MERCEK

İzlerken gerçekten dehşet içinde kalıyorsunuz...
2001’de BBC’ye televizyon filmi olarak çekilmiş ‘Conspiracy/Komplo’, Yahudi soykırımına ışık tutuyor.
Nazi subayları, SS liderleri ve bürokratlar; 1942’de sonradan ‘Prag Kasabı’ olarak bilinecek General Heydrich önderliğinde Berlin yakınlarındaki göl kenarında lüks bir evde buluşuyorlar.
Başka film olsa izlenmez. Baştan sona bir toplantı izliyorsunuz çünkü. Kenneth Branagh, Stanley Tucci ve Colin Firth’ün olağanüstü başarılı oyunculukları, harika çekim ve tabii ki konunun çarpıcılığıyla iki saat ekran başına mıhlanmış gibi izliyorsunuz...
Wannsee Konferansı olarak bilinen bu toplantıda konuşulanların sızması yasak, kayıtların yok edilmesi gerekiyor. Ne var ki bir kişinin imha etmeyi ihmal ettiği zabıtlar, 5 yıl sonra ABD’lilerin eline, sonra da tarihe geçiyor.

DUDAK UÇUKLATAN TARİHİ ZABITLAR...
Dünyayı, en azından Avrupa’yı Museviler’den temizlemek gerekiyor.
2. Dünya Savaşı devam ediyor... Alman orduları zor durumda. Hitler’in bin yıllık Alman İmparatorluğu hayali üzerinde kara bulutlar dolaşıyor...
Toplantıdakiler, amacın Yahudiler’den ivedilikle kurtulmak için ortak bir karar almak olduğunu falan sanıyor. Oysa işin iç yüzü başka. Yahudiler’i gaz odalarında zehirleyip yok etmek için tesislerin yapımına çoktan başlanmış. Bürokrat ve bakanlara arıza çıkarmasınlar diye karar tebliğ ediliyor.
Çatlak sesler tehdit ediliyor. General Heydrich, Yahudi Almanlar’ı ve onların çocuklarını bakkal hesabıyla masaya yatırıyor. Kan ne kadar karışmıştır, oranlarına göre kim kısırlaştırılacak, kim yok edilecek bir bir sayıyor.
İş öyle bir noktaya geliyor ki, gaz odaları ne kadar çok Yahudi’yi aynı anda yok edebilir, bir yılda bir milyon mu, iki milyon mu onun derdindeler. Gaz odalarında zehirlenen Yahudiler’in vücutlarının pembe renge dönüşmesiyle alay ediyorlar.

SOYKIRIMı BİLSEK DE...
Filmlerin gücü başka.
Tarihi zabıtlar, akıp giden diyaloglar ve gerçek performanslarla birleşince insanlık tarihinin en utanç verici dönemlerinden biri adeta ‘canlanıveriyor’.
Hitler’in Yahudi düşmanlığının gerçek nedenleri hâlâ tartışma konusu. Fakat ulusunun büyük bölümünü, etrafındaki güç odaklarını bir ırkın ‘aşağı’ ırk olduğuna, ‘her kötülüğün nedeni’ olduğuna böyle inandırabilmesini aklım almıyor.
Hadi adam lider, teorisyen, zeki ama manik depresif, hastalık hastası, bir sürü tuhaflığı var. Bu nasıl bir toplu çıldırma halidir de ‘Führer böyle inanıyor’ diye subayı da, bürokratı da, hatta toplum bile bu denli ütopik ve insanlık dışı ideallerin etrafında buluşabilir?
Bir grup insan toplumsal psikolojiyi bu şekilde yapılandırıp manipüle edebiliyor işte. Sonra milyonlar akıl almaz kararlara onay verebiliyor. Akıl başa geldiğinde iş işten geçmiş oluyor. İnsan, ne tehlikeli varlık. Fırsat bulana ‘Conspiracy’yi izlemesini şiddetle tavsiye ediyorum.

İLİŞKİ

KOVALIYOR MUSUNUZ?

Klişe ama bütün ilişki uzmanları aynı şeyi söylüyor: Kovalanan kaçar, kaçan kovalanır. Bilirsiniz hani, erkek genlerine kodlanmış avcılık rolü dolayısıyla kadını kovalamaktan haz alırmış.
Dolayısıyla kadın erkeği kovaladığı zaman antipatik oluyor. Ve erkek kaçıyor!
Siz, erkekleri ya da sevdiğiniz erkeği kovalıyor musunuz?
“Ben hayatta kovalamam” dedi bazı arkadaşlarım.
Elimde bir ‘kovalama listesi’ var. Güvendiğim bir uzman ve yaşam koçu hazırlamış. İçinde neler var neler! “Kovalamıyorum” dediğim arkadaşlarıma söyledim, şaşırdılar.
Belki de kovalıyorsunuz ama farkında değilsiniz. Fikrinizi yazın. Sizce neler kovalama sınıfına giriyor? Bakalım ne fikirler gelecek...
Sözünü ettiğim listeyi de pazartesi bu köşede bulacaksınız.