Otoriter mizaç

Sayın Erdoğan, kurumsal ola-rak kendisini destekleyen ga-zetelerdeki yazarların eleşti-rilerine bile kızıyor Taha Akyol

FREKANS konusundan dolayı Başbakan'ın haksız yere CNN Türk'ü suçladığı gün, Cumhuriyet'te Hikmet Çetinkaya CNN Türk'ün AKP yanlısı yayın yapan bir kanal olduğunu iddia ediyordu!
Böyledir, "uç"lardan bakınca "ak ya da kara" gözükür, renkler, nüanslar fark edilmez.
CNN Türk'te her fikirden insanlar programlarda konuşur; haber değeri olan her olay verilir, dürüst habercilik yapılır. Başbakan'ın suçlamaları bile baştan sona canlı yayında verildi, haberlerde tekrarlandı.
Bir yazar "uç"tan bakabilir, demokrasilerde farklı bakış açıları, çeşitli 'taraf'lar olur elbette.
Ama başbakanlar "uç"tan konuşmamalıdır. Çünkü ellerinde kamu gücü vardır. Liberal demokrasinin temel kavramlarından biri olan "kamunun siyasal tarafsızlığı" ilkesi, başbakanların daha mesafeli bir dil kullanmasını gerektirir.
Başbakan'ın Doğan Grubu'yla ilgili suçlamalarını herkes dinledi. Aydın Doğan'ın cevabını 'öbür' medya ya hiç görmedi ya kuşa çevirerek verdi; sadece Sabah iç sayfada dürüst bir özetleme yaptı.
Her neyse suçlamalar ve cevaplar ortada. Dengir Mir Mehmet Fırat hakkında açılan dava da konuyu yargıya taşıdı, son sözü hukuk söyleyecek.
Ben başka bir konuya değineceğim: Başbakan'ın otoriter mizacı.

Demokrasi içinde otoriterlik?

Demokrasilerde iktidarı destekleyen ve muhalefet eden yayın organları ve yazarlar elbette olur. Başbakanlar hoşgörülü olmak zorundadır. Ama Sayın Erdoğan, kurumsal olarak kendisini destekleyen gazetelerdeki bazı yazarların eleştirilerine bile kızıyor, "Bazılarını sineye çekiyoruz. O da olacak, ki bazı yanlışlara yataklık etmeyi âdet haline getirenler var" diye konuşuyor!
Evet, Erdoğan Türkiye'de demokrasinin ve ekonominin gelişmesine önemli katkılarda bulundu ama iktidarına yönelik eleştiriler konusunda fevkalade hoşgörüsüz...
Bu "otoriter mizaç" Başbakan'ı öfkelere, çatışmalara, toplumu geren tavırlara sürüklüyor, demokratik rejim içinde otoriter (illiberal) yönetme tarzı ortaya çıkıyor.
Abdullah Gül politikadayken hiç böyle değildi.
Bülent Arınç ideolojik konularda tartışmalar yaratsa da daima hoşgörülü oldu. Arınç, artık AKP'de çok ihtiyaç duyulan bir 'bilge' konumundadır.

AKP'yi desteklemek?

Demokratikleşme, sivilleşme, piyasa ekonomisi, özelleştirme, dışa açılma, AB süreci, laikliğin liberalleşmesi, Kürt meselesinde dışlama yerine entegrasyon politikaları gibi konularda AKP'yi destekledim. Ama, Sayın Başbakan'ın Milli Görüşçü olduğu yıllarda da ben bu görüşleri savunuyordum.
Özal'ı destekledim, Kemal Derviş'in reformlarını destekledim, Ecevit'in bu yöndeki açılımlarını, anayasa değişikliklerini destekledim.
Bu politikaları bir parti veya liderin hatırı için değil, doğru bulduğum için destekledim, kim uygularsa desteklemeye devam ederim.
Bunun yanında, bugün, özgürlükçü demokrasiye ve piyasa ekonomisine inanan, liberal siyaset felsefesindeki "kamu kurumlarının siyasal tarafsızlığı" ilkesine önem veren hiç kimse, Başbakan'ın "otoriter mizaç" sorununu ve bunun yol açtığı illiberal yönetme tarzını görmezden gelemez. İktidarların ikinci dönemlerinin daima çok zor geçtiği ve ataerkil kültürün hâlâ güçlü olduğu ülkemizde bu ciddi bir sorundur.
Söyleyebilecek dostları varsa, Başbakan'ı öncelikle bu konuda uyarmalıdırlar.