Adım adım Kudüs stratejisi

Eklenme Tarihi16.12.2017 - 0:48-Güncellenme Tarihi16.12.2017 - 0:48

Kudüs ve Filistin davası, sadece muhafazakâr kesimin değil, sağdan sola bütün toplumun gönlünde özel bir yer tutuyor.

Bu kez mesele duyarlılıkla da sınırlı değil.

ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı, yeniden şekillendirilmeye çalışılan Ortadoğu’da, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra geçen 100 yılın ardından yeni bir oyunun sergilendiğinin göstergelerinden biri.

Filistin hassasiyeti bilinen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümet, bu nedenle Trump daha imzayı atmadan yol haritasını belirledi.

Olumsuzluklar halinde Türkiye’nin tek başına uygulayacağı yaptırımlar bile belirlendi.

Trump’ın imzasından sonra da harekete geçildi.

O planın en önemli aşamalarından biri Türkiye’nin dönem başkanlığını yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı’nı olağanüstü toplamaktı.

ABD’nin Kudüs kararından sadece 7 gün sonra 48 ülkeden temsilciyi bir araya getirebilmek büyük bir başarıydı.

Devlet başkanı, hükümet başkanı, meclis başkanı düzeyinde katılan ülke sayısı 30’u aştı.

Ve tarihi zirveden Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu kararı çıktı.

BM’ye başvuru

Erdoğan, dün Konya’da düzenlenen “Davamız Kudüs” buluşmasına bağlandığında, bu kararın sembolik düzeyde kalmaması için atılacak adımlara işaret ederek, şunları söyledi:

“Dünyadaki tüm ülkeleri Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak kabul etmeye davet ettik, girişimlere başlıyoruz. ABD’nin Kudüs kararının iptali için BM nezdinde de girişimler başlatıyoruz. BM kararına göre, hiçbir ülke Kudüs’te büyükelçilik bulunduramaz.”

Kritik dört adım

Erdoğan, dün, Kudüs’ün kimliğini korumak için yeni fonlar kurduklarına da işaret etti.

Müslümanlara ait mahallelerin, evlerin gasp edilmesinin önüne geçileceğini vurguladı.

Yol haritası bunlarla sınırlı değil.

Erdoğan ve hükümet, evrensel ölçekte, çok yönlü planlamalar yaptı.

Bu planlamanın ana hatlarını dört başlıkta aktarabilirim:

1- Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıma kararından hemen sonra Dışişleri Bakanlığı, internet sitesinde değişiklik yaptı. Türkiye, zaten Tel Aviv’de büyükelçiliği bulunmasına rağmen Kudüs’teki konsolosluğunda konsolos değil, büyükelçi görevlendiriyor. Bu adımlar, ABD’nin kararının iptal edilmemesi halinde, Kudüs’teki Türkiye konsolosluğunun büyükelçiliğe dönüştürülerek faaliyet göstereceğinin de işareti. 

2- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kararının daha fazla sayıda ülke tarafından tanınması için diplomatik atılımlar yapılacak, denkleme, Rusya, AB ülkeleri de dahil edilerek kararların boyutlanması sağlanacak.

3- İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde Kudüs Platformu oluşturulacak. Platform, hem oluşturulan yardım fonlarını yönetecek hem de organizasyonlarla Kudüs’e yönelik farkındalığı artırmak için çalışacak.

4- Başta Türkiye olmak üzere, çok sayıda ülkede vakıflar oluşturulacak. Toplumsal kampanyalarla beslenecek bu vakıflar alanlarına göre Kudüs ve Filistin’de etkin faaliyet gösterecek.

“İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nden ne çıkar ki?” gibi içi boş eleştiriler yöneltmek yerine Erdoğan ve hükümetin atmaya hazırlandığı bu adımlara odaklanmak daha gerçekçi görünüyor.