Oyuncu Özge Özpirinçci, iki yaşındaki yeğeninin bakıcı tacizine uğradığını yazıp, o kişinin bulunması için sosyal medyadan yardım istedi. Birçok ailenin yaptığı gibi saklamak, üzerine, örtmek ve şikayetçi olmak yerine, yok saymayı tercih etmedikleri için kutlamak lazım aileyi...

Evet, yüzleşmemiz gereken bir sorun bakıcı olayı...

Sadece kız ya da erkek çocukların istismar edilmesi değil problem, tanıdığım bir sürü aile defalarca bakıcı değiştiriyor. Bu sektörde çoğunlukla yabancılar çalışıyor zira, yerli ve yatılı bakıcı bulmak zor. Bulduğunuzda da istenen maaş genellikle çok yüksek oluyor.

Aileler, sadece para yüzünden değil, ‘Yerli bakıcı gündüz eve birini alır, kocası-erkek arkadaşı gece kapıya dayanır’ endişesiyle de yabancı bakıcı tercih ediyor.

Bir de bu sıralar çok moda olan Filipinli bakıcıların çocuğa İngilizce öğretmesini ek fayda sayan aileler var.

Türkiye’nin bakıcı sorunu...

Çok paranın döndüğü bir sistem bu...

Bir yanda cinsel taciz, hırsızlık yapan bakıcılar varsa, diğer yanda pasaportları zorla elinden alınan, yer yer köle gibi çalıştırılan insanlar da var.

Devlet, sistemin kayıt altına alınması ve SGK’ya prim ödenmesi kısmıyla ilgileniyor ama kaçak bakıcı sayısı yasal olandan kat kat fazla...

“Durum bu da, çözüm ne?” derseniz? Hem teknoloji hem de aile bağları derim.

Çaresi yok, evler bir şekilde kamerayla donatılacak, görüntüler sık sık izlenecek. Yaşı çocuk bakmaya müsait olmayan anneanne ya da babaanneler de gözlemci olarak evde olacak, bakıcı-çocuk ilişkisini kontrol edecek.

Bir de eleman bulma ofisleri var ya, onlar da portföylerine dikkat edecek.

Bebek hemşiresi diye tanıtılan bir bakıcının, çocuğa antibiyotiği toz halinde, suyla karıştırmadan vermeye çalıştığını bilen biri olarak yazdım bu satırı...

Zenginin alacağı, fakirin alacağını döver...

Erkan Petekkaya, ‘Paramparça’ dizisinden kalan alacağını tahsil etmek için Londra’ya gidecekmiş. 3 milyon TL, az buz bir para değil, gidecek elbette... Yapımcı Endemol Shine şirketi, global bir marka, paraları yok değil, ancak borcu öderler mi bilmiyorum. Medya dünyası, ‘Paramparça’ yıldızlarının alacaklarını haber yapıyor da, setteki insanların durumunu bilen var mı? Kira ödeyemedikleri için, aynı evde imece usulü yaşayan insanlar var, bir zamanlar ‘Paramparça’ dizisinde çalışmış.

O insanların toplam alacakları, diğer alacakların yanında ufak bir para kalır ama şöhret değiller ya, o yüzden kimse umursamıyor yaşananları...

Türkiye’nin bakıcı sorunu...

Kaldı ki, o insanların kredi sicilleri yerle yeksan oldu, bir daha başka bir yerden borç bulup, ayağa kalkabilirler mi bilmiyorum. Erkan Petekkaya, her zaman büyük rakamlarla yeni iş bulma imkanı olan bir isim. Set çalışanları iş bulsa ne olacak? Onca büyük yara kolay kolay kapanmaz.

Sonuç mu? Endemol Shine, hiç umursamıyor olabilir ama televizyon sektörünü bilen biri olarak son derece umursuyorum o arkadaşların durumunu...

Firma, Türkiye’de yeni bir proje yapmayabilir ama yeni bir format satabilirler yine...

Hiç endişeleri olmasın, elimden geldiğince hatırlatacağım set emekçisi arkadaşlarımın halini...

Türkiye’nin bakıcı sorunu...

Belgesel zamanı...

TRT’nin düzenlediği ‘Belgesel Günleri’ yarın başlıyor. Daha doğrusu bugün bir panelle açılış yapılıyor ama belgeseller yarın gösterime giriyor. TRT İstanbul Radyosu binası başta olmak üzere merkezi yerlerde, ücretsiz olacak bu gösterimler... Merak edenler programa internet ortamında kolayca ulaşabilir. Hani hep anketlerde “televizyonlarda diziler değil, belgeseller yayınlansın” der ya bizim insanımız... İşte size bedava belgesel seyretme fırsatı... Hoşuma giden kısmını da yazayım, yabancı yönetmenlerin belgeselleri Türkçe, Türk yönetmenlerin belgeselleri de İngilizce altyazıyla ekrana gelecek.

Bu kadar utanmaz işte katiller

Instagram’da gördüm, gözlerime inanamadım. Kaçak içki yapımında
kullanılan tarımsal etil alkol ve anason aromasının reklamını yapıyor adamlar. Bırakın kınamayı, fiyat soran insanlar var, yorum kısımlarında...

Devlet bu çarkı fark etti ve tarımsal etil alkole acı tat konulmasını mecburi hale getirdi. Problem şu ki, daha önce tarımsal etil alkol almış olanlar, halen satış yapmaya devam ediyor. Ürettiklerini kim alıyor, piyasada ne kadar sahte içki var bilmiyorum. Bildiğim, bu katillerin reklam yapacak kadar utanmaz oldukları...

İstanbul için çare yeşil çatı...

“Hem sık sık sel haberi okuyoruz hem de kuraklık artıyor” diyorlar.

Bir sürü insan böyle düşünüyor ama gerçekten doğru bu durum.

Eskiden bir ayda 100 kilogram yağış alan bir yere, şimdi 80-85 kilogram yağış düşüyor. Ancak eskiden zamana yayılarak düşen yağış, şimdi bir anda, saatler içerisinde düşüyor ve seller meydana geliyor. Küresel ısınmanın sonuçlarından birisi bu yaşadığımız. Hollanda, bu işe çare olarak yeşil çatı formülünü geliştirdi ve şimdi devlet desteğiyle uygulamaya başladı.

Türkiye’nin bakıcı sorunu...

Yeşil çatı, çatıların bitki örtüsüyle kaplanması demek. Aslında amacı da yere düşen suyu mümkün olduğunca azaltmak.

İstanbul’da özellikle her yağışta sel yaşanan bölgeler için bu önlemi düşünmek, hatta pilot uygulamalara başlamak lazım bence...