Felaket ders olsun!

İSTANBUL korkunç bir sel felaketi yaşadı. Doğal afetle yıllardır süregelen insani ve kurumsal kusurlarımız birleşince yaşanan felakette 31 insan can verdi.
Ticari zarar 100 milyon dolar!
Kaç sanayicinin, esnafın ekmeği suya karışıp gitti!
İş ve sosyal hayat bakımından en önemli arterlerde trafik günlerdir felç!
Gerçek bir felaket!
Kim suçlu?
Bu sorunun cevabını simgeleyen feci olay, 7 kadının bir servis aracının içinde çırpına çırpına boğularak ölmesidir.
‘Servis aracı’ kurallara aykırı; hayvan bile değil, mal taşımak için yapılmış! İçinde oturacak sıralar bile yok. Dar, tek kapısı var. Sular basıyor, zavallı kadınlar boğuluyor.
Kurallara uygun, sürme kapılı servis aracı olsaydı, dışarı çıkıp kurtulabileceklerdi.

Araçta boğulan kadınlar
Çalışanlarını böyle bir araçla taşıyan ‘patron’ denen adam!
Peki, öyle yetersiz bir taşıma aracının şehircilik açısından karşılığı, yetersiz altyapı değil midir?
Öyle bir araçla insan taşımanın şehircilik açısından karşılığı, dere yataklarındaki sıkışık yapılaşmalar değil midir?
Göz yuman veya ruhsat veren, yahut önlemini almayan belediyeler değil midir?
Sel afeti olduğunda suları denize akıtacak altyapı tesislerinin yetersizliği değil midir?
Evet, böylesine bir yağış afeti Avrupa’da da benzer sıkıntılara yol açıyor; Tuna ve Ren nehirlerindeki taşkınları biliyoruz. Ama bizdeki felaket daha ağır.
Aynı çapta bir afet, bizdeki yönetim ve insan kusurlarıyla birleşince, felaket daha büyük oluyor.
İstanbul’da yaşanan felaketin asıl mekânı, Ayamama Deresi yatağı... Benzer bir yağış afeti 1995 yılında olmuş, aynı Ayamama Deresi yatağında benzer felaketler yaşanmıştı.
14 yılda çözüm getiremeyen belediyeler elbette suçludur!
Çeşitli dere yataklarındaki yapılaşmaları istimlak edip araziyi açarak olası sel felaketlerini önlemek için uygulamaya geçen belediyelerin kararlarına “yürütmeyi durdurma” engeli çıkaran yargı da suçlu!

14 yıldan beri...
Beş yıl önce Alibeyköy Deresi taşmış, yine sel felaketi yaşanmıştı. Onun şokuyla belediye gerekli istimlakleri yaptı, dere yataklarını boşalttı, sel sularının öne açıldı, altyapı tamamlandı... Üç gündür İstanbul sel felaketi yaşıyor, Alibeyköy’de çamur bile yok, çok şükür!
Madem 14 yıl önce Ayamama Deresi taşmıştı ve sel afeti bir uyarı yapmıştı... Alibeyköy gibi, burası da halledilemez miydi, hem de 14 yılda!
Sadece ihmal değil. Öğrendiğime göre, Ayamama Deresi’nin önünü açma ve altyapı çalışmaları Güneşli’ye kadar getirilmiş ve orada kalmış!
Sel sularının hızla denize akışını engelleyen yoğun yapılaşma Güneşli mıntıkasında olduğu gibi kaldığı için de felaket bu kadar ağır oldu.
Neden Güneşli’ye kadar gelindi de orada duruldu?
İstimlak sorunları yüzünden! Hem çok pahalı olan o yörede astronomik istimlak maliyetleri, hem istimlak davaları...
Yapılaşma geçen 10 yıllarda önlenseydi bu maliyetlere gerek kalmaz, bu felaketler olmazdı...
Görüyorsunuz ne kadar geniş, çetrefil, çok yönlü bir sorun!
“Gelişmiş ülke” olmak kolay mı? Hem ileri ekonominin sağladığı yüksek gelir ve kamu harcaması gerektiriyor, hem etkin kurumsal yönetim ve bireysel bilinçlenme...
Felaket, ders bari olsun. Bozulan tabiat dengesi kim bilir daha ne afetler getirecek çünkü.