Emniyet Genel Müdürlüğü, önceki gün, IŞİD operasyonuna dönük açıklamasında 22 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında 283 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. 

Buradaki ürkütücü gerçek, sadece 11 günlük sürede yakalanan militan sayısının 300’e yakın, gözaltına alınanların da Türkiye’nin 25 iline dağılmış olması.
Ankara, Reina saldırısından sonra IŞİD’e dönük kuşatma operasyonlarını tepe noktaya çıkardı.
Özellikle Asya’dan ve Afrika’dan gelip sızan, başta İstanbul ve doğu illeri olmak üzere hücresel örgütlenmenin ağlarında yer alan militanların eylem yapmasını önlemek için alarma geçti. Son rakamlar tehlikeyi gözler önüne seriyor.Türkiye’den gidenlerin geri dönüşü nedeniyle İstanbul’da 100 eylem hücresinin yer aldığı, İstanbul’da Ağustos 2016 ile Ekim 2017 arasında yapılan operasyonlarda 970 kişinin yakalandığı, Suriye ve Irak’tan dönenlerden 900’ünün, ülkenin çeşitli kentlerinde aktif hücreler olarak eylem talimatı beklediği gibi.
IŞİD cephesi
Diğer yandan, PKK’nın eylemlerinde de dikkat çekici bir artış var. Daha iki gün önce 9 şehit verdik.
Bir yandan da FETÖ, kullanma-kullanılma ve etkileme kapasitesiyle yurt dışından atakta.
Velhasıl, Ankara, üç koldan gelen güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya. 
Polis, IŞİD operasyonlarını tüm hızıyla sürdürüyor. Son örneğini İstanbul’daki bir AVM’yi yerle bir etmeyi hedefleyen eylem hazırlığında gördüğümüz gibi eylemleri, faciaları önlüyor.  
Yukarıda detaylarını verdim. Suriye ve Irak’ta kontrol ettiği toprakları kaybeden IŞİD, yeni arayışlara girdi. 
Bir yandan sempatizanlarına eylem çağrısı yapıyor. Bu yolla terörü Batılı ülkelerin evlerine taşıyor. New York’ta sivillerin üzerine kamyon sürüyor. 
Bir yandan da Irak ve Suriye’de operasyon bölgelerinin dışına çıkmaya, kaçmaya çalışıyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da son açıklamasında, “DEAŞ’ın bulunduğu yerler, Deyrizor çevresi, petrolün en fazla olduğu yerler. Oralar kolay kolay kaptırılmak istenmez. Öyle veya böyle gidecekler buralardan. Gidecekleri yer Afrika mı olur, ABD mi olur, Avrupa mı olur? Nerelere kaçacaklar, göreceğiz. DEAŞ’tan sonra asıl mesele El Nusra gibi yerli terör unsurları olacak; DEAŞ’ta yerli çok az. Onlar asıllarına rücu edecek, diğerleri de çekip gidecek” dedi. 
Bu süreçte ilk duraklardan biri de maalesef Türkiye. Geldikleri ülkelere dönmeyen IŞİD militanları Türkiye’de gizlenerek yeniden eylem yapmanın yollarını arıyor. Güvenlik uzmanlarına göre, eğer İdlib’de sorun müzakereyle çözülemezse, Kafkas kökenli terörist bir dalganın ortaya çıkması da sürpriz olmayacak. Özellikle Rusya’dan gelen yabancı terörist savaşçıların benzer eylemlere yönelecekleri açık. Bu beklenti aynı zamanda Türkiye’yi yabancı istihbarat örgütlerinin de faaliyet alanı haline getiriyor. 
PKK cephesi
Diğer dikkat çekici gelişme PKK cephesinde yaşanıyor. 
Suriye’de operasyonların sonuna yaklaştıkça PKK yeni yol haritasını çıkarmaya çalışıyor. Beklenmedik şekilde güç ve itibar kaybeden Kürt Bölgesel Yönetimi’nin yeni pozisyonu, PKK için de yeni sorunlar ve yeni fırsatlar anlamına geliyor. 
Türkiye-İran ilişkilerinin ve Kandil-Suriye hattının geleceğiyle Kürt bölgesindeki siyasi dengelerin nasıl oluşacağı PKK’nın cevap bekleyen sorularından. Tüm bunlar örgütün önümüzdeki dönem hedef ve etkinliğini etkileyecek hususlar.
Askeri alanda da PKK, bir dizi sorunla karşı karşıya. SİHA’ların yoğun kullanımı nedeniyle kayıpları artıyor. Kış yaklaştıkça hareketleri kısıtlanıyor. Zaten hendek hatası yüzünden ciddi itibar kaybına uğrayan örgüt, yeni yöntemler, yeni teknikler arayışına girişmiş görünüyor. Lazkiye’den deniz yoluyla Muğla’da eylem arayışları bunun bir göstergesi. 
Örgüt, ABD’den aldığı siyasi ve askeri destekle Türkiye’ye zarar vermeye çalışıyor. Yurt içinde de küçük gruplar halinde hareket ederek kayıp vermemeye ya da az zayiatla operasyonları savuşturmaya uğraşıyor. İstihbarat, PKK’nın yurt içinde asimetrik saldırılara hazırlandığına işaret ediyor. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son haftalarda hareketlenen PKK’yla mücadele konusundaki kararlılığı, dün, “Kandil’de ve Sincar’daki sorunu oradaki otorite çözmezse biz buraları yerle bir ederiz. Bizim için teröristlerin yanındaki herkes teröristtir. Bugüne kadar müttefiklik, stratejik ortak diyerek bizi oyaladıklarını sananlara son sözümüz budur” diyerek tekrar duyurdu.Bölgedeki gelişmeler, iç siyasi takvim ve PKK-IŞİD-FETÖ’nün gitgide sıkışması Türkiye’de güvenlik sorununun yeni yılda öncelikli konu olacağını anlatıyor. 
Üç koldan saldıracaklar.
Neyse ki gerek polis ve jandarmanın gerekse MİT’in son zamanlardaki önleyici istihbarat faaliyetleri FETÖ hasarının telafi edilmeye başlandığını gösteriyor.