Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iletişim ekibinin televizyon programlarını nasıl düzenlediğine dikkat ettiniz mi hiç?

TRT ortak yayınına bir çarşamba günü çıktı Cumhurbaşkanı.

Tesadüf değildi gün seçimi, ‘Diriliş Ertuğrul’ ile TRT’nin birinci çıktığı bir akşamda gerçekleşti yayın.

Show TV ve Habertürk ortak yayını bir pazartesi günü yapıldı. ‘İçerde’ dizisiyle Show TV’nin birinci geldiği tek günde. Kanal D-CNNTürk canlı yayını da bir perşembe günü yapıldı. Kanal D’nin bu sezon ekrana sürdüğü önemli iş ‘Vatanım Sensin’den önce. Star TV-NTV ortak yayınını da yine bir çarşamba günü yapıldı. Star TV’nin ‘Kara Sevda’ ile hep ilk üç içine girdiği günde. En son Atv-A Haber yayını bir salı günü gerçekleştirildi. ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ yayınından dolayı seyircinin Atv alışkanlığının en yüksek olduğu gecelerden birinde yapıldı yayın.

Siyasi iletişimde temel amaç, mesajını mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaştırmaktır. Belli ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuk olacağı televizyon programları da kanal sırasından ziyade reyting mühendisliği yapılarak belirlenmiş ve mesaj ulaştırılan kitlenin en geniş kitle olmasına dikkat edilmiş. Fark etmeyenler olmuştur ama siyasi iletişimde reyting zekasına bundan sonra herkes dikkat edecektir.

Poker zeka oyunu mu?SİYASİ İLETİŞİMDE REYTİNG ZEKASI...

Çin’de bir poker turnuvasına katılan yapay zeka programı tam 290 bin dolar ödül kazanmış. Ödülü bırakın, asıl önemlisi çok iyi altı poker oyuncusunu masa dışına itmiş. Hadi satranç ve benzeri zeka oyunlarını anladık da bu neyin nesi acaba diye biraz didikledim haberi. Meğer yazılımcılar, karmaşık yazılımlarla yapay zekaya blöf seçeneğini de öğretmişler. Tahminen rakibin elinde olan kağıtların kendi elinde olanlardan üstün olma ihtimalini hesaplamıştır, o kadar detayı bilmiyorum.
Bildiğim, şimdi herkesin bu yapay zekayı yenmeye çalışacağıdır...

Diziler vatandaştan kıymetli mi?

Bu şehri yönetenlerin, bu şehirde yaşayanlara zerre saygıları yok. Eğer olsaydı, Maçka Parkı gibi bir yerde, gün ortasında, çatışma sahnesi çekilmesine izin vermezlerdi. Terör travmasını atlatmaya çalışan bir ülkede, insanların biraz nefes almak için gittiği bir yerde, kalabalık bir saatte ve iş gününde, böyle bir çekime izin verenler, bana halka saygı duyduklarını anlatamazlar. Korkan, panikleyen, polisi arayan bir sürü insan oldu o çatışma sahnesi çekilirken. O izni verenler, senaryonun iki satırını dahi okudunuz mu? Ya da kuru sıkı tabanca kullanılmadan da çatışma sahnesi çekileceğini bilecek kadar televizyon bilginiz var mı?
Ve en önemli soru, ne hakkınız var vatandaşın huzurunu kaçırmaya?
Bu son yaşanan örnek ama bu örnekten o kadar çok var ki...

SİYASİ İLETİŞİMDE REYTİNG ZEKASI...

Bir dizi çekimi demek, 15-20 kamyonet, en az 2-3 karavan demektir. İstanbul’un göbeği Levent’te, trafiğin en civcivli olduğu saatte, saydığım bu araçlar yolun bir şeridini kapatacak şekilde park etti saatlerce. Trafik daha da keşmekeş hale geldi, tek bir kişi sesini çıkarmadı. Anadolu Hisarı en fazla sahne çekilen yerlerden biri ya, orada da Kavacık’tan gelen kavşağın ana yolla kesişim noktasına park ediliyor araçlar. ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ çekilirken, Gümüşsuyu’nun en işlek sokaklarından biri iptal oluyordu, en rahat ve en fazla dizi çekilen yer Zekeriyaköy’de bile diziler yüzünden yollar tek şeride düşüyor, ya da bir villa kiralayanlar, tüm bir sitenin otoparkını doldurduğu için durmadan hır-gür çıkıyor. İstanbul’u yönetenler, ilçe belediyeleri ve bu izinleri kim veriyorsa, ilgili makamlar. Ben vatandaşım kardeşim, birileri dizi çekecek, para kazanacak diye benim huzurumu bozmaya, trafiği daha da katlanılmaz hale getirmeye hakkınız yok. Hele ki gün ortasında Maçka Parkı’nda çatışma sahnesine izin verip, milleti panikletmeye hiç hakkınız yok.

Hamile misiniz?SİYASİ İLETİŞİMDE REYTİNG ZEKASI...

Bu aralar yeni evlenen oyunculara sık sık “Hamile misiniz?” diye soruyor magazin servisinde çalışan arkadaşlar. Ya da haberlere ‘Hamile mi?’ diye başlıklar atılıyor ve herkes okuyor. Hamilelik bizim topraklarımızda hemen herkese ilan edilen bir durum değildir. Hatta kötü gözlerden ve nazardan korunmak adına belirli bir süre saklanır da anne ve baba adayları tarafından. Bir de isteyip, uğraşıp da hamile kalamayan insanların ruh halleri var. O yüzden bu soruyu “Hava nasıl?” diye sorar gibi sormaktan vazgeçmek lazım. İsteyen hamile olduğunu açıklar ama istemeyene böyle sorular sormak çok ayıp.

Yokuş mu dediniz?

Gördüğünüz fotoğraf dünyanın yerleşim olan en dik yokuşu, Yeni Zelanda’da çekildi. Baldwin Street diye bir arama motoruna yazarsanız daha binlerce fotoğraf görürsünüz. Elin oğlu, yokuşu bile turizm için çekim merkezi haline getirirken biz kendi ayağımıza sıkmaya devam ediyoruz. Booking.com kapanmıştı ya benzeri sitelerin de eli kulağında, yakında onlar da kapanacak. Dünyanın kendisine yokuş üretmekte eşsiz olan ülkesi, güzel ülkemiz...

SİYASİ İLETİŞİMDE REYTİNG ZEKASI...