Dalga geçmiyorum, ‘2019’da Yılın Kadını’ değilse de rol model olma halini düşünmemiz gereken kadın oldu
Şeyma Subaşı...
Biz ne kadar hayatını bir kaşımız havada ve şaşırarak izlersek izleyelim, Subaşı’nı rol model olarak kabul eden binlerce genç kadın var. Şaşaalı bir hayatı, finansmanı nasıl olursa olsun, bol bol gezmeyi, hak edilmiş ya da edilmemiş olsun ‘şöhret’ diye tanımlanmayı, anneliği, saçına süpürge etmeden de yaşamayı, istiyor bir sürü genç kadın... Eskinin idealizmini sıkıcı buluyorlar, “Bir hayatım var ve onu dilediğim gibi yaşayacağım” felsefesine inanıyorlar. Şiir komik geliyor onlara ama Orhan Veli’nin Aşk Resmi Geçidi’ndeki “İki çıplak da olsa olsa, bir hamama yakışırmış” mısrasına uygun bakıyorlar hayata...
Çalışarak, emek
vererek, servet sahibi olacağına inanmayan, inansa da serveti, 50’lerinden sonra değil; erken yaşlarında isteyen bir kuşak var... Onları anlamadan, Subaşı
etkisini de anlamamız pek mümkün olmayacak galiba...

Öküzü az bir 2020 olsun...

Pazartesi günü, İstanbul’un en işlek toptancı marketlerinden birinini otoparkında, 2020’nin nasıl olmaması gerektiğine dair müthiş bir an yaşadım. Adamın biri, tıka basalı dolu pikabın arkasına yüklemek için bir alışveriş arabasıyla yolun ortasında durdu.
Aracın sağına gitmeye zahmet etmedi, solunda da başka bir araba vardı ve adam hiç utanmadan yükleri teker teker dolu kasaya sığdırmaya çalıştı. Ortağı ya da arkadaşı, artık yanındaki kimse utandı ben ve benim gibi bekleyen üç araçtan “Dur, şu yana çekelim alışveriş arabasını” dedi. Bizimki gayet pişkin bir şekilde
arkadaşına cevap verdi, “Burası İstanbul, bekleyecekler elbette...”
Evet burası İstanbul ama eski İstanbul değil... Başkasının hakkına tecavüz etmeyi normal sayan, kendisinden başka kimseye saygı duymayan, öküz desem öküzlere haksızlık etmiş olacağım adamlarla doldu şehir. Dilerim 2020’de
daha az öküzlük görürüz, umarım 2020’de değişme imkanları olmasa da biraz gelişir bu öküz tavırlılar...

Senenin kaybedeni Can Yaman değil

Kaybetmek için, önce kazanmak ve olmak, gerekir... Daha olmamıştı Can Yaman, olma ihtimali vardı sadece...
Eğitim başarısından belli, zekasını kariyer yönetiminde kullanmayı beceremedi.
Kadınların kaslarına duyduğu hayranlığı, ağzından çıkanlarla kendi kendine yok etti. Ama yılın kaybedini değil kesinlikle... Kaybetmek için, önce kazanmış olmak gerekir.

Yılın adamı Kenan Doğulu

Onun hayatına ve evililiğine, dair herkes konuştu, o sadece sustu. Eşi, yaşadığı duygu patlamalarını sosyal medyada yazdı, takipçileri ve medya yorumlar yaptı,
o yine sustu.
O susmayı başardı ama annesi dahil, bir sürü insan, uzatılan her mikrofona konuştu.
Konserleri, sahne performansı, şarkılarıyla değil, Beren Saat izlemeye geldi, gelmedi başlıklarıyla haber oldu. Tek başına, iki kişilik bir hayatı yaşadı adam, tek başına iki kişilik bir hayali sürdürdü ve sonunda başardı. Doğulu, beklemeyi ve susmayı bilen haliyle,
yılın adamı olmayı hak etti fazlasıyla...

Silmekten silmeye fark var...

Geçtiğimiz sene ayrılan birçok çiftin haberini sosyal medyadan aldık. Daha doğrusu birbirini takip etmeyi bırakan, ortak resimlerini sosyal medya hesaplarından silenlere bakıp, “Aa ayrılmışlar” dedik.
Bu silmenin bir hali, yani bir kişiye dair anıları yok etme çabası... Bir de daha farklı bir silme yöntemi var. Stilist Eliz Sakuçoğlu, yılın son günlerinde, hesabından bin kadar fotoğrafını sildi, sadece iki kare bıraktı. Aşık bir tavır göstergesi sanki bu toplu silme eylemi.
“Geçmiş yok, sadece an ve sen” varsın demenin herkese ifşa edilmiş hali biraz...Geçmişe dair sadece bir kişiyi silmekle tüm geçmişi silmek arasında dağlar kadar fark var yani...