuk değneği kullanıyor ve cerrahlık yapamıyor ama yönetici olarak yine sağlık sektörünün içinde.

Haberin Devamı

Kendi hastalığı sırasında ona en büyük desteği veren eşi, nörolojik bir rahatsızlık geçiriyor. Cankurtaran, hayatını düzene sokuyor ve bu şekilde devam ediyor. Bu da hasta yakını olmanın önemini bilen Cankurtaran portresini ortaya çıkarıyor. İşte sözünü ettiğim Özlem Cankurtaran, TRT Haber’de ‘Hasta Yakını’ diye program yapmaya başladı. Programın ilk bölümü geçtiğimiz cumartesi yayınlandı.

Fikir güzel, program çok öğretici, Özlem Cankurtaran Türkiye’de doktor, hasta, hasta yakını duygularının tamamını bilen tek kişi. Bravo Özlem Hanım, bravo TRT...

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu var mı?

Bizim memlekette vadeli çek gibi bir cümle haline geldi, “Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi iyi bir huyu vardır” lafı. Bu cümleyi son kullanan kişi Mustafa Ceceli’nin boşanmasından beş gün sonra evleneceğini söylediği Selin İmer olmuş. Gerçekler kısmını geçelim ama şu ‘yuva yıkan kadın’ imajına dair söylenmesi gereken şeyler var.

Bizim memlekette bir erkek, başka bir aşk yüzünden boşanmaya kalktığında, diğer kadın hemen yuva yıkan oluyor. Oysa yuvayı asıl yıkan,

iyi günde kötü günde diye söz veren ama tutmayan erkek değil mi?

Mustafa Ceceli’nin tutmadığı sözlerin sorumlusu neden İmer olsun ki?

Dürüst olalım, ‘yuva yıkan kadın’ suçlamasının temelinde, erkek eve dönebilir, öteki kadına saldırayım diyen kurnaz bir taraf var. Eğer bir adam sözlerini tutmaktan vazgeçtiyse mutlaka birini bulacaktır. Yani kızacaksak adama kızacağız, öteki kadına değil...