‘Kurultaya değil geleceğe bakalım’

Eklenme Tarihi07.02.2018 - 0:33-Güncellenme Tarihi07.02.2018 - 0:33

Kurultaya ilişkin tartışmaları tümüyle bıraktığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bizim önümüzde yeni bir ufuk var, hedef var. Türkiye’nin bu kadar sorunu varken, partinin kendi içine dönüp, kendi iç sorunlarını tartışması doğru değil” dedi...

CHP, renkli kurultaylarından birini daha geride bıraktı.

2019 seçimlerine partiyi taşıyacak genel başkan ve yönetimin belirlendiği kurultaydan çıkan tablo, Adalet Yürüyüşü’nü ölçü alan CHP’lilerin daha etkin ve kararlı bir muhalefet partisi görmeyi istediği şeklinde özetlenebilir.

Bir önceki kurultayda olduğu gibi Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olan ve 447 oy gibi ciddi bir oy sayısına ulaşan Muharrem İnce’nin konuşmasıyla salonun coşması da bu arayışın göstergelerinden.

Yeniden Genel Başkan seçilen Kılıçdaroğlu, kurultaydan sonraki ilk grup toplantısını yaptı.

Kılıçdaroğlu ile grup toplantısının ardından, Meclis’teki makamında, Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi ve Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya ile birlikte konuşma imkânı bulduk.

Kılıçdaroğlu, kurultayı geride bırakarak, geleceğe odaklanmamak konusunda kararlı bir tutum sergiledi.

Sorularımızın önemli bölümünü yanıtsız bıraktı.

Kurultayı bir cümleyle özetlemesini istediğimizde, temasına vurgu yaparak, “Adalet ve cesaret” dedi.

‘Gelecek ufku çizdim’

Sonucu itibarıyla nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda ise şu yanıtı vermekle yetindi:

“Sonuç itibariyle başarılı bir kurultaydı. Gelecek için verdiğim mesajlar çok önemliydi. Partilileri görevlendirme mesajları verdim, altı madde halinde. Türkiye’nin beş temel sorununu dile getirdim, nasıl çözeceğimizi anlattım. Bir gelecek ufku çizdim. Medya buna değil, tartışmalara odaklandı o da tabii saygı duyacağımız bir şey.”

Kılıçdaroğlu, ısrarımıza rağmen, hem kendisi hem de Muharrem İnce için 49 delegenin imza vermesiyle yaşanan tartışma ve İnce’nin, “2014’teki gibi susmayacağım” açıklamalarına yönelik sorularımızı yanıtsız bıraktı.

Kurultaya değil, bundan sonrasına bakılması gerektiğini söyledi, “geleceğe bakalım” mesajı verdi.

İnce’nin eleştirilerine karşılık, “Tartışmaları tümüyle bıraktım” vurgusu yaptı, “Bizim önümüzde yeni bir ufuk var, hedef var. Türkiye’nin bu kadar sorunu varken, partinin kendi içine dönüp, kendi iç sorunlarını tartışması doğru değil” dedi.

Baskı iddiasına tepki

Kılıçdaroğlu, soruları yanıtsız bıraksa da CHP kulislerine yansıyan bilgiler, kurultay sürecine yönelik kırgınlıklarının bulunduğunu gösteriyor.

CHP liderinin, 49 mükerrer imzayla ilgili tartışmanın kendisine mal edilmesi ve delegeye baskı yapıldığı iddiaları konularında tepkili olduğu, “Oy istediğim, baskı yaptığım delege, il başkanı varsa siyaseti bırakırım” değerlendirmesi yaptığı belirtiliyor.

1080 imza ile aday olmasına rağmen, imza verenlerden 740’ının oyunu alabilmesine de üzüldüğü ifade ediliyor.

‘Kimseyi dışlamadık’

Kılıçdaroğlu’nun, yakın çevresine, genel başkanlığa seçildiği günden bu yana kendisine etkin muhalefet yapanın bile partide kalabilmesi için çabaladığını, milletvekili ve yönetici kalmalarının önünü açtığını, hiçbir delegeye bir başka isme oy verdiği için herhangi bir eleştiri yöneltmediğini, kimseyi dışlamadığını anımsattığı ifade ediliyor.

Buna rağmen iki isim için de imza atan, imza attığı kişiye oy vermeyenlerin davranışını “karakter zaafı ve yerleşik bir siyasi kültürün devamı” olarak gördüğünü söylediği belirtiliyor.

CHP liderinin, Muharrem İnce’nin kurultayda faaliyet raporu üzerinden söz isteyip, sırası olmamasına rağmen uzun konuşma yapmasına bile kargaşa yaşanmasın diye itiraz etmediğini de kurmaylarıyla paylaştığı kaydediliyor.

CHP’de, mükerrer imza atan isimlerin kim olduğu ile ilgili çalışmalar sürüyor.

Yeni MYK’nın kimlerden oluşacağına yönelik çalışmalar da.

CHP’deki bir diğer bilgi de İnce’nin yeni bir kurultayın 2019’dan önce toplanabilmesi için etkin muhalefet yürütebileceği şeklinde.

'AFRİN İÇİNE GİRİLMESİN'

Kılıçdaroğlu, dünkü görüşmemizde, Zeytin Dalı harekâtı odaklı, güncel gelişmelerle ilgili sorularımızı ise yanıtladı. Grup toplantısındaki sözlerini tekrarlayarak, PYD’nin terör örgütü olduğunu defalarca söylediklerini tekrarladı.

AK Parti’nin, yargının PYD’yi terör örgütü saydığı dönemde görüşmeler yaptığı iddiasını yineledi. Harekâtın gidişatını nasıl gördüğünü sorduğumuzda ise çarpıcı bir yorumda bulundu:

‘Derinlere inmenin mantığı yok’

“Türkiye, güvenliğini alabilecek noktaya kadar gitmeli ama ben Afrin’e girilmesini asla doğru bulmuyorum. Kenti ele geçirmek gibi bir düşünce olmamalı. Afrin’e, terör örgütü Türkiye sınırına konuşlanmasın diye girdik. El Bab’da mesela, Fırat Kalkanı’nda belli bir yere kadar gittik. Güvenliğimizi sağlamak için konuşlandık, durduk. Daha derinlere inmenin mantığı yok. Hiç gerek de yok. Daha fazla şehit veririz, yazıktır, günahtır. Türkiye’nin güvenliği nereye kadar olursa sağlanır, oturulur konuşulur. 15 km, 20 km. Biz terörü temizledik, bu bölge artık güvenli bölgedir, buraya Suriyeliler yerleşebilir. Onlara her türlü yardım da yapılır. Ev de yapılabilir. Ama daha derinlere girmek Türkiye açısından ciddi bir sorun.”

Kılıçdaroğlu, bu düşüncesinin Kobani ve Cizire gibi PYD’nin elinde bulunan sınırdaki yerleşimler için de geçerli olup olmadığı konusunda ise “Sınır güvenliği sorunu neresi için geçerliyse, hepsi için geçerli olmalı. Onu da en iyi bilen devleti yönetenlerdir. Şurada sınır güvenliği sorunumuz var deniyorsa yine Suriye’deki ana aktörlere bilgi verilerek, görüşme uyumu da sağlanarak, Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorundadır” dedi.

CHP lideri, “bunun ABD’nin 30 km’lik bant önerisine benzediği” konusunda ise “Kaç km bilmiyorum ama Türkiye kendi güvenliğini sağlayacak yere kadar gitmeli. Ondan sonrası doğru olmaz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun bu ifadeleri de kuşku yok ki çok tartışılacak.