Atina alarm durumuna geçti

1 Temmuz 2022

Yunanistan’da ana muhalefet lideri Çipras, Atina’da, parlamentoda konuştu:

“NATO Zirvesi’ndeki gelişmeler Yunanistan için çok ciddi riskler oluşturuyor, Türkiye pozisyonunu yükseltiyor.”

Ülkedeki 3. siyasi güç durumundaki PASOK-Değişim Hareketi Genel Başkanı da konuştu:

“Türkiye’ye silahlanma kapısının kapatılması gerekirken, Madrid’de ardına kadar açılması kabul edilemez.”

Madrid’de yaşanan gelişmelerin ardından Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nda acil bir toplantı kararı alındı. Bir yandan acil toplantı yapıyor ama diğer yandan da medyaya ABD Başkanı Biden’ın “Ege’de istikrarın sağlanması” mesajının toprak bütünlükleri adına çok önemli olduğu yorumunu yazdırıyorlar.

Yunanistan medyası, Bodrum’a yakın olan Leros Adası’nın silahsızlandırılması için Türkiye’nin 1957’de harekete geçtiği NATO’nun ilk Genel Sekreteri Lord Ismei’nin Ankara’nın talebini kabul ettiğini gösteren belgeleri yayımlamaya başladı. Yunanlılar çok uzun yıllar boyunca bu kısıtlamaları kaldırmaya çalışmışlar ama başarılı olamamışlar. Şu sıralar Atina NATO’ya çok öfkeli ve amaç, NATO geçmişten bu yana Türkiye’den yana demek.

Ta Nea, dün “NATO Zirvesi, Erdoğan ve Müzakere Sanatı” manşetiyle çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı öven satırlar, Yunanistan’ın başbakanı olabilmek için Türkiye karşıtlığı üzerine siyaset kuran Dışişleri Bakanı Dendias’ı çok rahatsız etmiştir muhakkak.

Atina’da bir diğer alarm durumu turizmle ilgili. Rusya’nın Yunan diplomatları sınır dışı etmesinden sonra ülkenin birçok yerinde Yunanistan konsoloslukları kapatıldı. Bu da Yunanistan’dan tatil alan Rus turistler için vize krizine neden oldu. Rus turizm medyası ve tur operatörleri Yunanistan vizesi alamayan turistleri Türkiye’ye yönlendirmeye başlamış. Atina bu durumdan da çok rahatsız.

Yazının devamı...

Sonuçta ne aldık ne verdik...

29 Haziran 2022

Türkiye, İsveç ve Finlandiya’ya NATO üyeliği değil zaman vermiş oldu. Üyeliklerin gerçekleşmesi önümüzdeki bir yıla yayılacak ve hem İsveç hem de Finlandiya parlamentolarının onay vermesi gereken bir süreç olacak. İsveç ve Finlandiya’nın üyeliklerini sonsuza kadar tıkamanın Türkiye’ye vereceği zarar sağlayacağı faydadan daha büyük olacaktı. Ankara, sadece üyelik takviminin öne çekilmesine olanak verdi.
Gelelim aldıklarımıza:

İki AB üyesi İsveç ve Finlandiya’nın imza koyduğu bir belgede PKK’nın Suriye kolu YPG’ye desteğin kesileceğinin belirtilmesi en önemli başarı. ABD ve Avrupa’nın “PKK başka YPG başka” masalının sonu anlamına geliyor bu.

İki ülkenin terör örgütüyle mücadele sözü vermesi kağıt üzerinde çok anlam ifade etmeyebilir. 2022’de PKK’nın en fazla eylem yaptığı yerler Güney Lefkoşa ve Stockholm oldu. Mücadele sözü önemli. En azından artık Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı isimleri kendi parlamentolarında konuşturamazlar.

İsveç, yetişkin çocuğu DEAŞ’a katılan anneye bile hapis cezası vermiş bir ülke. İmzaladıkları kağıdın arkasında durur ve bu konuyu bir devlet politikası haline getirirlerse, PKK ve FETÖ üyelerinin iadesi konusunda kilit açılır.

İsveç, Türkiye’ye karşı 2019’dan beri fiilen uyguladığı silah ambargosunu kaldırma sözü verdi. İsveç’ten Türkiye’nin alabileceği fazla bir silah yok aslında. Ancak, ABD, F-16 satışı konusunda yan çizerse gripen savaş uçakları da gündeme gelebilir. Tek tedarikçi yerine alternatif pazarların olması her zaman elimizi güçlendirir.

Cumhurbaşkanı’nın “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” dediği Fransa’nın resmi haber ajansı AFP, Türkiye’nin blokajını kaldırdığı haberini flaş haber olarak geçti. Rusya-Ukrayna savaşı, uzun zamandır ikinci planda olan NATO’yu Avrupa Birliği’nden daha önemli hale getirdi. BBC, haberi “NATO toplantısında erken atılım” olarak geçti. Dün gece hemen her ajans için durum aynıydı. Türkiye, “Batı ittifakını tıkayan ülke” konumundan, “sorun çözen” ülke konumuna atladı.

Terör örgütünün propaganda sitesi, dün “Finlandiyalılar Türkiye’ye taviz verilmesine karşı” diye haberler servis ediyorlardı. Avrupa’da 5 kişi yan yana gelse “Büyük eylem” diye propaganda yapan propaganda siteleri, NATO Zirvesi’ndeki uzlaşmadan tek satır söz etmedi.

Yazının devamı...

Türkiye’nin adsız James Bond’ları

26 Haziran 2022

Hayatı boyunca en az bir James Bond filmi seyretmiş insan sayısı diğer tüm seri filmleri izleyen insan sayısından fazladır.

“Ben Bond, James Bond” repliğini bugüne kadar toplam 7 aktör kullandı ama James Bond karakterinin yaratıcısı Ian Fleming’e ilham veren gerçek James Bond kim sorusuna verilen cevap sayısı aktör sayısından daha fazla.

BBC Dergi, 2015’te Kanadalı William Samuel Stephenson’un adını ortaya attı.

1943’te Nazilerin, hidrojen bombası üretimi için ihtiyaç duydukları yüksek miktarda suya erişimini engelleyen ve 2. Dünya Savaşı’nın kaderini değiştiren adam diyorlar Stephenson için.

Başka kaynaklarda gerçek James Bond’un Sırbistan vatandaşı Duşko Popov olduğu iddia ediliyor. Almanya için casusluk yaparken onlara yanlış bilgi veren ve aynı zamanda İngiliz gizli servisi için çalışan biri Popov.

İddia o ki Tokyo’daki görevi sırasında Japonya’nın ABD donanmasını vuracağı istihbaratını alıp, bu bilgiyi ABD yetkililerine iletti ama ihbarı ciddiye alınmadı.

Bir de Galler’in Swansea şehrindeki mezar taşında James Charles Bond yazan biri var. Torunu mezar taşına 007 rakamlarını da ekletti. Bu kişiye dair bilinen gerçek, 2. Dünya Savaşı sırasında yazar Ian Fleming’e bağlı olarak Özel Operasyon dairesinde çalıştığı. Sonuçta adı da Bond işte...

Bir film serisi casuslar dünyasına dair kafamızda bir fikir oluşturuyor ama gerçek hayatta ajanlar ve kahramanlıklarını o kadar çok bilmiyoruz.

Yazının devamı...

Türkiye’nin B planı devrede

24 Haziran 2022

ABD Başkanı Biden ağırlığını koymaz ve ABD Kongresi Türkiye’ye yeni F-16 satışına izin vermezse ne olur?
Fransa’dan savaş uçağı almayı aklımıza bile getirmeyiz zira Macron bunu “Türkiye’ye hayır” deme şovuna dönüştürür. “Rusya’dan 5. nesil SU-57 savaş uçağı almaya mecbur kalırız” diye bir fikir var ama o da bir seçenek değil. Gerek pilotların eğitimi, gerek NATO’nun ortak haberleşme sistemi, gerek bakım-işletme… Tüm kurulu düzeni değiştirme mecburiyeti bu seçeneği de imkânsızlaştırıyor.

İşte bu noktada Ankara B planı için düğmeye bastı. Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz, Londra’da İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanı’yla bir görüşme yaptı. Dışarıya sızan bilgilere göre, Türkiye, yerli 5. nesil savaş uçağı envantere girinceye kadar, gelişmiş uçak ihtiyacını İngiltere’den 2. el Eurofighter Typhoon uçakları alarak kapatabilir.

Türkiye’nin filosuna katmayı planladığı Eurofighter Typhoon, Yunanistan’ın Fransa’dan aldığı Rafale uçaklarıyla çok yakın özelliklere sahip. Düşük irtifa it dalaşında Rafale, yüksek irtifa it dalaşında Eurofighter Typhoon avantajlı. Dünyadaki kullanımına bakacak olursak, Eurofighter Typhoon daha çok ülke tarafından tercih edilmiş. Rafale, hava-kara savaşlarında etkin olmak için üretilmiş, Eurofighter Typhoon hava-hava savaşında etkili. Rafale, uçak gemisine inen versiyonlara da sahip ama bu Ege’deki denge için detay zaten.

Sonuç olarak, Türkiye, Ege’de deniz ve hava üstünlüğünü korumak için adımlarını sıklaştırmaya başladı zira Washington’a güvenemeyeceğimizi biliyoruz.

Atina boyunun ölçüsünü aldı

24 Mayıs’ta yabancı ajanslar, tüm dünyaya Suudi Veliaht Prens Selman’ın bir bölge turuna çıkacağını duyurdu. Habere göre, Selman Ürdün, Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı ziyaret ettikten sonra Türkiye’ye gelecekti. Fakat gezi haberdeki gibi olmadı.

Prens Selman, Ankara ile Atina arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde Yunanistan ve Güney Kıbrıs gezilerini erteleyerek, Türkiye’ye gelmeyi tercih etti.

Yazının devamı...

Başbakan olmak için Türkiye ile savaşı göze alan adam

15 Haziran 2022

Adı Nikos Dendias.

Bugün Yunanistan Dışişleri Bakanı. Gençliğinden beri sağ siyasetin içerisinde ama hep üye olmuş, hiç lider olamamış.

Milletvekili seçildikten sonra 10 ay süreyle Adalet Bakanlığı, iki yıl da Kamu Düzeni ve Vatandaşı Koruma Bakanı olarak görev yaptı.

Bakanlık süresinden en fazla aklımızda kalan şey, Yunanistan meclisinde yediği dayak oldu.

Aşırı sağcı Altın Şafak’ın milletvekili Kasidiaris konuşma yaparken önünden geçen Dendias’ı uyardı, Dendias cevap verince, parlamentosunda bir güzel dayak yedi.

Yunanistan’a gelen Suriyeli mültecilere kötü muamele de Dendias’ın bakanlık döneminin eseri, bugün başını okşayan efendileri o gün Dendias’a çok laf etmişlerdi. Daha sonra, üç ay Kalkınma ve Rekabetçilik Bakanı, altı ay da Milli Savunma Bakanı olarak görev yaptı.

Partisi Yeni Demokrasi seçimleri aşırı sağcıların desteğiyle kazandığı günden beri, Dendias bir zamanlar dayak yediği adamlara şirin gözükme derdinde, bunun yolunun da Türkiye karşıtlığından geçtiğine inanıyor.

Öyle tutarsız bir adam ki Türkiye’den Yunanistan’a mülteci gelmesin ama Türkiye mülteciler için Suriye’de yerleşim yerleri de inşa etmesin diyebiliyor aynı cümle içerisinde.  Tek hayali Yunanistan’a başbakan olmak aslında. Ankara’da diplomatik kuralları çiğneyerek yaptığı şov da bunun bir parçası, her tarafta “Yunanistan demokrasinin beşiği” diye böbürlenmesi de...

Yazının devamı...