Değişmez maddeler

FİKRİMİ baştan söylüyorum: Değişmez maddelerin daraltılmasını teorik olarak doğru, fakat siyaseten yanlış buluyorum!
Hukuk teorisi açısından neden doğru? Prof. Erdoğan Teziç şöyle anlatıyor:
“Hiçbir anayasa koyucu herhangi bir toplumun onlarca ya da yüzlerce yıllık geleceğini ipotek altında tutma hakkına sahip olmamalıdır. Bu gerekçeyledir ki, çağdaş siyasal sistemimizin temeli olan ‘cumhuriyetin sürekliliği’ dışında değişmez anayasa kuralı konulmasında yarar değil zarar vardır!”
Sayın Teziç, 1992’de TÜSİAD için anayasa taslağı hazırlayan Çalışma Grubu’nun raporunda şöyle devam ediyor:
“Çalışma Grubumuz bu nedenle değişmez anayasa kuralı olarak 1924 ve 1961 düzenlemelerine dönmeyi ve sadece hükümet şekli olarak cumhuriyet ilkesinin değişmezliğinin kabulünü tercih etmiştir!”
Bu satırların altında Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu, Prof. Süheyl Batum, merhum Prof. Bülent Tanör gibi isimlerin de imzası var!
Ama bugün lafının edilmesinden kıyametler koparılıyor!
Dün niye öyle; bugün niye böyle?
Aynı soru, Barolar Birliği’nin taslakları için de sorulabilir: 2001 taslağında “ideolojisiz anayasa” diyerek Atatürk’e atıfları kaldıran profesörler, 2007’de tarihimizin en keskin Atatürkçü taslağını hazırlamışlardır!
Siyasi konjonktüre göre hukuk!

Anayasa Mahkemesi
Birçok hukukçu, demokrasi açısından baktıklarında, “değişmez maddeler”in daraltılmasını gerekli görmektedir. Ama Anayasa Mahkememiz, tam tersine, son kararıyla bu maddeleri akıl almaz biçimde genişletmiş, “yetki gaspı”ndan bile çekinmemiştir!
Böylesine tartışmalı “değişmez maddeler” konusunu demokrasi ve anayasa hukuku açısından irdelemek için Yüce Mahkeme’nin uluslararası bilimsel sempozyumlar düzenlemesi isabetli olmaz mı?
Anayasa Mahkemesi’nin zaten böyle sempozyumlar düzenleme geleneği var; hatta bu sempozyumların getirdiği ufuk açıklığı sayesinde Yüce Mahkeme bazı eski içtihatlarını değiştirmiş, kendi reform taslağını hazırlamıştır!
Başkan Haşim Kılıç’ın “değişmez maddeler” konusunu bilimsel bir sempozyumda ele almayı düşünmesi, Mahkeme’nin bu geleneğine uygundur. Böyle bir sempozyum herkesten önce Yüce Mahkeme için yararlı ve ufuk açıcı olur.

Siyaseten yanlış!
Ama siyaset, özellikle de AKP kesinlikle “değişmez maddeler” tartışmasından uzak durmalıdır. Çünkü hukuken doğru olsa bile, “değişmez maddeler”i siyaseten tartışmak çok büyük gerilimler yaratır!
AKP, başta YÖK olmak üzere, birçok doğru reformu üslup ve zamanlama bozukluğu yüzünden çıkmaza soktuğunu görmeli, önceliklerini doğru tespit etmelidir: Bugün en acil konu ekonomik krizdir!
“Teğet geçiyor” değil, aksine delerek, yırtarak ilerliyor!
Bundan başka, AKP etnik gerilimi düşürmeye, Güneydoğu’daki oyları tekrar kazanmaya bakmalıdır.
Karmaşık anayasal ve kurumsal düzenlemelerden önce, AKP’li belediyeler cemevleri için ibadethane işlemi yapmalıdır; bunun hiçbir hukuki engeli olmadığı gibi, toplumsal barışa da ciddi katkı sağlar. AKP’li Kuşadası Belediyesi bunu yapıyor zaten...
AKP ekonomide güven tazeleme, siyasette gerilimleri giderme gibi iki acil konuda, adeta bir beyaz sayfa açarak yeni bir başlangıç yapamazsa, daha zor olan büyük reformları hiç yapamaz...
Ve geldiği gibi gider.

DİĞER YENİ YAZILAR