• Sık kullanılanlara ekle
  • Açılış sayfam yap
  • Sitene ekle
  • RSS
  • Kampanya Sözleşmesi
  • Künye
  • milliyetemlak.com
  • Ara
  • Getir
  • İMKB -0,11
  • EURO2,9560-0,03
  • USD2,1420-0,05
  • ALTIN88,43000,56
Hurşit Güneş hgunes@milliyet.com.tr

Yeni bir şehir: Eskişehir

00:01 | 30 Mayıs 2003

Hurşit GÜNEŞ

Eskişehir'e ilk gidişimiz değildi. Ama çoğu kez işlerimiz yoğun olur, etrafa hiç bakamazdık. Bu kez Eskişehir'de epey dolandık. Gidecek yerleri sorduk ve en güzelinde yemek için araştırma yaptık. Önce "Shakespeare" isimli bir yerden bahsettiler. Oraya gittik. Meğer eski Hal Pazarı'nı Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen restore ettirerek içine dükkanlar, kafeler ve sevimli lokantalar yerleştirmiş. Shakespeare da bunlardan biriymiş. Gençler ortalıkta, bu güzel mekanda içkilerini yudumlayarak sohbet ediyorlardı. Bu mekan bize Londra'da Covent Garden'ı andırdı. Ancak inanın Hal Pazarı daha sevimli bir mimari yapıya sahip.Sonra "Hayal Kahvesi" dediler. Oraya da bakalım, dedik. Müthiş güzel, birinci sınıf bir lokantaydı. Değişik yemekler ve çok hoş bir ambiyansa sahipti. Yol sorduğumuz gençlerden biri, "Doors yeni açıldı, oraya gidin" deyince, İstanbul'a döndüğümüzde hava atarız, diye oraya gittik. Kapıda bizi karşılayanlar, bir geniş alana soktular. Bu alanın etrafında, tıpkı Laila misali, birçok lokanta veya eğlence mekanı vardı. İrili, ufaklı.Önce sağda bir büyük bar - diskoyu gördük. İngiltere'de öğrencilik yıllarımızda böylesi büyük müzik hollerine giderdik. Yanı başındaki balık lokantasında, İstanbul'daki herhangi balıkçı lokantasında ne aransan vardı. Ancak biz az ötede gördüğümüz şarap mahzenine daldık. Envai çeşit şaraplar o küçük rustik mekanda tadılabiliyordu. Biz ise tatmayı bilmediğimizden iki şişeyi mideye boşalttık. Test tamamdı!Ortalıkta, açık alanda ayrı ayrı oturma alanları vardı. Ve nihayet Erzincan'dan gelen asırlık dev kapı mekanın isminin kaynağını gösteriyordu. Girişteki et lokantası tavsiye edilince, biz de tercihimizi o yöne kullandık. Burası sıcak bir mekandı. Ve çok leziz ızgaralar yedik.Akşam Anadolu Üniversitesi'nin oteline döndük. İnanın bu üniversiteye her adım atışta iki kişiyi anmamak mümkün değil. Biri sevgili ve güler yüzlü hocamız Prof. Orhan Oğuz, diğeri de boynuz kulağı geçer sözünün en açık örneği olan Prof. Yılmaz Büyükerşen. Orhan Hoca bu üniversitenin kurucusu. Büyükerşen ise uçağı göklere uçuran kişi. Şimdi belediye başkanı. Bu güzel kampüste eğitim yapmak hem öğretim üyesi için, hem de öğrenci için müthiş keyif olsa gerek.Eskişehir liberal bir kent haline gelmiş. Kentin bir yakası gayet organize sanayi yapılaşması gösterirken, gecekondulaşma çok düşük düzeyde kalmış. Bölge hem sanayi olarak, hem de tarım olarak gelir üretir durumda. Gerek Ankara'ya olan yakın mesafesi, gerekse İstanbul'a 4 saatlik mesafede oluşu önemli bir avantaj sağlıyor.Ertesi gün yolumuz Mahmudiye'ydi. Arap tayları gerçekten çok sevimliydi. Mezata yarım gün katıldık. Bir saat içinde de çok sevimli bir dişi tayı alıverdik. Büyüyünce çok güzel olacağı şimdiden belli. Dönerken ülkemizde ne hoş mekanlar olduğu izlenimini paylaştık. Sadece gezip görmek gerekiyor. hgunes@milliyet.com.tr Hafta başında Eskişehir'e iki günlük bir ziyaret yaptık. Eskişehir'in Mahmudiye kazasındaki Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün tay mezatı vardı. Bir arkadaşım da o mezattan tay almayı tasarlıyordu. Biz de serde eski biniciyiz ya. Takıldık arkadaşımıza, düştük yollara. Bir başka eski arkadaşımız da katılınca gezi bayağı neşeli geçti.0

YAZARLARDA ARA

©Copyright 2003 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.