İkinci dönemde Başbakan

İŞ dünyamızın tanınmış ve saygın bir ismiyle havaalanında sohbet ediyoruz. Konumuz tabii ki kriz... “Türk ekonomisinde daralma olur ama çöküş olmaz” diyor:
- Çünkü Kemal Derviş’in reformları ve AKP’nin ilk beş yıllık dönemdeki politikaları ekonomimizi güçlendirdi. Türk ekonomisinde sadece daralma olacak, dünyadaki kriz patlamadan önce de başlamıştı zaten.
AKP’nin ilk iktidar dönemindeki politikalarını övüyor: Ekonomiye öncelik vermiş, mali disiplini güçlendirmiş, AB reformlarını uygulamıştı, bu sebeplerle yatırımlar için içeride ve dışarıda güven artmıştı...
- Fakat anlaşılır gibi değil; ikinci dönemde bu konuların yerine politik kavgalar ön plana geçti!
Bunu çok önemsiyorum, bizim demokrasi tarihimizde böyle ciddi bir “ikinci dönem sorunu” vardır.

Gündemin öncelikleri?
Türban için anayasa değişikliği AKP iktidarının ikinci döneminde yapıldı. Ben bu sütunda türbana ilişkin anayasa değişikliğini Cumhurbaşkanı Gül’ün “özgürlükçü bir gerekçeyle” veto etmesini savunmuştum; bazı okurlarım “Sen de Aydın Doğan’a satıldın” diye tepki yağdırmıştı. Halbuki ne yazdığımdan Aydın Bey’in haberi bile yoktu. Ben sadece Anayasa Mahkemesi’nin ideolojini ve bu ideolojiyi Cumhurbaşkanı Sezer’in nasıl kemikleştirdiğini de biliyordum.
Önümüzdeki hafta içinde mahkeme kararının gerekçesi açıklandığında bu ideolojiyi bütün keskinliğiyle göreceğiz.
Bunu düşündüğüm için Gül’ün anayasa değişikliğini veto ederek bir ‘anayasal beton’ oluşmasını önlemesini, hükümetin de ekonomiye öncelik vermesini savunmuştum.
Şimdi adeta duvara çarparak bu noktaya geldik.
Geçen bir yıl neye yaradı?!
Üstelik küresel kriz de ekonomimizi vurmaya başladı.
İktidarın Türkiye’deki kurumsal ve toplumsal coğrafyayı iyi okuyarak ona göre yürümesi gerekmez miydi? Birinci dönemde yaptığı gibi...
Halbuki ikinci dönemde politikada gerginlikler öne geçti; Başbakan da gündeminde bunlara ağırlık verdi.
İş dünyasının tanınmış siması soruyordu mesela:
- Bu hükümet bir ticaret kanununu bugüne kadar nasıl çıkarmamıştır, anlamıyorum!
Yanlış politik öncelikler gündemi tıkamıştır da ondan!

Bundan sonra?
Türkiye yönetilmesi çok zor bir ülke olduğu için, iktidarların ikinci dönemi de zor oluyor. Yönetenlerin de yönetilenlerin de sinirleri geriliyor, kutuplaşma artıyor. “Ben haklıyım” mevzilenmeleri oluşuyor, ortak aklı oluşturmak zorlaşıyor.
Menderes 1950’lerin ortalarından itibaren bunu yaşadı. Demirel 1960’ların sonuna doğru, Özal 1980’lerin sonuna doğru bunu yaşadı. Ülkeyi yönetmeleri zorlaştı.
Bugün de Erdoğan bu dönemi yaşıyor.
Bugün de herkes “Ben haklıyım” diye öbürünü suçluyor, kutuplaşma artıyor ve bu yüzden ortak aklı oluşturmak zorlaşıyor.
İşte ekonomik kriz konusunda da ortak aklı oluşturmada geciktik, kriz Türkiye’yi çok ciddi biçimde etkilemeye başladı! Demek ki erken uyarılar haklıymış.
Bu nokta, Başbakan’ın siyasi davranış konusunda muhasebe yapması gereken bir noktadır
Geçen bir yıl iyi mi geçmiştir?
Önümüzdeki yıllarda terörle mücadele ve ekonomi en önemli konulardır. Toplumsal gerilimin düşürülmesi, yönetimin kamusal tarafsızlığına ve kamu kurumlarına yeniden güven oluşturulması Başbakan’ın birinci önceliği olmalıdır. Terörle mücadele için de, ekonomi ve demokrasi için de olmazsa olmaz şart budur.
İktidar ‘ikinci dönem sendromu’ndan kurtulmalıdır.