Geri Dön
PazarBüyüleyen yollar

Büyüleyen yollar

Didim-Kıyıkışlacık arası kıyı yolu çok ama çok güzel. Kâh çam ormanları kâh zeytin ağacı tarlaları… Hele yaşlı zeytin ağaçları bir harika! Her birinin gövdesi sanat eseri gibi

Büyüleyen yollar

Merhaba dostlar; yolculuğumun 7. günündeyim. Sabah sevgili Caner Yeşil’le boyozlu kahvaltımızı ettik. Malum mekân İzmir-Karşıyaka olunca boyoz pas geçilmez. İzmir’in içi, Güzelyalı, Mordoğan, Karaburun derken nihayet yolun keyifli tarafı başladı. Tırman, in; dar ama keyifli yollar, virajlar ve muhteşem manzara. Karaburun Yarımadası’nı daha önce de tavaf etmiştim. Ama inanın her sefer başka güzel. Ee Vagabond da yolu sevdi ki süzüle süzüle tamamladık yolu.

Güzergâh üstünde olan Yeni Liman köyünün sahildeki kahvehanesine indim. Balık ağı ören balıkçıyı izlerken yudumladım çayımı. Pek konuşkan değiller ama olsun. Havası da ortamı da güzeldi. Sıcağa rağmen şehirden çıkar çıkmaz efil efildi tüm yol. Hele hele tepelerde, durduğumda gölge bile aramadım. Velhasıl güzel bir gün oldu. Şimdi İnci ablam ve oğlu Mehmet Karasu kardeşimin Çeşme Ildır’daki yazlıklarında misafirleriyim. Keşke canım abim, ustam, değerim Ertan Karasu da olsaydı. Çok ama çok sevinirdi. Ruhu şad olsun...

8. gün dostlarla

8. günün sabahı Ildır’dan kahvaltı sonrası hasret gidermiş olarak ayrıldım. Bölge Çeşme olunca yörede yaşayan ve yolculuğumu takip eden dostlarımın davetlerine icabet etmemek olmazdı. Önce Barbaros ve Levent Şimşek kardeşlerimle buluşup Türk kahvesi eşliğinde hasret giderdik. Ardından da Alaçatı’da Levent Akış kardeşimle buluştum. Sevgili Levent “Erkeğin Uykusu” kitabının yazarı. Okumanızı tavsiye ederim. Ha bir de uğur getirsin diye boynundaki Budist tespihini çıkarıp benim boynuma taktı. Takı zenginliğime bir yenisi eklendi. Tekrar teşekkürler. Sonrasında Urla, Sığacık, Seferihisar, Gümüldür derken Kuşadası’na vardım ve bir senedir görmediğim teyzem ve kuzenlerime kavuştum.

Urla’ya gelirken hava kapatıp 1-2 tık çiseledi. Önümden giden arabalar asfalttan bayağı su kaldırıyordu. E hava böyle olunca Çeşme’nin sıcağı üstüne epey iyi geldi. Ta ki Kuşadası’nda trafik ışıklarında pişinceye kadar. Malum Mörfi iyi çalışır. “Kırmızı ışıklar senin Oskrom” dedi! Akşam teyzemler ve yeğenlerimle bahçede neşeli bir akşam yemeği eşliğinde hoşsohbet yaptık. Yeğenim Esra’nın eşi Günter, Afrika Twin ADV kullanıyor; Eserin eşi İlker’de 250’lik scooter var. Eser’in büyük oğlu Emir de 2 teker sevdalısı. Ortak konuda epey hasbıhal ettik.

9. gün pazar olunca

9. gün sabah kahvaltı sonrası düştüm yollara. Niyetim önce Dilek Yarımadası’nı dönmekti. Millî Park kapısına gelince geri çevirdiler. O tarihlerde salgın nedeniyle pazar günü sokağa çıkma yasağı olduğu için sadece turistleri içeri alıyorlarmış. Geldiğim 20 kilometreyi geri döndüm ve yola devam ettim. Didim’e saptım Akbük üzerinden sahil yolundan tekrar ana yola çıktım. Ardından Tuzla’ya Flamingo yoluna girdim. Maalesef flamingolara denk gelemedim ve Boğaziçi yerleşkesinden tekrar ana yola çıkarak Torba sapağından içeri girip Bodrum Yarımadası’nı kıyı kıyı döndüm.

Didim-Kıyıkışlacık arası kıyı yolu çok ama çok güzel. Buradan ikinci geçişim. Yine büyülendim. Kâh çam ormanları kâh zeytin ağacı tarlaları… Hele yaşlı zeytin ağaçları bir harika. Her birinin gövdesi ayrı bir sanat eseri gibi...

Bodrum’un arka yolları fena bozuk. Sanki Bodrum’un sezonuna hazır değil gibi... Yine de çirkinlikleri saklayıp güzellikleri fotoğraflamaya çalıştım bol bol… Bodrum’da kadim dostlarım sevgili Selvin ve Ali Naci Maral’ın misafiriyim. Burada 2 gün dinleneceğim. Malum 9 gündür durmadan yol alıyoruz Vagabond’la. Kısa bir tatili hak ettik! Yol maceramın daha fazla detayına Instagram: Oskrom ve Facebook Osman Kromer hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Dostlar haftaya görüşmek üzere hoşça kalın.

Büyüleyen yollar

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler