Orduda neler oluyor?

KÂZIM Karabekir, zaferden sonra liberal bir muhalefet partisi kurduğu için, Nutuk‘ta Atatürk’ün ağır suçlamalarına maruz kalmıştı. Yeni nesiller için hiçbir önemi olmayan ‘Celalettin Arif Olayı’na Nutuk‘ta 42 paragraf ayıran Atatürk, Milli Mücadele’nin ilk zaferinin Karabekir tarafından kazanılması, bu zaferle Sevr’in doğu ayağının çökertilmesi ve Ermenistan’la sınırımızın çizilmesi gibi büyük olaylara sadece 10 paragraf ayırmıştı.
Karabekir’in adının geçtiği tek cümle de “Karabekir Paşa’yı Şark Cephesi kumandanı yaptık” demekten ibaretti.
Evet, İnönü’nün Abdi İpekçi’ye söylediği gibi, Atatürk 1927’de Nutuk metnini yazarken muhalefete çok kızıyordu, sonraki yıllarda ise onlarla barıştı bile.
Ama resmi tarih yazımı Nutuk’tan etkilenecek, Karabekir’e hak ettiği yer verilmeyecekti.
Genelkurmay’da Karabekir için ilk defa bu sene panel yapıldı; panelde Prof. Azmi Süslü, Prof. Reşat Genç ve Doç. Dr. Vahdet Keleşyılmaz Karabekir’in büyük bir komutan ve diplomat olduğunu anlattılar.
Karabekir’in kızlarından Hayat Feyzioğlu ve Timsal Yıldıran, babasının 1930’larda yaşadığı ağır sıkıntıları kibar bir dille hatırlattılar.

Özkök ve Başbuğ
Panelde Karabekir’in muhalif yönü konuşulmadı. Murat Yetkin’in, “Karabekir’e İstiklal Mahkemesi’nin yaptığı haksızlığı” soran yazılı sorusunu, İlber Ortaylı “Bu uzun bir konu” diyerek işleme koymadı.
Nihayet askeri bir paneldi bu.
Atatürk’ten başka İnönü, Mareşal ve Karabekir’in bundan böyle vefat yıldönümlerinde Genelkurmay’da anılacak olması, Org. İlker Başbuğ’un gerçekleştirdiği çok önemli bir açılımdır.
Tarihe ‘kavrayış’la bakmak, günümüze de öyle bakmayı getirecektir.
Bu zihniyet değişiminin Org. Hilmi Özkök’le başladığını düşünüyorum. Org. Özkök’ün “Demokrat olmak suç mu?!” sözü, hem değişimin yönünü, hem önündeki engelleri ifade eden tarihi bir beyandı.
27 Nisan Muhtırası değişim sürecinde talihsiz bir parantezdi!
Org. İlker Başbuğ’un Nisan 2009’da Harp Akademileri’nde yaptığı konuşma zihniyet değişiminin en önemli belgelerinden biridir: Bildik otoriter ve şematik üslubun yerine, analitik bir düşünme biçimi ve bilhassa resmi dogmalardan çok akademik kaynaklara referans yapan yeni bir zihniyet...

Disiplin içinde değişim
Org. Başbuğ’un “Demokrasiye aykırı düşünenleri barındırmayız” şeklindeki sözleri de bu sürece ışık tutan çok önemli beyanlardır; içi boş retorik değildir.
Nitekim ‘darbe hazırlığı’ denilen her şey, önceki yıllarla ilgilidir ve Org. Hilmi Özkök tarafından önü kesilmiştir.
Kamuoyu halen muvazzaf olan bu tür elemanların ciddi bir araştırma sonucunda ordudan uzaklaştırılmasını Başbuğ’dan haklı olarak bekliyor.
28 Şubat’ın komutanlarından Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu, 2001 Ağustos’unda Org. Edip Başer’in Kara Kuvvetleri Komutanı olmasını teamüllere aykırı olarak engellemişti... Şimdi görüyoruz ki, bu şekilde önü açılan atamalar zinciri bir “28 Şubat kadrolaşması”ymış!
Tartışmalarda adı geçenler hep o dönemin ‘kadro’su!
Bu tecrübe, Org. Başbuğ’un “Barındırmayız!” sözünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Gerçekten, demokrasiye bağlılık ‘iyi asker’ olmanın da şartıdır çağımızda.
Toplumsal gelişme sürecinde askeri ideolojinin de demokrasiye bağlılık yönünde değişeceğini en az elli yıldan beri bilimsel kitaplar yazıyor zaten.
Bu değişimin kurumsal yapı, yani hiyerarşi ve iç disiplin bozulmadan başarılması son derece önemlidir. Asker, sivil herkes buna özen göstermelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR