28 yıllık iletişim ve pazarlama danışmanı Pınar Özdemir Hotiç, sorularımızı yanıtladı.

1991 Türkiye Güzeli Pınar Özdemir Hotiç, uzun yıllar marka ve iletişim danışmanı olarak çalıştıktan sonra Institute For Integravite Nutrition bütünsel sağlık, welness branding, Goop Wellness eğitimi gibi pek çok eğitim aldı. Şimdilerde bütüncül sağlık markası Liveyourself ile çalışmalarına devam eden Sevgili Pınar tam bir girişimci, çalışkan hayatı sağlıklı yaşam üzerine yoğunlaşan ve bütünsel sağlık koçluğuyla kişilerin hayatlarına dokunarak iyi hissettiren bir koç... Her şey içten başlar, yenilenir ve dışa doğru büyür.

5 SORU 5 CEVAP

1- Pınar Özdemir Hotiç kimdir, neler yapıyor? Projeleri neler?

28 yıllık iletişim ve pazarlama danışmanı, Grey, TEB ve TBWA tecrübelerinin ardından 10 sene kendi iletişim ajansı Communique’ı yönetti. Pınar, 1991 Turkiye güzellik kraliçesi, evli ve bir çocuğu var.

2016 yılında 1.5 yıl süren Institute for Integrative Nutrition (“IIN”) eğitimiyle Bütünsel Sağlık Koçluğu sertifikasını aldı. Ardından Wellness Branding ve Mindfulness Temelli Stres Azaltma eğitimlerini tamamladı. Her zaman bütünsel sağlık ve iyi yaşamla ilgili bir tutkuya ve öğrenme merakına sahip oldu. Ancak bu tutkusunun büyük kitlelerle buluşup iyi yaşamla ilgili her türlü konuda ilham verebilecek bir platformda buluşması isteğiyle dijital wellness platformu Livetobloom.com ile birlikte yarattığı ve yönettiği 2 bin 500 kişiyi ağırladıkları dört adet BloomFest ve BloomTalks’da gerçekleşti.

Ardından pandemi döneminde wellbeing uzmalarıyla yaptığı canlı yayın dizileri ilgi topladı. Gerçekten iyi olma halinin ve yenilenmenin ancak içten dışa olduğu felsefesine inanan ve savunan Pınar’ın yaş alırken özellikle canlı, enerjik ve ışıltılı olması hep merak konusu oldu. Özellikle son beş yıldır wellbeing ve well-aging konusunda öğrenmeye karar vermeye ve bununla ilgili de çok güzel projeler içerisinde...

2- İçten dışa güzellik için neler söylersiniz?

Yıllar bana iyi ve kaliteli yaş almanın gerçekten mümkün olabileceğini, güzelliğin sadece fiziksel bir şey değil, bütünsel bir barış hali olduğunu ve kesinlikle içten dışa işleyen bir süreç olduğunu öğretti. Her şey içten başlar, yenilenir ve dışa doğru büyür. İçten dışa derken iki türlü düşünmeliyiz: hem hücresel/mitokondri boyutunda hem de pozitif psikolojiyle bakma boyutundan.

Yaş almaktan kaçış yok ama önemli olan sağlığımızı gücümüzü, güzelliğimizi, enerjimizi ve yaşam sevincimizi zamanın törpüsüne karşı nasıl koruyup geliştirebileceğimiz. Kendimizin en iyisi olmaya niyet ederken neyi ve nasılı seçtiğimiz. Rakamlara takılı kalmadan, o yılları nasıl değerlendirdiğimiz. Bu farkındalığa ulaştığımdan beri amacım, kadınlar için her yaşta içten dışa güçlü, canlı ve güzel hissetmenin gerçekte ne anlama geldiğini anlatmak ve yaş almaktan korkmamalarını sağlamak.

Her yaşta içten dışa güçlü, canlı, özüne uygun  ve güzel hissetmek kendimizin en iyi versiyonu olma yolunda verilen kararlar ve seçimlerden oluşan bir felsefedir. Yaş alırken karşılaştığımız değişiklikleri, zorlukları nasıl tanımlamayı , algılamayı, kabul etmeyi, kucaklamayı seçtiğimiz ve yaşam yolculuğumuzu gerektiğinde modifiye etmektir.

3- Siz şıklığı nasıl yorumlarsınız?

Şıklık bir olma halidir, kendine, ruhuna ve özüne yakışanı bulup, belli bir zarafet içinde onu giymektir. Bence şıklık öz güvenle çok ilgilidir, en sade parçayı bile nasıl bir tavırla taşıdığındır. Şıklık bazen naiflik bazen de cesarettir. Kimseye benzememektir, doğal bir biçimde özgün olmaktır.

Şıklığın trendlerle ilgisi yoktur, o zamansızdır. Ama şık olurken seçimlerimde yaşadığımız dünyaya saygılı olmak benim için önemli.

4- Alışveriş alışkanlığınızda değişiklikler oldumu? Sürdürülebilirlikle ilgili neler söylersiniz?

Ben pandemiden önce de aslında bu farkındalıkta olmaya başlamıştım. Hiçbir zaman çılgın bir tüketici olmadım, elimdekini hep kullanmaya çalıştım. Ama son yıllarda özellikle az ama öz parçalar satın almaya gayret ediyorum. Ayrıca sıklıkla gardrop temizliği yapıyorum ve üç yıldır giymediğim neredeyse her parçayı veriyorum ve yerine de o kadar almamaya çalışıyorum. Sürdürülebilirlik dediğinde tabii ki dünyada olduğu gibi ülkemizde de sürüdrülebilirlik felsefesiyle üretim yapan pek çok marka var. Bu markalardan tarzıma uyanlardan ürünler almaya gayret ediyorum. Yerel zanaata, çevreye duyarlı ve uzun ömürlü bir bakışla üretilenleri giymek bizi sessiz direnişçiler yapıyor. Giydikçe de kendimi daha iyi hissediyorum..

5- Mottonuz?

Ben bu bardağın yarısı dolu mu boş mu diye bakmıyorum, ben bu bardağı nasıl doldurabilirim diye bakıyorum.