Sadece bize ait bir özellik değilmiş, “Kör ölür badem gözlü olur” sözüyle özetlenen durum.Sadece bize ait bir özellik değilmiş, “Kör ölür badem gözlü olur” sözüyle özetlenen durum.ABD’nin ve dünyanın en saygın gazete markalarından biri Washington Post’un Kobe Bryant’ın ölümünden beri yaşattığı tecrübenin özeti bu.Bryant, 2003 yılında, Colorado’da kaldığı otelde çalışan 19 yaşındaki bir kıza tecavüz etmekle suçlanmıştı.Cinsel ilişkiyi kabul eden Bryant, tecavüz yaşanmadığını iddia etmişti.Sonuçta tecavüz iddiasında bulunan kızın 2 milyon dolar aldığı ve davanın düştüğü, Bryant’ın eşi Vanessa’ya da 4 milyon dolar’lık bir yüzük alıp kendini affetirmeye çalıştığı yazılıp çizilmişti ABD medyasında...İşte Kobe Bryant’ın öldüğü gün sosyal medya hesabında bu konuya dair haberleri paylaştı Washington Post muhabiri Felicia Sonmez. Kısa süre önce bir meslektaşının cinsel saldırısına uğramış bir gazeteci olarak yaptı bu paylaşımları Sonmez.Washington Post, muhabirinden önce bu sosyal medya mesajlarını silmesini istedi.Bu kabul edilmeyince de Sonmez’i süresiz ücretli izne çıkardı.Gazetenin şef editörü, bizdeki karşılığı genel yayın yönetmeni, muhabirinin tweet’lerini “İyi muhakeme edilmemiş mesajlar” diye tanımladı.Sonuç mu? Geçtiğimiz üç gün içerisinde Washington Post o kadar ağır eleştirilere maruz kaldı ki, Sonmez’i tekrar işe başlatmak zorunda kaldı.İnsanlar öldüklerinde hikayelerinin hep iyi tarafları anlatır, anılır, bu son derece insani bir tepki.Ancak empati duygusuyla hikayenin tatsız sayfalarını hatırlatan birisini de linç etmemek lazım...

Hepimiz teşhirci hepimiz röntgenciyiz

Hadise ve Meryem Uzerli...Türkiye’de sosyal medyayı en iyi kullanan iki kadın onlar.Zira her insanın içinde hem teşhircilik hem de röntgencilik olduğunu gayet iyi biliyor ve orayı başarıyla gıdıklıyorlar.“Her insanın içinde hem teşhirci hem de röntgenci bir yan vardır” tanımlaması bana ait değil.Türkiye’nin ilk sosyal medya televizyon programı olan ‘Tıkırtı Gazetesi’ni yapmadan önce “Sosyal medya ne?” diye araştırırken, BBC’nin Macar bir sosyolog ile yaptığı röportajda görmüştüm bu terimi.Hem teşhirci hem de röntgenci yanımızı beslediği için “Tüketimin kayıp halkası” diye tanımlamıştı o sosyolog, sosyal medyayı.Hadise’yi uzun zamandır şarkılarından, ilişkilerinden çok sosyal medya fotoğraflarıyla konuşuyoruz.Uzerli, uzun zamandır dizi sektöründen uzakta ama sosyal medya sayesinde klasik medyada ve hafızalarımızda yer buluyor.Teşhircilik ve röntgencilik deyince çoğu kişinin aklına çıplak kadın bedeni gelmediği gün, sosyal medyayı anlamak daha kolay olacak. Bu arada herkesin dilindeki sosyal medya tanımlasını da doğru yapmak lazım.“İçeriğini kullanıcıların oluşturduğu medya alanı” diye tanımlanır sosyal medya, Instagram, Twitter, Facebook ve diğerleri sadece birer markadır...

Alişan ve ‘Amin’ diyen oğlu

Alişan, “Her ezan sesinde ‘Amin’ diyen bir oğlum var” diye bir video paylaşmış, sosyal medya hesabında.
Önce çok güzel bir bebek, Allah nazarlardan saklasın diyerek, başlayayım yazmaya.
Sonra birkaç küçük not ileteyim:
11 aylık bir bebek, çıkarılan sesleri taklit edebilir en fazla, aslında yaşanılan şey de o.
Her baba çocuğunu çok sever, diğer tüm çocuklardan daha özel yetenekleri ve zekası olduğuna inanır.
Tüm bunlar son derece anlaşır duygular ama böyle bir video’yu sosyal medyada paylaşmaya gelince ‘Acaba reklam mı yapıyor?’ diye soru işaretleri de yaratır insanlarda...
Babalar, çocuklarını, kendilerinden kaynaklanan soru işaretlerinden de korumak zorundadır ya, hatırlatayım istedim...

Sayın Vali aman pazartesi...

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’yı tanıyan herkesten çok güzel sözler duyuyorum.
Duymama da gerek yok aslında, Sayın Vali’ye, Maslak’ta mesaisini 07.30’da başlatan şirketlerin yarattığı personel servisi terörünü ve bu durumun okullara giden çocukları vurduğunu, trafik polislerinin de o keşmekeşi görmezden geldiklerini yazmıştım.
Yazı çıktıktan sonraki üç gün trafik polisleri, çok iyi bildikleri yerde gereken önlemleri aldılar, sonra ne olduysa yine geri çekildiler.
Pazartesi okullar açılıyor Sayın Vali ve çocukların servisleri yine erken mesai başlatan şirketlerin yarattığı trafik terörüne takılacak.
Bir kere müdahale etmiştiniz, şimdi sizin müdahalenize rağmen trafik polislerini o bölgeden geri çektiren sebep ihmal mi yoksa başka bir durum mu?
İstanbul Valisi’nin öğrenciden yana olduğunu biliyorum, belli ki aşağıda olanlara da önceliğin, öğrencide olduğunu öğretmek lazım...

Bizim teknik direktörlere ders olsun

Brad Pitt, katıldığı bir davette, üzerinde adı olan yaka kartını takmış.
“Manyak mısınız siz, beni tüm dünya tanıyor” deyip, kartı almamazlık edebilir ya da aldıktan sonra takmayıp cebine koyabilirdi. Fotoğrafı görünce, Türkiye’deki futbol endüstrisi aktörlerinin egosunu düşündüm.
Federasyonun verdiği kartları takmayan ya da taksa bile adı olan bölümü koltuk altına geçiren hormonlu egolar...
Bu kareye bakıp da utanırlar mı acaba diyeceğim ama fazla iyi niyetli bir tavır olur bu...