Ulus devlet ve Kürtler

BALKAN toplumlarından başlayarak bu coğrafyada 1800’lerin başından itibaren yüzyıl içinde ulus devletlerin kurulmuş olması, Kürtlerde de “kendi ulus devletini kurma” fikrine yol açtı. Önce az sayıdaki okumuşlarda görülen bu fikir ve heyecan, zamanla kitlelere intikal etti.
Şeyh Sait İsyanı kısa sürede bastırılmıştı ama PKK otuz yıldır devam ediyor, dağa çıkmalar bitmiyor.
Hem sosyoekonomik hem etnik protesto duygusu, gençlerde Kürt kimliğinin daha da keskinleşmesine; militanlaşmasına yol açıyor.
‘Taş atan çocuklar’ dramını düşünün!
DTP Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı’nın Cengiz Çandar’a söyledikleri önemlidir:
“Biz son kuşağız, bizden sonra gelenler duygusal kopuş içinde. Ruhi bakımdan kopmuş durumdalar.”
Yani, bugün çözüm üretemezsek, yarınki nesiller daha radikal olacak, çözüm daha da zorlaşacak.
Bu “kopuş” duygusu tek taraflı da değil; “Ayrılalım, gitsinler, nüfus mübadelesi olsun” gibi sözler de yaygınlaşıyor.

Sözde kolay ama
Teorik olarak “Herkes ulus devletini kurmuş, Kürtler de kursun, bu kavga bitsin” diye düşünmek mümkün ve kolay! Hatta göze alınabilir bir maliyetle mümkün olsaydı ben de “Evli evine, köylü köyüne” formülünü savunurdum.
Fakat iki temel faktör var:
- Türkiye’de, Kanada’daki Quebec gibi, İspanya’daki Katalan ve Bask bölgeleri gibi, Kuzey Irak gibi ülkedeki Kürtlerin hemen tamamının oturduğu ve sınırları belli bir coğrafya yoktur!
Osmanlı’da ve laik cumhuriyette azınlık kavramı dine göre tanımlandığı için, bizde hiçbir zaman iç sınırlar olmadı.
Böyle bir ayrım olmadığı için, milyonlarca Kürt vatandaşımız Batı illerimizde yaşıyor.
Sınırı nereden geçireceksiniz?! Bu nüfusu nasıl ayıracaksınız?!
- Bir ulus devlet (milli devlet) olarak Türkiye, mesela Belçika veya Çekoslovakya gibi diplomatik hesaplarla ya da anlaşmalarla oluşturulmuş bir devlet değildir. Selçuklu, Osmanlı ve modernleşme tarihlerimizin eseridir; köklüdür.
Türkiye’yi ulus devlet olmaktan çıkarıp çok-uluslu veya etnik bir federasyona dönüştürmeye kalkmak çözüm olmaz, felaket olur. Türkiye’nin bazı illeri Kürdistan olursa, kalan tamamı Türkistan olur.
İkisi için de facia olur, felaket olur!

Demokrasi ne yapabilir?
Çözümün ayrı bir ulus devlet kurulması olacağını savunanlar, ortaya çıkacak nüfus, sınır ve kurumsal yapılar gibi korkunç sorunlar konusunda ne düşündüklerini açıklamalıdır!
Bu mümkün değil.
Bir; bu gerçekleri görmeliyiz. İki; Kürtlerdeki milliyetçilik hareketini küçümsemek, hele de MHP’nin düşündüğü gibi devlet gücüyle bastırılabilir olduğunu sanmak yanılgısından sakınmalıyız.
Milliyetçilikler akıldan ziyade duygu işidir ama yine de akla yatkın tek çözüm, Türkiye’nin ulus devlet karakterini ve üniter yapısını tahribe kalkmadan, demokrasiyi geliştirmek olarak gözüküyor.
Çağın vicdanının gerektirdiği özgürlük açılımlarını gerçekleştirmeli, böylece ayrışmanın felaket getireceğini gören Kürt vatandaşlarımızı demokrasi içinde rahatlatmalıyız.
Türkiye’ye bağlılık duygusunu güçlendirmenin ve “kopuş”ları da zamanla onarmanın yolu budur.
Dağdakileri indirmek için, silah bırakana af dahil, çağımızın bu konudaki bütün metotlarını dikkatle uygulamayız. Çünkü kan, sadece yürekleri yakmıyor, karşıt duyguları besleyerek “kopuş”ları da derinleştiriyor.
Bu gerekçelerle, açılımı destekliyorum.