Sosyal medyada doğan ve ivme kazanan #defnedevrimi, medyada başka bir dil oluşturmak için yola çıktı. Dün Bilgi Üniversitesi’nde bir konferans düzenleyen defnedevrimciler, her grup, cinsiyet ve meslektendi

Defne Joy Foster vefat ettiğinde, Türkiye’de pek çok insan bu genç, hayat dolu kadın için gözyaşı döktü, üzüldü. Ancak Foster’ın bedeni daha toprağa verilmeden, nefret söyleminin de hedefi oldu. İlk kez, bir ölünün üzerinden üretilen bir nefret ve ayrımcılık söylemiyle karşı karşıyaydık.
Geleneksel medyada pek çokları sessiz kalmayı yeğlerken, daha ziyade kadın gazeteciler isyan bayrağını çekti. Asıl tepkiyse sosyal medyada oluştu: ‘Defnedevrimi’ adı altında Twitter ve Facebook’ta örgütlenenler, imza toplayarak medyanın bu ayrımcı dilden sıyrılması için seferber oldu.
Sadece kadınların değil, erkeklerin de desteklediği bu sosyal hareket şimdi meyve veriyor. Dün Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde ‘defnedevrimi’ konferansı düzenlendi. Sadece gazeteciler değil, reklamcı, öğrenci, sosyal medyacı, tiyatrocu, mimar ve hukukçuların da katıldığı konferans katılımcılarının ortak derdi ‘başka bir medya dili oluşturmak’tı.

Mekansız hareket
* Bilgi’deki konferansta söz alanlara yer verelim. Mesela İgoa Reklam Ajansı’nın yaratıcı yönetmeni Muzaffer Malkoç, sadece medyada değil reklam dünyasındaki erkek egemen dile dikkat çekti. Hareketin mekansızlığının, günümüzde her şeyin sınırlarının kalkmasıyla ilgili olduğunu söylemesi bence çok önemli.
* Artık ‘medya’ denilen şey sadece gazete ve televizyondan ibaret değil. Sosyal medya, farklı sosyal gruplardan insanların fikirlerini paylaştığı son derecede demokratik ve yaratıcı bir ortam. Ne yazık ki pek çok ‘duayen’ gazeteci bunun farkında değil yahut görmezden geliyor.
* Defnedevrimi imzacılarından, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Mahmut Özdil, metni kaleme alanlardan biri. Ama yalnız o mu? İstanbul, New York, Goa, her yerden defnedevrimi’ne katılanlar oldu. Hareket büyüdü ve bugün 9 bin imzaya yaklaştı.

Her tür ayrımcılığa karşı
* Gazeteci yazar Vivet Kanetti, çok önemli bir noktaya dikkat çekti: “Biz kadınlar konuşunca sadece kadınlar için konuştuğumuz algısı oluşuyor. Oysa biz her türlü ayrımcılığa karşıyız.
“Irkçılık, homofobi, açık düşmanlık, sinsi düşmanlık... İnançlarına ve giydiklerine göre insanların yargılanmasına karşıyız.”
* Hareketin en faal destekçilerinden biri de Armağan Çağlayan... Ayşe Arman’ın türbanla veya ‘obez’ kılığında sokaklarda dolaşmasını ‘iğrenç’ bulduğunu söyledi.
* Ayşe Böhürler ise çok az yere ismiyle davet edildiğini belirterek başladı konuşmasına: “Türbanlı yazar, türbanlı doktor gibi bir ismimiz var. Türbanlı bir kafa var sanki, tek. Uzayda yaşayan bir cismi tanımlamak ister gibiler. 15 yıldır medyadayım. Hâlâ başka bir dünyada yaşıyormuşuz gibi davrananlar var.”
* Prof. Deniz Ülke Arıboğan konferansa ABD’den telefonla bağlandı: “Uzun süredir medyada ayrımcı, aşağılayıcı bir dil mevcut. Defnedevrimi’ni çok önemsiyoruz. Uzun zamandır biriken bir soruna tepki oldu. Sadece kadına veya etnik bir sınıfa karşı değil. Her türlü ötekileştirmeye karşı bir tepki bu.”
Konferansın ikinci bölümünde akademisyenler ve ayrımcılığın hedefi olan Gülten Kaya gibi isimler de söz aldı. Onların sözlerine daha sonraki yazılarda yer vereceğim. Şimdilik, Twitter’dan #defnedevrimi’ni izlemeye devam edin .

NEDEN ŞiŞMANSIN?
* Konferansa katılan ve söz alan gazeteciler arasında Emine Uşaklıgil, Ayşegül Sönmez, Elif Key ve Şelale Kadak da vardı. Özlem Gürses, moderatörlüğü üstlendi.
* Genç tweetdaşlardan Yasemin Darbaz Karaca, “Herkes bir yazıyı okur, sinirlenir, sonra gazeteyi kapattıktan sonra unutur gider. Ama defnedevrimi’nde böyle olmadı. Başkalarının hayatına çeki düzen verme hakkını kendinde görenlere karşı bir ses bu. Niye böyle giyindin, neden hâlâ bekarsın, niye şişmansın diye soranlara bir itiraz. Sadece medya değil hayatın her alanında, herkese haddini bildirme anlamında önemli.”
* Tiyatrocu Eylem Yıldız kadın olarak hayatın her alanında yaşadıklarından hareketle bu harekete katıldığını anlattı. Erzurum’da görev yapan Yıldız, daha katmanlı olarak kadın sorunlarını gördüğünü ve yeni bir dil oluşturmanın önemini vurguladı.