İdil Biret dersleri

İDİL Biret’e saygım, hatta hayranlığım büsbütün arttı. Çünkü sanatçı yönü ile İdil Biret ne kadar büyükse, şahsi olgunluk ve düşünsel kalite bakımından da o kadar büyük olduğunu gördüm.
Yapılan kaba bir hareketten çok anlamlı bir kibarlık örneği çıkarmayı başardı.
Arkadaşımız Filiz Aygündüz İdil Biret’le çok başarılı bir söyleşi yaptı; okumadıysanız dünkü Milliyet‘te muhakkak okuyun. Orada İdil Biret diyor ki:
“Dünyanın her tarafında çok sayıda şiddet olayı yaşandı. Eğer bu açıdan bakarsanız; birçok memlekette bu kaygıyı duymanız lazım. Bunun sonu yok. Korku iyi bir şey değil. Ben insanlara önyargısız yaklaşırım. Karşınızdaki insanın muhakkak negatif olması şart değil. Onu bir yerde pozitife çevirmek de sizin elinizdedir.”
Bilhassa şu cümlesini vecize gibi çerçeveletip duvarlarımıza asmamız, masalarımıza koymamız lazım:
“İnsanları pozitife çevirmek sizin elinizde!”
Bu muazzam bir sanattır; belki edebiyattan, müzikten, heykelcilikten daha zor! İnsanı dönüştürmek kolay mı? İdil Biret, demek ki bu alanda büyük sanatçı...

‘Pozitif’e dönüştürmek
Nasıl başarıyor bunu? Mesela aşağılamıyor, Alperenlerin eylemi için “biraz fazla enerjiktiler” diyor:
“İnsanlar fikirlerini ifade edebilmeli; bu herkesin hakkı. Yalnız tabii ifade ediş tarzında dikkat edilecek şeyler var. Bu olayda biraz fazla enerjik bir şekilde kendilerini ifade ettiler...  Ben hiçbir şekilde kırılmam böyle şeylere... Evet biraz sert bir şekilde beyan ettiler ama sonradan biliyorsunuz çiçekleriyle gelip üzüntülerini söylediler...”
‘Negatif’ baktığınız zaman neler gelir akıllara; Sivas katliamı, Menemen!.. Hatta Dink’in öldürülmesine kadar uzatabilirsiniz! Kafalardaki “Biz” ve “öteki” şablonu keskinleşir, kutuplaşma dizginlerinden boşalır...
Savaş naraları gibi öfkeli laflar edebilirsiniz.
Ama bakın İdil Biret ne diyor:
“Benim takıldığım nokta protesto değil. Herkes aynı fikirde olmayabilir. Ama protestonun üslubu, afiş yakmaları bunlar yanlıştı. Onu da gelip düzelttiler ve bu burada bitti... Diyaloğu kabul ederek bu tahriklerle artırılması amaçlanan kutuplaşmanın önlenmesine katkıda bulunduğumuz düşüncesindeyim!” 

‘İyi’nin sanatı
Ve, negatifi pozitife dönüştürme konusunda da büyük sanatçı olduğu anlaşılan İdil Biret, “diyalog” yoluyla “kutuplaşma”yı önledi. Bununla kalmadı, öyle olgun davrandı ki, “afiş yırtma”nın ardından “çiçek”, öfkeli sloganların ardından “özür dileme” gibi medeni davranışlar geldi.
Bu noktada 20. yüzyılın ‘Büyük Ruh’u olan Mahatma Gandhi’nin “Satyagraha” felsefesini hatırlamamak mümkün mü? Yani karşımızdakinin içindeki ‘iyi’yi harekete geçirebilme felsefesi...
Sanatçıların arasından da fanatikler, faşistler, Stalinciler çıkmıştır. Sanatta yüksek ama kafada bağnaz, kalpte kapalı olmak mümkündür. Bu olayda İdil Biret böyle açık zihinli ve açık kalpli davranmayıp, aksine, “öteki”ne karşı aşağılayıcı ve tahrikçi laflar etseydi!.. En azından bu ‘iyi’ gelişmeler olur muydu?!
Hayır, Biret öyle davrandı ki, Alperenler çiçek verdi, özür diledi, mesele “tatlıya bağlandı.”
İdil Biret, “öteki” bildiklerimizin içindeki ‘iyi’ yönleri orta çıkarma sanatının güzel bir örneğini ortaya koydu.
Hepimize ‘iyi’nin mükemmel bir dersini verdi.