Ben, Sen ve O

Özel radyoların Türkiye’de yeni yeni kendini göstermeye başladığı, arkası yarın kuşaklarından tutkunu olduğumuz radyoculuk anlayışının değişmeye başlamasının ilk adımlarının atıldığı dönem… Bundan yaklaşık 21-22 sene kadar önce, DJ adı verilen bir kavramla tanıştık pek çoğumuz. Radyoların markalaşma ve öne çıkma sürecinde en büyük pay sahibi kuşkusuz, radyo emekçileri DJ(Disk Jokey)’lerdi. Evet tam 21-22 yıl kadar önce birkaç radyo programcısı DJ’i gözümle görüp, tanışamamış olsam da hayranlık duyan dinleyicilerden sadece biriydim. Bunların başında “Arzu’nun inleyen nağmeleri” programı ile Arzu Çağlan vardı.

O dönem hayranlıkla dinlediğimiz, internetin bu denli yaygın olmamasından dolayı da yıllarca yüzünü göremeden dinlediğim Arzu ile yaklaşık 10 yıl kadar önce, ortak tutkumuz seyahat sayesinde tanıştık. Bugünlere kadar ulaşan güzel bir dostluğumuz oldu. Tutkunu olduğu ve zevkle her sabah 10:00-12:00 arası 21 yıldır yaptığı programından dramatik bir şekilde ayrılmasının ardından kendi özünü keşfettiğini belirterek hayata bakışı paralelinde yaşamaya başladı. Geçmişte radyoculuğunun yanı sıra; Seksi şey, Seksi şey vişne, İnleyen nağmeler, Keyfe gezer isimli her biri birinden keyifli kitapları da yazmaktan geri kalmamıştı. İşte bu tutkusuna ağırlık verme ihtiyacı hisseden Arzu, daha çok yeni bir romana daha imza attı! İsmi Ben, Sen ve O.

Arzu Çağlan kitabının içeriğini kısaca şöyle özetliyor : “Ruh ikizini bir kez kaybedenlerin, ölene dek yapayalnız kalacağını söyler kimi bilgeler. Ben, Sen ve O; diren ey aşk demenin mucizesini anlatıyor.”

Bir kadın, üç erkek, üç şehir… Milano, New York, İstanbul… Erkeklerin ve kadınların yaşam yolculuğu içinde, korkularının ve sevinçlerinin birbirinden farklı olmadığını anlatan bir hikâye…

Bir Mayıs günü, her şeyi arkasında bırakıp Milano’ya giden, aşka inancını yitirmiş bir kadın. Dilini bile bilmediği, bir yabancı kentte, hataları, öfkesi ve kayıpları ile yüzleşmeye çalışan bir kadın…

Çamlıca ve Moda’nın ara sokaklarından, New York caddelerine uzanan yaşamında tesadüflerle gelen mutluluğun, acılara dönüşmesini anlatan kahramanımız, “Önce sevgilimi, sonra İstanbul’u terk ettim ben… Doğduğum şehir ve el ele beraber ölmeyi hayal ettiğim sevgilim; ikisinden de kurtulmam lazımdı. İştar hanım anlamamıştı ama durum vahimdi. Eğer kopmayı beceremezsem, onlar beni yutacaktı. Belgesellerde yaşamsal bir içgüdü ile koşuyor diye tasvir edilen, aslandan kaçan bir zebraya benziyordum” diyor.

“Ne kadınlar, ne de erkekler suçlu aşkı yitirmekte. Ben, Sen ve O; en büyük ortak suçumuz, aşkımız için savaşmamak, susmak, kaçmak. O halde, neden her şeyi değiştirmiyoruz?”

Ruh ikizini bir kez kaybedenlerin, ölene dek yapayalnız kalacağını söyler kimi bilgeler. Ben, Sen ve O; diren ey aşk demenin mucizesini anlatıyor.

Yaz tatilinizde keyifle okuyabilmeniz için, akıcı bir dille yazılmış, Arzu’nun kimi gerçek hayatından da izler bulabileceğiniz, son derece keyifli bir roman ortaya çıkmış. Bu aralar ne okusam, keyifli yeni bir roman var mı acaba? diye düşünen kitap kurtları için güzel bir seçenek…

Not : DJ Arzu Çağlan’ın keyifli röportajı, çok yakında Milliyet.com.tr Kadın sayfası, Söyleşi bölümünde. Kaçırmayın.

Keyifli, sağlıklı ve güzel bir yaz mevsimi dilerim.

Sarp ÖZKARwww.sarpozkar.com