Koronavirüs aşı kararsızları için yazıldı

16 Haziran 2021

Koronavirüs aşısı kararını vermek için bir sürü insan internet ortamında araştırma yapıyor.

Türkiye’den bir doktor 10 Mart’ta attığı tweet’te ABD’de yapılan Pfizer-BioNTech aşılarının yan etkileri arasında ölüm yazdığını iddia etmiş. O doktorun hesabına dün baktım, o “ölüm” mesajını silmiş ama insanları hâlâ etkiliyor. ABD’deki prospektüste yazan “ölüm” lafı yan etki bölümünde  değil, “ciddi olumsuzluk” kısmında geçiyor. Yan etki ile ciddi olumsuzluk arasındaki farkı tanıdığınız doktorlara sorun.

“Peki, başka ilaçların prospektüsünde olmayan ölüm, bu aşıların prospektüsüne neden kondu?” sorusunun peşine düştüm.

Aşı, hastalıktan çok kısa süre sonra bulunduğu ve henüz resmi onayları olmadığı için, daha aşı koruyuculuk sağlamadan koronavirüs ya da başka sebeple ölebilecek hastalar tazminat davası açmasın diye böyle bir ibare konmuş olabilir cevabını aldım.

Yetinmedim, bir başka araştırma daha yaptım. Dünyada şu ana kadar yaklaşık 2.5 milyar doz aşı yapıldı.

Dünya genelinde 27 Aralık’tan beri yapılan çalışmalara göre, Dünya Sağlık Örgütü de Avrupa İlaç Ajansı da aşı kaynaklı bir ölüm olayına rastlanmadığını açıkladılar.

7 Mayıs’a kadar Türkiye’de ve dünyada  çok yaygın olarak kullanılan hidroksiklorokinin durumuna baktım. Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüs hastalarını tedavi etmek bir yana, ölümüne neden olduğu iddiasıyla bu ilacın kullanımını iki kere durdurmuş. Tartıştığımız prospektüsü hazırlayan ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin Pfizer-BioNTech aşısına onay vermeden önce 38 bin kişiye iki doz aşı yapıp, ardından iki ay takip ettiğini bilenimiz var mı?

Aşılar ve kalp kası iltihabı

Yazının devamı...

Küfür bağımlısı değilim ama aşıyı savunmaya devam

30 Mayıs 2021

Çok acı ama aşı meselesini bile siyasi kamplara göre tartışan bir ülke Türkiye.

1885’te kuduz aşısını bulan Pasteur’e 10 bin frank ile Mecidiye Nişanı hediye eden, eğitmesi için öğrenciler yollayan, 1867’de çocuklara aşı yapılmasını mecbur kılan Padişah Abdülhamid de tarihimiz, 1 Mart 1923’te Latife Hanım’ın Meclis’i ilk ziyaret eden kadın unvanı aldığı gün, kürsüden, Sivas Kurumu’nun Kurtuluş Savaşı devam ederken ürettiği aşı miktarlarını açıklayan, 1928’de Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü kurduran Mustafa Kemal Atatürk de...

Bu topraklarda 1721’de çiçek aşısı yapılıyordu ve aşı Avrupa’ya Osmanlı’dan, bir İngiliz büyükelçinin eşinin mektubu sayesinde ulaştı.

Aşı siyasi kamplara göre tartışılamayacak bir konu aslında.

***

“Aşılarda alüminyum ve cıva var” argümanı çok fazla konuşuluyor.

Evet, aşılarda, thimerosal diye tanımlanan etil cıvalardan var ama vücutta biriken metil cıva türünden tamamen farklı bu.

Thimerosal dediğimiz etil cıva aşıya 1930’larda eklendi; sebebi de 1928’de Avustralya’daki bir kasabada difteri aşısı olan çocukların ölmesiydi. O zaman büyük şişelerde üretilen aşı açıldıktan sonra, kullanan doktor şişeyi iyi koruyamadığı için enfekte olmuş ve ölümler meydana gelmişti. Tek kullanımlık dozların üretilmesi ve ABD’de 2000 yılında alınan karar sonrası artık bileşik aşılar dışındaki aşılarda thimerosal kullanılmıyor.

Yazının devamı...