Trafik ışıklarında kaç kez bir tinerciye camı daha da kirlettiği halde para vermek zorunda kaldınız? Siz istemeden yapılan bu iş, aslında bir çeşit gasp. Silah olarak tabanca ya da kesici bir alet değil, bakışlar ve genellikle tiner çekilir gibi yapılan bir torba kullanılıyor. Bir sürü insan, zorda kalsa kimsenin yardım etmeyeceğini bildiğinden, “1 TL için canımı tehlikeye atmaya değer mi?” endişesiyle veriyor o parayı.

Polis ve zabıta, bir süre ciddi biçimde mücadele etmişti. Yakalanan tinerci adliyeden polisten önce çıktığı için kanun güçlerinde eski iştah kalmadı. Ve en sonunda bir tinerci Nişantaşı’nda günün en kalabalık saatinde adam yaktı. Aralarında alacak-verecek meselesi vardı demesin kimse...

TİNERCİNİN ADAM YAKTIĞI ŞEHİR

Görgü tanıklarının ifadelerinden anlıyoruz ki söz konusu madde bağımlısı, caddede tanımadığı bir sürü insana bulaşmış, küfür etmiş. İstanbul’un göbeğinde nasıl oluyor bu? Terör yüzünden şehrin ciddi bir turist kaybı var zaten. İstanbul bir de tinercilerin adam yaktığı şehir diye adlandırılmaya başlanırsa vay halimize... O yüzden meclis bu işe bir el atmalı ve polisle zabıtayı, “Boşuna mücadele ediyoruz” duygusundan kurtaracak yasa değişikliklerini yapmalı.

GOOGLE, UTANDIRMA BİZİ...TİNERCİNİN ADAM YAKTIĞI ŞEHİR

Google, 2016 arama trendlerini açıkladı. En fazla Aleyna Tilki adını aramışız. Sonra 2016’da aramızdan ayrılan Oya Aydoğan, Mustafa Koç ve Tarık Akan isimlerine bakmışız. Kemal Doğulu, ‘Kiralık Aşk’ta oynayan Barış Arduç da adları en fazla arananlar arasında. Gönül isterdi ki, en azından Aziz Sancar adını görseydik o listede. Aralık 2015’te Nobel Ödülü alan, ülkesine bağlılığını dile getirmekte son derece cömert olan bir bilim insanı, ne saydığım isimler, ne de futbolcu Emre Mor kadar merak edilmemiş ülkemizde... Baktım ödülün açıkladığı 2015 yılının en çok arananlar listesinde de yok Aziz Sancar. Yapma be Google, utandırma bizi böyle...

HEMŞİRELERİ ANLAMAK

Hemşireler, Murat Boz’un son filminde yer alan sahnelere “Cinsel obje değiliz” diye karşı çıktılar. Kimileri aşırı alınganlık diye yorumlasa da ben o fikirde değilim. Bir hemşire ambulansın içinde, iki yaralının cinsel tacizine uğradı. Çok eskiden değil, 2016 Haziran’da memleketin uzak bir köşesinde değil, İzmir’de.

TİNERCİNİN ADAM YAKTIĞI ŞEHİR

Bundan ötesi olabilir mi sizce? Siz hemşirelerin yerinde olsanız, mesleğinizin algısı için mücadele etmez misiniz? Filmin yapımcısı, “Bu bir hayal sahnesi ve yargısız infaz yapılıyor” demiş. Peki hemşirelere cinsel obje muamelesi de yargısız infaz değil mi?

YAZIK DEĞİL Mİ HABERTURK.COM’A

Star TV’de ‘Gecenin Kraliçesi’ dizisi tutsun diye NTV’de Meryem Uzerli belgeseli yayınlanmıştı. Bir dizi için kocaman bir markaya yazık edilmemeli diye itiraz etmiştim o zaman. Şimdi de benzer bir durum Show TV’nin ‘İçeride’ dizisi için geçerli. Haberturk.com’un televizyon bölümüne giriyorsun, 20 manşetten 16’sı ‘İçeride’ dizisine ait haberler. İyi çalışan bir sitenin imajını, Show TV’nin tutan dizisini daha da parlatmak uğruna bozmamak lazım.

REKLAMIN REKLAMI...TİNERCİNİN ADAM YAKTIĞI ŞEHİR

Şarkıyı Kalben söylemiş ve de çok kalpten söylüyor.

Ama şarkı, ekrandan akan görüntülerle birleşince daha da anlamlı hale geliyor.

Sağlık sigortası reklamlarında görmeye alışkın olduğumuz küçük ev kazaları yerine, kanser gibi çok zorlu bir tedavi sürecini ve hayatın içinde olan ne varsa hepsini kapsayan bir reklam. Sarsıcı, insanın duygularına seslenen bir iş. Uzun zamandır ne benim, ne de çevremdeki insanların başladığında zapping yapmadığı tek reklam filmi sözünü ettiğim. Çünkü gerçek ve hepimizin hayatına dokunuyor.

HINCAL ABİ, BİR DAKİKA

Cumartesi gecesi yaşanan terör saldırısı ve televizyon yayınlarına dair, Hıncal (Uluç) Abi, iki yazı yazdı. İkisinde de, “RTÜK’ün getirdiği yayın yasağı” ifadesi var. Bu bilgi sıkıntılı. Terör eyleminin olduğu gece, geçici bir yayın yasağı getirildi. Yasak kararını veren Başbakanlık.

RTÜK, kararı kanallara tebliğ eden kurum oldu sadece. Pazar günü verilen yayın TİNERCİNİN ADAM YAKTIĞI ŞEHİRyasağı kararıysa İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’nden geldi. Kanalların kararlara ne kadar uyduğu tartışmasına gelince; mahkeme kararında, “Her türlü haber, röportaj, eleştiri gibi yayın yapılmasına” diye bir ibare var. Çok açık uçlu bir ifade bu. Oysa yayın yasaklarında daha net olunmalı. Mesela, “Soruşturmanın içeriğini tehlikeye düşürecek haberler ya da görgü tanıklarının anlatımı” gibi
maddeler olmalı.

Haber kanallarının patlamadan 24 saat sonra bile, “Son dakika” ibaresiyle yayında olması elbette eleştirilmeli. Ancak bu son terör olayında, resmi açıklamalar gelmeden kimse ölü ve yaralı sayısı da vermedi. Unutulmamalı ki, haberi hiç vermemek, aynı zamanda sosyal medya manipülasyonlarına da sonuna kadar kapı açmak demektir.