Munzur açıklaması zayıf kaldı

Yazarımız, Munzur Çayı’nı yakından gördü, yöre halkının sorunlarını dinledi.


Pazar ve Salı günkü Munzur Vadisi yazılarım üzerine DSİ’den açıklama geldi. Barajların bölge halkı için ne kadar zaruri olduğunu anlatmaya çalışan bu metin, ne yazık ki hiç inandırıcı, gerçekçi ve bilimsel değil



Devlet Su İşleri (DSİ), Munzur Çayı üzerinde planlanan barajları konu alan yazılarım üzerine bir basın açıklaması yollamış. DSİ’nin açıklamasına kısaltarak yer verip konularla ilgili sorularımı da yazdım.

1. DSİ Genel Müdürlüğü, faaliyet alanının sosyo-ekonomik yapısı, ekolojik dengeleri, arkeolojik durumunu da içeren çevresel faktörleri göz önünde bulundurarak planlama ve projelendirme çalışmalarını yürütmekte ve bu çalışmalar neticesinde belirlenen, ülke insanına ve ekonomisine azami faydayı sağlayacak projeleri hayata geçirmektedir. Soru: DSİ’nin ne kadar hassas olduğunu en son Allianoi örneğinde gördük. Acaba 1’inci dereceden arkeolojik bir alan için ‘kuma gömülme’ kararının çıkması bu dediklerinizle ne kadar uyumlu?
2.Tunceli-Munzur Projesi 6 adet baraj ve 11 adet HES’ten oluşmaktadır. Bu projeler tamamlandığında 478 MW kurulu güçle yılda 1575 GWh enerji üretilerek ülke ekonomisine 100 milyon ABD Doları katkı sağlanacaktır.
Soru: Rakamlar doğru. Peki 1571 GWh enerji, ülkemizde hidrolik kaynaklardan elde edelin enerjinin yüzde kaçına tekabül ediyor? Yanıtı vereyim: Yüzde 1. Peki bölgenin doğal çevre ekonomisinden elde edilebilecek yıllık gelir ne kadardır? Onu da söyleyeyim: Sanayi Bakanlığı’na göre 1 milyar dolar! Peki Munzurlu olsam, hangisini tercih ederdim? Bunun yanıtı da size ait.
3. Akyayık, Kaletepe ve Bozkaya barajları, depolama hacimlerinin çok küçük, göl alanlarının az olmasından dolayı nehir tipi santral özelliğindedir. Bu barajlarda, dere yatağından gelen sular HES’lerden geçirilmesini müteakip olduğu gibi dere yatağına bırakılmaktadır.
Soru: Nehir tipi HES’lerle ilgili TEMA’nın ayrıntılı olarak hazırladığı raporlar incelendi mi? Cansuyu denen yüzde 5-10’luk miktarın bölgedeki tüm ekolojik dengeyi alt üst ettiği bilinmiyor mu?
4.Pülümür, Uzunçayır ve Konaktepe barajları ise DSİ kriterlerine göre orta büyüklükte barajlardır. Söz konusu barajların göl alanları çok küçük olup genel kanının aksine yerleşim yerlerinin etkilenmesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır.
Soru: Orta büyüklükte bir barajın, yerleşim yerini etkilememesi söz konusu olabilir mi? Kaldı ki neden ÇED raporu hazırlanmadı?
5. İnşa edilecek barajlar bölgeye sosyal ve ekonomik faydalar da sağlayacaktır. Barajlar su altında kalan araziden daha fazla arazinin sulanmasına imkan sağlayabileceği gibi balıkçılığın gelişmesine ve yöre halkına ilave gelir temin edilmesine de imkan sağlayacaktır. Oluşacak baraj gölleri sayesinde bölgenin ikliminde de cüzi bir yumuşama meydana gelecektir. Bölgedeki ekolojik dengenin bozulması bir yana canlı yaşamı zenginleşecektir.
Soru: Acaba bu ekonomik ve sosyal faydaların ayrıntısı nedir? İnsanlar hayvancılık ve tarımla uğraşabilecek, turizm alanı olarak bölge değerlendirilebilecek mi? Baraj göllerinin iklim üzerindeki olumsuz etkisini, Çoruh üzerinde yapılan baraj örneğinden yola çıkarak gösterebilir misiniz? 100 yıldan önce gerçek etkisini ölçebilen bilim adamı var mı? Çengelboynuzlu ile bezuvar keçisi, ur kekliği, kırmızı benekli alabalık yaşamını süredürebilecek midir?
6. Tunceli İli Gözeler Mevkii’nde yaklaşık 40 adet göze Munzur Suyu adı ile de anılmakta, yöre halkı tarafından kutsal kabul edilmektedir. Bölgeye en yakın proje olan Konaktepe Barajı ve HES’in baraj rezervuarı azami su seviyesi Ovacık ilçe merkezinden önce son bulmakta olup ilçe merkezi su altında kalmamaktadır.
Soru: Sorun, Ovacık ilçe merkezinin suyun altında kalmasından mı ibarettir? Kutsal yerler sadece Gözeler’den mi ibarettir? Orman Bakanlığı Milli Parklar Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü ve Milli Parklar Dairesi Başkanlığı’nın 24.09.2004 tarihli Konaktepe Barajı raporunda, dünden bugüne ne değişti? Baraj ve etüt çalışmaları, 2873 Sayılı Yasa’nın 14’üncü maddesiyle yasaklanmadı mı? Raporda, barajın bilimsel ve estetik bakımdan milli ve milletlerarası ender güzelliklere, tabii ve kültürel kaynak değerlerine sahip olan ve yüzyıllar sonucunda oluşan Munzur Vadisi Milli Parkı’nı tabii ve ekolojik dengesini bozacağına yer verilmedi mi?
DSİ bir zahmet bu sorulara da yanıt versin. Sonra konuşalım, bu proje Türkiye için yararlı mı zararlı mı diye...


SAMSUNG SERViSi OLAYA EL KOYDU
Samsung servisine bıraktığım netbook’tan 1 ay ses çıkmayınca fena halde içerlemiştim. Meğer sorun iletişimsizlikmiş, Beşiktaş servisi aradığı halde ulaşamamış. Üstelik iki haftalık bekleme zamanı, benimki gibi ‘sıvı teması’ vakalarında normalmiş. En berbat arıza, bilgisayarınıza sıvı döktüğünüzde oluyor: Teknisyenler ilk etapta hasarın ne kadar yaygın olduğunu göremediklerinden, tüm fonksiyonların normal çalışıp çalışmadığını bekliyorlarmış. Dahası, bazı durumlarda aletin satış fiyatının üstünde bir masraf da çıkabiliyor. İşte bu yüzden Beşiktaş Samsung, emin olana kadar beklemeyi tercih etmiş. Netbook’uma tekrar kavuştum ya, bundan sonra restoran ve kafelerde sıvılardan uzak tutacağım!


MAVi’YE KIVANÇ YAKIŞMAMIŞ
Geçen gün bir arkadaşım, “Mavi Jeans reklamı feministleri rahatsız etmedi mi?” diye sordu. Ben de reklama dikkat kesildim. “Feministler neye kızacak, Kıvanç Tatlıtuğ’un Recep İvedikvari laf atmasına mı? Buna gelene kadar neler var nelerÖ” dedim. Fakat reklamda beni asıl rahatsız eden şey, yıllardır kaliteli, konuşturan reklamlarına alıştığımız Mavi Jeans’in bu kadar sıradan bir kurguya onay vermiş olmasıydı. Reklamda Tatlıtuğ, ‘mankenlik ve moda’ bilirkişisi olarak Mavi defilesi hakkında yorum yapıyor. En sonunda, mankenin bacağına zoom yapılırken “Vay, vay, vay...” diyor yakışıklı sarışın yıldızımız: “Çantaya bak!..” Bu kadar zorlama ve sıradan esprilere Mavi’nin ihtiyacı var mı?