Org. Başbuğ ne diyor?

GENELKURMAY Başkanı Org. İlker Başbuğ’un Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’na söyledikleri fevkalade önemli...
Başbuğ’un Nisan 2009’daki Harp Akademileri’de yaptığı ‘akademik’ konuşmada ve Berberoğlu’na söylediklerinde bu değişimi işaretlerini görüyoruz.
Org. Hilmi Özkök de iki gün önce Murat Yetkin’e “Her şey değişirken, TSK da değişecek” demişti.
28 Şubatçıların kabul ettirdiği EMASYA Protokolü’nün tartışmasız kaldırılması da bu değişimin bir göstergesidir...

İdeolojide değişim
Org. Başbuğ’un Enis Berberoğlu’na söyledikleri içinde bazı temel ilkeler dikkat çekici...
“Harbiyeli aldanmaz” diyerek kariyere başlanılan bir gelenekte, bugün Genelkurmay Başkanı, “TSK büyük bir kurumdur, hata yapanlar olabilir; önemli olan, hatayı en aza indirmektir” diyor.
Ordunun sürekli gündemde bulunmasından (tartışılır olmasından) rahatsız olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Ben hiçbir zaman TSK’nın sürekli gündemde olması hep haksız nedenlere dayanıyor diyecek de değilim.”
Bizde askeri ideolojide dogmatizm güçlüdür. Başbuğ’un bu kabil sözlerinde ise analitik ve daha profesyonel bir askeri düşünceyi görüyoruz.
Dogmatizm kendi değerlerini başkalarına ve topluma dayatma eğilimi doğurur. Bizde ordu bunu dozları değişse de daima yaptı...
Rasyonel ve analitik zihniyet ise sorunları “anlama” çabasına yol açar, realist ve çok boyutlu düşünmeyi sağlar. Ordudan bir süredir bu tarz bakışın işaretleri geliyor.
Bu değişim ordunun lehinedir, çünkü profesyonelliği güçlenecektir... Ülkenin de lehinedir, askerin sivil otoriteyle ve toplumla ilişkileri daha demokratik ve daha barışık hale gelecektir.

Değişimi görmek
Sayın Başbuğ’un, aşırı derecede politize bir terim olan “irtica” kelimesini eskiden beri ağzına almaması bu açıdan çok önemlidir. Şu iki konudaki soruları cevapsız bırakması da çok anlamlıdır:
- İç Hizmet Kanunu’ndan cumhuriyeti kollama ve koruma maddesinin kaldırılması...
- Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden ‘irtica tehlikesi’ kavramının çıkarılması...
Başbuğ bu tavrıyla yıpratıcı bir tartışmadan orduyu esirgemiştir! Rasyonel davranmıştır!
Halbuki eski genelkurmay başkanları ceza kanunundaki sivil suçlarla ilgili düzenlemelere bile müdahale ederlerdi!
Sayın Emine Erdoğan’ın GATA’da hasta ziyaretine gidememesi konusunda Başbuğ’un söyledikleri de aynı zihniyet açılımını ve bunun getirdiği “insani boyut” perspektifini ortaya koyuyor:
“Keşke olmasaydı. Keşke bu olay yaşanmasaydı. İnsani boyuttan bakarsak bu olayı bugün savunmamız mümkün değil.”
O yasağı koyan kafadan “Keşke olmasaydı” diyen kafaya geçiş, değişimin tipik bir göstergesidir.
Zamanla tabii orduevlerinde de bu “insani boyut” gelişecektir.
Türkiye modern bir ülke olacaksa, özgürlüklere saygı duyacağız, kurumlar ideolojik değil profesyonel davranacak...
Ordudaki bu değişim sürecini siviller görmeli ve takdir etmelidir. Tabii ordularda değişim, kurumsal niteliği gereği, devrimci değil evrimci tarzda, yani ‘tedricen’ gerçekleşir.
Ve ordu bünyesindeki herkes de görmelidir ki, toplumla barışık ve siyasetten uzak ordular daha saygın, daha profesyonel olurlar, ülkenin güvenliğini daha iyi sağlarlar.