Zor hayat zorluklara dirençli yaptı

İzmir’de sık sık söylenen bir söz var: “Kimse elini taşın altına koymuyor.” Cem Bakioğlu, bu sözün tamamen dışında kalır. İnsan, doğa ve kent için hep paylaşmaya hazır olan Bakioğlu acı, baskı ve gece gündüz çalışmakla geçen çocukluğunun hayatı çok erken öğrettiğini söylüyor


Zor hayat zorluklara dirençli yaptıZor hayat zorluklara dirençli yaptı

İLK GÜNLER... BUGÜN YARIN Dilek Gappi

Uzun yıllar kendisini tanırım ve sanırım İzmir’in yarısı da ya tanır ya da ismini duymuştur. Ege TV ve Ege Orman Vakfı’yla da hemen hatırlanır ismi. 
Bunca zaman tanıdığımız, İzmir’e kazandırdıklarıyla saygı duyduğumuz Cem Bakioğlu’nun, romanlarda rastlayabileceğimiz kadar zor bir çocukluk geçirdiğini doğrusu bilmiyordum. Konuştuğumuzda yanımızda bulunan yakın çalışma arkadaşları bile detayları, bizimle beraber soluksuz dinledi.
Ülkede terörün yeniden en acısıyla varlığını hissettirdiği günlerde buluştuk Cem Bakioğlu’yla. Sanayiyi, ülkeyi, kenti konuşalım derken, kendimizi Cem Bakioğlu’nun iş hayatına ilk atıldığı günler de yani çocukluk günlerinde bulduk.
Bazen geçmiş, bir öykü ahengine bürünüyor: 
“ Babam çok diktatör bir insandı. Tabiri de kemirkırandı. Epey tokadını yedim. İşe  5 yaşında yere düşen incirleri toplamakla başladım. Yüzlerce kez  eğilmekten çocuk yaşta bel ağrısıyla yatardım. Türk Koleji’nin yanında büyük kayası  korusu olan bir evde yaşıyorduk. Sekiz dokuz yaşlarındaydım. Nasıl olduysa sofrada anneme sesimi yükseltmişim. Babam beni doğru evimizin alt kısmındaki kayısı koruluğuna götürdü. Gece beni  ağaca bağladı, vurmaya başladı. Annem, ‘ben affettim sen de affet’ diye yalvardı ama babam dinlemedi. Ahçımız arada bir gelip bana korkmamamı söylüyordu. Kurtlar, tilkiler bahçeye iniyordu. Sabaha kadar orada kaldım. Kaç yaşına geldim, yaşadığım o korkuyu hala unutamadım ama sonrasında da korkmamaya başladım. ?Nasılsa en zorunu yaşamıştım”
Yıllar yine babasının katı disiplini altında, gece gündüz çalışmayla geçmiş. 
“1945 doğumluyum, 1950’den itibaren çalışmaya başladım. Kemeraltı’nda incir üzüm işletmemiz vardı. İşimizi güzel  yaptığımızda babam ağabeyimle bana ciklet alırdı. Çocukluğum tamamen çok katı çalışmakla geçti. Babam ‘haydi işe’ diye pazar sabahları, dörtte - beşte kaldrırdı. Her gece 11 -12 de işe dönerdik. Sel basardı, tıkanan  tuvaletleri ellerimle temizlerdim. Öyle bir çalışmışız ki, 15 yaşında işletme müdürüydüm, yanımda 250 çalışanım vardı. Ben de alt üst konsepti olmadı, hamalla da muhasebe müdürü ile de birlikte keyifle geçirirdik zamanı. Babam, ağabeyimi de incir işletmelerinin başına koymuştu. Mevsimlik işçi zamanında ağabeyimin bin kişiye iş verdiği olurdu. İşte böyle bir çalışma ortamında yetiştik.”
“Sizin işadamı olmaktan başka şansınız yokmuş” diyorum ve sorularıma başlıyorum...

Babası vergi rekortmeni

Bu kadar katı bir çocukluk ruhunuzda derin yaralar açmadı mı? Siz çocuklarınızı nasıl yetiştirdiniz?   
Hala çalışmaktan derin yara olup olmadığına bakmadım. (gülüşüyoruz) Çocuklarımı kesinlikle katı yetiştirmedim ama babamdan bana benden onlara geçen bazı özellikler oldu. Disiplinli çalışırız, herşeyimiz programlıdır. Hiyerarşi değil, ekibe inanırız. Bu özellikler çocuklarımda da var. Babam tasarruf konusunda had safhada titizdi.
Sanırım babamdan kalan en büyük alışkanlık da bu oldu. 

Üzüm işletmesinde kalmıştık sonrası nasıl gelişti?
Babam, Fransızca, İngilizce ve Rumca bilen  İzmir vergi rekortmeni bir tüccardı. İncir, üzüm işletmemiz  şimdiki Ege TV’nin bulunduğu yerdi. Bak Ambalajı da ilk orada kurduk. Temmuz ayı başından Ekim’e kadar yaz sezonunda işletmede yatar kalkardık. Annem pazar günleri bize paşa kurabiyesi getirirdi. Eğlence, gezme hakkımız yoktu. 
Ancak zamanla aşırı rekabet ristunları getirdi devreye. Yurdışı alıcılara ‘ristun’ adı altında malımızı almaları için prim veriyorduk. Babam buna yanaşmadı. İzmirliler bugün nasıl birbirinin ayağından çekmek istiyorsa o gün de aynı yaklaşımlar vardı. İncir üzüm işini bıraktık, sinemacılığa başladık.
Sinemacılık günleri

Çok farklı bir alan...
Kemeraltı’nda bir yerimiz vardı. O dönemde arsanın yakınlarında Tayyare, Elhamra vardı. Biz de Şan sinemasını yaptık. Pop cornu Amerika’dan Türkiye’ye ilk getiren de ben olmuştum. 

Hayatınıza sinemayla biraz renk girmedi mi?
Para hesabı yapmaktan fimlerin keyfini çıkaramadım. Babam, arkadaşlarımın parasını bile cebimden ödettirirdi bana. Ayrıca maaş olarak verdiği 450 liranın 250’sini kira, 50’sini yemek parası olarak babama geri verirdim.  

Ambalaj sektörüne nasıl başladınız?
Farklı bir işe daha girmeliydik. Sonuçta biz sanayiciyiz. Ambalaj sektörüne girmek fikri ağabeyimden çıktı. Bak Ambalaj’ı, Bora -Cem Bakioğlu Kollektif Şirketi olarak kurduk. Ancak bir müddet sonra çok sıkıntı yaşadık. Tam ülkenin karıştığı dönemlerdi ve Tariş’in yanında olduğumuz için çok taciz edildik. Lastik attılar, tehdit ettiler. Birader, ‘ben bu sıkıntıyı çekemem’ dedi, ‘79’da Amerika’ya gitti. Ben direndim. İşi öğrenmek için İstanbul’a staja gittim. İzmir’deki konfeksiyonculara kağıt torba pazarlamaya başladım. Daha sonra kağıttan plastik filmi polietilene döndük. Bu kez deterjan ambalajını üretime ekledik. Fotogravür tekniğine geçelim dedik.
Bak Ambalaj büyüyünce Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’ne taşındık. Bu kez ailem ve çalışanlarımla birlikte yol almaya başladık.

Peki bunca zorluğun ardından şimdi, babanızı, çocukluğunuzu nasıl anıyor sunuz ?
Tüm yaşamın, varıyla yokluğuyla iyisi kötüsüyle burada olduğuna inanıyorum. Babam çok katıydı ama yoksula karşı çok merhametliydi. Haksızlıklarla mücadeleden yılmazdı. Sonuçta diyorum ki; nema da, ceza da burada. Yaşadığım zor günlerin karşılığını Tanrı bana bonkörce verdi. Sonuçta tek şey; “iyi insan olarak anılmak” önemli. 


“Euro’ya karşı kriz masası kurduk”
Ambalaj sektörünü seçtiği için kendini şanslı görüyor Cem Bakioğlu.
Neredeyse her sektörün ambalaja dayanması sektörün önünü açık kılıyor. Ayrıca üst üste yatırımlarla sektörde entegrasyonu simgeledikleri için talep sıkıntıları yok. 2009 cirosu 320 milyon dolar olan ve 16 şirketi bulunan Holding, ambalajda AB pazarında kendini kabul ettimiş durumda. 
Ancak Euro’nun durumundan ciddi etkileniyorlar. Bakioğlu, yaşadıkları sıkıntıyı net ortaya koydu:
“Yaşadığımız sadece para krizi oldu. Saat saat euro izler hale geldik. Euro 1.90’ın altına düştüğü an bize zarar yazacak. Parite farkından dolayı karlılık yüzde 40 düştü.
İyi bir ihracat portföyü oluşturmamız lazım. Bu nedenle holding bünyesinde Euro kriz masası kurduk. Satışı dolar olan ülkeleri tek tek mercek altına alıyoruz. Tasarruf içindeyiz. Maliyetleri düşürücü tüm önlemleri aldık. Ancak yoğun rekabette başarılı olmak için her yıl 5 -20 milyon dolar yatırım içindeyiz. Bundan taviz veremeyiz. Euro kendini toparlarsa sorun yok. Euro ile iş yapan tüm firmalar, büyüklü küçüklü risk altında”


 Ege TV’yi satmam için baskı var
Cem Bakioğlu, bugüne kadar kentteki birçok güçbirliği oluşumuna katıldı. Kent Hastanesi ve Ege TV’de güçbirliği oluşumlarına katılmasıyla başladı.Ancak zamanla hisseleri arttı. Sağlık yatırımından müthiş memnun ve Türkiye’de yapılan özel hastanelerin ABD’dekilerle yarışıcağına inanıyor. Bakioğlu’nu girdiği yatırımlardan en çok medya, yani televizyon zorlamış. Ben de geçmişte Ege TV’de program yapan bir medya mensubuyum. Kurumun önemini ortaya koyarken, Cem Bakioğlu da “Açıkçası hayatımda Ege TV ve Ege Orman Vakfı’ndan aldığım keyfi hiçbir şeyden almadım” diyor. Ancak sıkıntısını da şu sözlerle dile getiriyor:
“Televizyona yüzde 10 hisseyle girdim. Amaç İzmir’in sesini Ankara’da duyurmaktı. Bir de o dönemde gazete vardı. Bazı anlaşmazlıklar ortaya çıkınca Selçuk Ağabey’e (Yaşar) ‘Sen gazeteyle ilgilen, ben televizyonu alayım’ dedim helalleştik. Televizyonda herkes yavaş yavaş çekilince payımız yüzde 99’a geldi. Hala da yatırım yapmak durumundayız. Alıcı varsa memnuniyetle bekliyorum. Bugün bana televizyonun maliyeti çok yüksek. En son yine 400 bin Euroluk yatırım yaptık. Evlatlarım ve profesyonel yöneticiler sürekli “Baba biz kazanıyoruz, sen televizyonla harcıyorsun” baskısı yapıyorlar. Aslında bir gazeteyle birlikte hareket olursa o zaman daha güçlü olunur ama İzmir’in gazete okuma alışkanlığı yok maalesef. 100 yıllık gazete hala tirajını yükseltemiyor”


İzmir’in geldiği noktadan mutsuzum 
Cem Bakioğlu, kurucusu olduğu Ege Orman Vakfı’yla İzmir ve Ege’nin gelişimini de yakından takip ediyor. Hatta birkaç yıl kadar önce dayanamamış kentin tüm yetkililerine “Un, şeker var, helva neden yapamıyoruz” mesajıyla bir mektup göndermişti. 

Helva kokusu almaya başladınız mı?

- Eskişehir’i görünce gıpta etmiştim. Oradaki zatı muhterem bambaşka şehir yaratmış. Bugünü kurtarmak değil, gelecek vizyonlu hareket etmek önemli.Helvayı karmakla ilgili hiçbir şey yapılmadı. Çeşme Yarımada Projesi iptal edildi. Ulaşıma yönelik sıkıntıar yaşıyoruz. Kente kazandırılan yeni bir şey yok. Ancak turist gemilerini getirebiliyoruz.   

Birçok güçbirliği oluşumunda etkili oldunuz, yeni güçbirlikleri kurulur mu?
- Hayır var olanlar da bitti, en sonuncusu ENDA’dır. O da satılmaya mahkum. 

Bakioğlu’na yakın plan

Lisan eksikliğini çok yaşadım. İş yaşamının ağırlığından üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım, keşke üç dört lisan bilseydim. 
Profesyonelce gelişmenin önemini küçük yaşlardan itibaren fark ettim. Öyle bir noktadayız ki; ailem olmuş olmamış hiç fark etmez, kurumsallaşmayı tamamladık. Üretimin her aşamasını takip edebiliyor, hangi fabrikada hangi üretim kar ya da zarar yazıyor  görebiliyorum. Küçük oğlum Sertaç mükemmel bir bilişim ağı kurdu bize. Biz de mavi yakalılarda dahi bilgisayar var. 
Çok hızlı karar verir, etkilendiğim işe paldır küldür girerim. Çocuklar bıraksalar ben yine yeni yatırımlara girişirim ama bırakmıyorlar. 
Ben adamı çevresine ve doğaya kattıklarıyla ölçüyorum. Eğitim, sağlık, medyanın bana verdiği haz diğer şirketlerden kazandığım paranın çok üstünde. Bizler yokluk döneminde yaşadık diyebilirim. Gençliğimde bir kızın elini tutamazdım. Evleninceye kadar herkes kızdı. Çok daha temiz, iyi niyetli, çok daha dürüsttü bizim zamanızda insanlar, bazen özlüyorum. 

Milliyet iPhone uygulaması yenilendi.
Daha hızlı, daha canlı, en güncel! Yenilenen Milliyet.com.tr iPhone uygulamasını hemen indir!
iPad’i unutmadık!
iPad’inize özel Milliyet.com.tr uygulamasını ücretsiz indirmek için tıklayın.



Yorum Yaz
20Yorum Başlığı:420Yorum: