Güvenlik şeridi masada

ABD ve bazı koalisyon ortaklarının IŞİD’in Suriye’de hakim olduğu bölgelere yönelik hava harekâtı ve örgütün Kobani bölgesindeki saldırıları, Türkiye sınırında olağanüstü hareketliliğe neden olurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın IŞİD’e karşı Türkiye’nin askeri olarak da üzerine düşeni yapacağını açıklaması gündemin ilk maddesi.
Erdoğan’ın, askeri adımları da kapsayan bir hareket tarzından söz etmesi, başkentte pek çok soru işaretine yol açtı.
İnsani amaçlı lojistik destekle sınırlı kalmayacak bir katkıya işaret ettiği belirtilen bu değerlendirmeler üzerine, dün açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Kurşun sıkacak mıyız, sıkmayacak mıyız başka bir şeydir, askeri olarak işin içinde olmak başka bir şeydir” diyerek farklı yöntemlerle askeri operasyonun içinde yer alınabileceğini vurguladı.
Türkiye, Suriye’de iç savaşın başladığı günden bu yana bölgedeki sorunu en yakıcı biçimde hisseden ülkelerin başında geliyor. Musul Başkonsolosluğu’nun basılarak 49 çalışanın ve ailesinin rehin alınmasıyla sarsılan, vatandaşlarını aylar süren bir çabayla kurtaran, son 2 yılda neredeyse 1.5 milyona yaklaşan Suriyeli göçmenlerin akınına uğrayan, şimdi de IŞİD’den kaçan Ezidiler ve Kobani bölgesinden kaçan, sayıları bir haftada 140 bini aşan Suriyeli Kürtleri misafir eden Ankara’da, masada bütün seçeneklerin bulunmasından doğal bir şey olamaz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Söylediğimiz gibi birçok seçenek masada.
Hemen belirtelim ki Ankara’nın Suriye’de iç savaş patladığı ve sınırımıza yüz binlerin yığıldığı dönemde de gündeme getirdiği, ancak gereken kararı çıkaramadığı tampon bölge seçeneğine BM’deki hava nedeniyle güçlü bir ihtimal olarak bakılamıyor.
Başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere güvenlik bürokrasisi en kötü senaryoyu da düşünerek bütün ihtimaliyat planlamalarını güncelliyor.

Emniyet şeridi
Bu çerçevede bize ulaşan bilgiler, Türkiye’nin sınır hattında oluşturulacak, “güvenlikli bölge” seçeneğinin ön plana çıktığını gösteriyor.
Ankara, “emniyet şeridi” olarak da nitelenen güvenlikli bölgenin, bütün sınır hattında oluşturulması ve bu hat üzerinde belli alanlarda Türk askerinin de sorumluluk üstlenmesi seçeneği üzerinde çalışıyor.
Bu ihtimale göre, sınır hattının 20-25 kilometre içlerine kadar uzanacak şeritte güvenlikli bölgenin oluşumuna destek verecek diğer ülkelerin güçlerinin yanı sıra Türkiye de temsil edilmiş olacak.
Ancak sınır hattının oldukça uzun bir alanı kapsaması nedeniyle, güvenlikli bölgenin sadece belli noktalarda oluşturulacak cepler ve bu ceplerin birbirlerine bağlandığı koridorlarla gerçekleştirilmesi seçeneği üzerinde durulduğu da belirtiliyor.
Kaynaklar, güvenlikli bölge oluşturulması halinde, buna paralel, “No Fly Zone” (uçuşa yasak bölge) kararının da birlikte alınmasının beklendiğini vurguluyor.
Peki güvenlikli bölge, oluşturulması halinde neyi sağlayacak?
Bu soruya verilen yanıt, her şeyden önce insani yardımın daha etkin biçimde organize edilmesi ve bölgenin uzun vadeli olarak çatışmalardan ve olası risklerden arındırılması.
Bu ihtimallerin gerçekleşmesi durumunda, koalisyona katılan ülkelerin askerlerinden oluşacak, Türkiye’nin de en az iki tugayla destek vereceği bir askeri gücün bölgede bulunması söz konusu.

İncirlik talebi olur mu?
Koalisyon güçlerinin IŞİD’i vurduğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Türkiye’nin operasyona askeri destek vereceğini söylediği andan itibaren yanıtı aranan sorulardan biri İncirlik Hava Üssü’nün kullanılıp kullanılmadığı.
Kaynaklar ABD’nin savaş uçakları için İncirlik’e aslında ihtiyaç duymadığına işaret ediyor. Bölgede uçak gemileri dışında başta Katar olmak üzere çok sayıda üssü olan ABD’nin, İncirlik’i bu amaçla değil, sadece Girit’ten havalandırdığı keşif amaçlı insansız hava araçları için talep edebileceği değerlendiriliyor.
Ankara’nın bunun dışında insani yardım amaçlı lojistik desteğe her zaman açık olduğu belirtiliyor.
Masadaki seçeneklerin hangisinin hayata geçeceği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisinden sonra netleşecek.
Ankara’nın IŞİD’le mücadelede nasıl bir yol haritası izleyeceği konusunda önemli ipuçlarından biri de Meclis açılır açılmaz, 2 Ekim’de hükümetin parlamentoya sunacağı Irak ve Suriye tezkerelerinin kapsamı olacak.

Sınıra takviye yapıldı
Planlamalar bu şekilde yapılırken hem sınırdaki göç dalgası hem de askeri birliklerin durumu da yakından izleniyor.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, son dönemde sıklıkla günü birlik ziyaretlerde bulunduğu bölgede, dün de incelemedeydi. Birlikleri denetledi.
Güvenlik bürokrasisi, Suriye’nin Kobani bölgesinden gerçekleşen göç dalgasında sayının 400 bini bulabileceğini hesaplıyor.
Ankara, önlemlerini de buna göre alıyor.
Hem bu büyüklük hem de Suruç’ta sınırın ötesine geçmeye çalışanlarla yaşanan sorunlar nedeniyle bölgeye iki üç bölükten oluşan asker sevkiyatı yapıldığını da öğrendik.
Ankara, hem sınır güvenliği hem göç dalgası hem IŞİD’e karşı yürütülen mücadelede hem de oluşabilecek senaryolar üzerinde yoğun bir mesai yürütüyor.