Cumartesi

31.12.2016 - 02:30

Yıldızlar izleyici için parlıyor

Yılın en iyi ana akım filmlerinden “Aşıklar Şehri”, izleyiciye hasret kaldığı romantizmi, nostaljiyi ve güçlü sinema duygusunu verecek

Sitene Ekle

Günümüz, Los Angeles. Oyuncu olarak iş bulmaya çalışan, seçmeden seçmeye koşan Mia ve bir caz kulübü açma hayali kuran ama gündelik işlerle geçinmeye çalışan piyanist Sebastian... “Whiplash”in yönetmeni Damien Chazelle, bütün bunlardan, bir de Hollywood’un altın dönemi müzikallerinden yola çıkarak yılın en zevkle izlenen, güçlü bir sinema duygusuna sahip ve heyecan verici filmlerinden birine imzasını atıyor.


“Aşıklar Şehri / La La Land” Los Angeles trafiğinde geçen bir müzikal sahneyle başlıyor. Oyunun kurallarını baştan koyan Chazelle, 1950’ler müzikallerinin kalıplarını dört dörtlük kullanıyor ancak müzikal bölümler karakterlerin duygularının yükseldiği bölümlerde devreye giriyor. 

Mia ve Sebastian’ın ideallerini gerçekleştirerek ayakta kalma hikayesi, aşklarıyla birleşiyor. Birbirleriyle tanıştıklarında “yıldızlar şehrinin onlar için parladığını” düşünüyorlar ve ikisi de hayallerindeki işi yapmak için birbirlerine destek oluyorlar.

Oscar’da öne çıkacak

Emma Stone ve Ryan Gosling arasındaki kimyanın gücü Damiel Chazelle’in vâdettiği romantik yolculuğun bu kadar rahat işlemesinde önemli. 

Film, şüphesiz Akademi Ödülleri’nde öne çıkacak ve muhtemelen En İyi Film dalında da Oscar’a uzanacak yapım olacak. Venedik Film Festivali’nde gösterildiğinden beri nostalji, romantizm ve Chazelle’in zanaatkarlığının harika bir birleşimi olarak kalpleri fethediyor. Filmin haklı olarak yakaladığı bu ilgi, eski kuralların sinema sevgisiyle birleşip uygulandığında nelere kadir olduğunu ortaya koyuyor. 

Ken Loach’a ikinci Altın Palmiye

Sol politik sinemanın en önemli isimlerinden Ken Loach’a Cannes Film Festivali’nden “Özgürlük Rüzgarı”ndan (2006) sonra ikinci Altın Palmiye Ödülü’nü kazandıran “Ben, Daniel Blake / I, Daniel Blake”, sosyal sistemdeki adaletsizlik üzerine. Daniel Blake hasta olduğu için çalışamayan bir marangozdur. Ancak sosyal yardım da alamaz. Hayatını tehdit etmesine rağmen işe dönmesi söz konusu olur. Blake’le devlet dairesinde tanışan Kate ve iki çocuğu ise ekonomik olarak ayakta durma savaşı vermektedir.

Ken Loach birlikte sistemde işlemeyenleri ve çaresizliği isyana sürükleyecek bir çarpıcılıkla aktarıyor. Daniel Blake’te Dave Johns’un performansı da dikkat çekici. Loach’un demokratik tartışmaya yer verme adeti bu filmde yerini sisteme karşı daha direkt bir öfkeye bırakıyor. “Ben, Daniel Blake” tam da bu nedenden Loach’un filmografisinin zirvelerinden biri değil ama izleyiciyi zorlanmadan duygusal olarak kendisine bağlayacak bir yapım.

Haftanın diğerleri

Çinli yönetmen Zhang Yimou’nun yeni filmi “Çin Seddi / The Great Wall”, aralarında Matt Damon ve Willem Dafoe’nun olduğu bir oyuncu kadrosuna sahip. Film, Çin Seddi’nde insanlığı korumak için mücadele veren özel bir birliğe odaklanıyor.

Bollywood filmi “Baaghi: Asi ve Aşık / Baaghi”, Sabir Khan’ın imzasını taşıyor. Film, dövüş sanatları okuluna başlayan bir adamın rakibinin kız arkadaşına aşık olması üzerine.

Brad Peyton’ın yönettiği korku filmi “Şeytanın Oğlu / Incarnate”, şeytan çıkaran bir bilim adamının 11 yaşında bir çocuğun zihninde karşılaştığı kötü varlıkla mücadelesini anlatıyor.

Ayhan Özen’in yönettiği komedi “Nasıl Yani”, Mona Lisa’yı satıp zengin olmaya çalışan bir grup arkadaş üzerine. Bilal Babaoğlu’nun imzasını taşıyan, Meltem Miraloğlu ve Emirhan Kartal’ın rol aldığı “Aşık”, Aşık Veysel’in hayatını konu alıyor.

Animasyon “Kurbağa Krallığı: Buz Macerası / Frog Kingdom 2: Sub-Zero Mission” çocuklar için.

©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.